Reklamı Kapat

Avustralya (6)

Sidney’de 305 metre yükseklikteki kuleden Sidney’i seyretmek güzel ama, Galata Kulesi’nden İstanbul’u seyretmek kadar güzel değil.

Yine de hakkını yemeyeyim, Sidney şehri, İstanbul’dan sonra benim gördüğüm en güzel şehir.

Avrupa’nın önemli şehirlerini gördükten sonra söylüyorum bunu.

Sidney güzelliğinde Avrupa’da bir şehir yok.

Amsterdam’ın kirli sokaklarından daha kirli işlerin çevrildiği sokaklar da var ama oraları tertemiz hale getirmek için çalışan dostları anlatmak daha güzel olduğundan o sokaklara dalmayacağım.

Opera binasını, Sidney köprüsünü, Yunanlının çalıştırdığı Mecca Espresso’yu, Akvaryum’u, National Maritime Museum’u görmek de güzel ama buraları yarım günde gezip gördükten sonra Milli Görüş camisiyle Diyanet’e bağlı Gelibolu Camii ve cemaatiyle görüşmenin ve onları dinlemenin zevki, kulede içilen kahvenin zevkiyle ölçülecek olsa rakamlar farkı ifade edemez.

Bizim gönlümüzü, dost yüzü ve sözü doyurur.

Milli Görüşçülerin açtığı camide her milletten Müslümanlar kendilerini evlerinde gibi hissedebiliyorlar.

Diyanet camisinde ise yalnız namaz kılıp çıkabiliyorlar.

Mesela Tebliğ cemaatinden birkaç kişi gelip Diyanet camisinde namaz kılabilirler ama orada geceleyemezler.

Diyanet’in bu konuda yurt dışındaki görevlilerine bir uyarı yapmasında fayda var.

Milli Görüşçülerin camisinde gece de kalabilirler.

Diyanet camisinde namazdan sonra Malezyalı bir grup, bir kenarda toplanıp ders yapamazlar.

Diyanet’in uyarısında fayda var.

Milli Görüş camisinde ise Malezyalılar bir grup olarak kendi hocalarıyla, Pakistanlılar kendi hocalarıyla, Fijililer kendi hocalarıyla, Uygur Türkleri kendi hocalarıyla ayrı ayrı ders yapabilirler.

Diyanet kendi görevlilerini uyarmalı.

Ezan okununca da cami imamının ardında namaz kılıp isterlerse derse devam ederler, isterlerse çıkıp giderler.

Adelaide’de her ırktan Müslümanlar camiye geldiler ve yatsı namazından sonra ben onlara konuştum, İngilizceye tercüme edildi.

Melbourne’daki cami temelden cami olarak yapılmış.

Bölgenin mimari yapısına ve cemaatin ibadetine ve eğitimine  çok uygun. 

Adelaide’deki cami, kiliseden çevrilmiş. Halkın değil, papazların rahatı ve tahakkümüne çok uygun.

Bundan sonra camilerinizi temelden cami olarak yapınız, kiliseden çevirmeyiniz teklifime benim bilmediğim bir mazeret getirdiler:

Kilise satın alınır ve camiye çevrilirse ibadethane ruhsatı almaya gerek kalmıyormuş.

Temelden yeni bir caminin ibadete açılması için devletin bürokrasisini aşmak epeyce uzunmuş.

Türkiye’den giden İslami cemaatler arasında uyum çok güzel.

Hepsi kendi hizmetiyle uğraşırken gözünün bir ucuyla diğerinin hizmetini gözlüyor ve sekteye uğrayan yerde hemen omuz verebiliyor.

Bir telefonla randevu hemen veriliyor, görüşme sağlanıyor ve sıcak karşılamalar ve uğurlamalar gerçekleşiyor.

Hepsine ortak söylediğim söz: “Türkiye’den gelen 150 bin insanın hepsine, hiçbir ayırım yapmadan ulaşabilecek bir sistem kurun.

Çok az da olsa otuz yıldır camiye, cemaate gelmeyen insanlarımız varmış.

Onların hepsine mutlaka ulaşın.

Bayramlarda SMS veya mail yoluyla tebrik atın.

Hastasını ziyarete gidin. Sizin aleyhinize söylediği sözleri duymayın.

O size uzak kalmanın suçluluğunu atmak için aleyhinize olur.

Yoksa o, camiyi kendine bir güvence olarak görür.

Dış tavrına değil, içine bakınız ve bağrınıza basabilecek yolları arayınız.

Suç işlemede Müslümanlar, en sonlarda geliyormuşuz.

Bu çok iyi ama burada adını söyleyemeyeceğim suçlardan herhangi birini işleyip hapse gireni de ziyarete gidiniz ve yardım elinizi uzatınız.

Cami açarken, ev alırken, dükkân alırken ev veya dükkân kiralarken şehrin merkezine doğru gidiniz.

Tepesinden Melbourne’u seyrettiğimiz 88 katlı binanın çevresinde yerleşiniz.

Nerede insan kalabalığı varsa orada yer tutunuz.

Sevgili Peygamberimiz, Mekke’den hicret ederken çölü seçmedi, Medine’yi seçti” dediğimde,

“Hocam, yirmi sene evvel gelseydin, sen bu nasihati bize yapsaydın, şimdi bizim birçoğumuz dolar milyoneri olurdu.

Melbourne’un en merkezi yerlerinde 88 katlının dibindeki ev ve dükkânlarımızı sattık, geniş yerler diye kenar mahallelere geldik.

Sattığımız eski ev ve işyerlerimiz bire bin kazandırdı ama buralar hâlâ yerinde sayıyor” dediler.

“Bundan sonrası için dediğimi yapınız” dedim ve oradan ayrıldım.

Uçakla bir günde varılan, bir günde de dönülen bu diyarda on iki gün kaldıktan sonra  ayrılırken gözüm arkada kalmadı.

Çünkü hayal edemeyeceğim kadar güzel hizmetler yapan hocalar ve cemaat gördüm Avustralya’da.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?