Reklamı Kapat

Evlilik sevap havuzudur

İslam, yaratılıştan gelen cinsel arzu gerçeğini itiraf etmiş, onu helal yoldan gidermenin yolunu kolaylaştırmış, cinsi arzulara sınır çizmiş, deli bir boşalmadan ve rezil bir kısıtlamadan uzak olarak belli sınırlar içerisinde bu arzuları tatmin etmenin yolunu açmıştır.

Evlilik: “Bir erkekle kadın arasında, bunların birbirlerinden meşru olarak istifade etmek arzusu ile yaptıkları akde (sözleşmeye)” denir. Peygamber (sav) Efendimiz de: “Ey gençler topluluğu! İçinizden kim evlenmeye güç yetirebiliyorsa evlensin. Çünkü gözü haramdan en çok saklayan, ırzı en iyi muhafaza eden budur. Kim de evlenmeye güç yetiremezse oruca devam etsin. Zira oruç, onun için bir korunmadır.” “Evlenmek benim sünnetimdir. Kim benim bu sünnetimle amel etmezse, benden değildir (benim yolumda olmamış olur).”“Evleniniz! Çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar ederim.” “Evlenme imkânı olmayan oruç tutsun. Çünkü oruç şehveti kırar.” buyurmuştur.

Dinimizce evliliğin en büyük gayesi, kendine ve toplumuna sahip çıkan İslam’ı bir hayat nizamı olarak kabul eden Hz. Muhammed (sav) ümmetinin çoğalmasıdır. Peygamber (s.a.v.) birçok hadislerinde evliliği teşvik ederek, kıyamet günü ümmetinin çokluğuyla iftihar edeceğini belirtmiştir.

Evliliğin diğer bir gayesi ise fuhuş kapısını kapatmaktır. Dinimiz, aklı, dini, nefsi, nesli ve malı korumayı tüm Müslümanlardan istemektedir. Zinayı şiddetle yasaklayan dinimiz, buna karşılık evlenmeyi teşvik ederek, ruhen ve bedenen sağlıklı nesillerin yetişmesini sağlamayı gaye edinir.

Şeytandan korunmanın ve azgın şehevi arzulardan kurtulmanın yolu evliliktir. Nefis ayaklandığında artık ona ne akıl ve ne de din karşı koyabilir. Şeytanın insanı saptırmada, Allah’a kulluktan uzaklaştırmada kullandığı en cazip vasıtalardan birisi hiç şüphesiz şehvettir. Evlilikle birlikte insan, fıtratındaki şehvet arzusunu meşru yollardan gidermiş olur. Şeytanın oyununa gelmeyerek de onu çılgına çevirir. Dinini tam olarak yaşama fırsatını bulur. Bu konuda, her şeyiyle bizlere örnek olan Resûlullah (s.a.v) şöyle buyuruyor: “Kim evlenirse imanının yarısını tamamlamış olur; artık kalan yarısı hakkında ise Allah’tan korksun.”

Şeytan, kişinin şehvetini tahrik etmek için kadına bakmayı güzel gösterir. Bu tuzaktan kurtulmanın yolu Resûlullah (s.a.v.)’in evrensel mesajından geçmektedir. Şöyle buyuruyor: “Biriniz, hoşuna giden bir kadın görür ve kalbi vesveseye düşerse, hemen hanımının yanına dönerek onunla birlikte olsun. Çünkü bu, nefsindeki şeyi giderir.”

Evlilikle birlikte cinsi sapıklıklar ortadan kalkar. Evliliklerin olmadığı ya da kolaylaştırılmadığı toplumlarda ise sapıklıklar çoğalır, namuslar tehdit altında kalır, tecavüzler artar. Bütün bunların sonucunda ise cinayetler ve intiharlar had safhaya çıkar. Sapıklığa yeltenen ırz düşmanları tecavüz ettikleri kadınları, kızları hatta küçücük çocukları sonuçta öldürürler. Bunun sonucunda pek çok mutlu aile yuvası yıkılır. Bugün böylesi olaylar iyice çoğalmış, insanlık bu tür illetlerle karşı karşıya kalmıştır. Bütün bunlardan kurtulmanın yolu, İslam’ın getirdiği evlilik düzenini toplumda en güzel ve en kolay şekilde işletmektir.

Diğer taraftan evlilik, eşler için bir sevap havuzudur. Mü’min erkek ve kadının en büyük hedefi, doğumla ölüm arasındaki kısa zamanı, Allah’ın rızasını kazanacak ameller işleyerek geçirmektir. Evlilik de salih ameller kazandıran bir ibadettir.

Evlilik, kadının değerini artırır. Çocuk sevgisini tattırır. Yaşlılık halinde himaye edilmeyi sağlar. Gayri meşru çocukların doğmasına engel olur. Ev işlerinde yardımlaşmak, yakınları ve akrabaları çoğalır.

Evlenmeyen kadın ve erkekler ise bu ihtiyaçlarını gideremediklerinden sürekli bir bunalım içinde yaşarlar. İster zengin, isterse meşhur olsunlar, bu tür insanlar daima sevinçlerini, dertlerini, üzüntülerini paylaşacak birilerinin özlemini çekerler. Evlilik dışı yollardan bu ihtiyaçlarını gidermeleri mümkün değildir. Çoğunlukla yaşadıkları gayri meşru hayat, menfaate dayanır. Bundan dolayı aralarındaki ilişkiler, menfaatler kısa zamanda bitince ayrılıklar ve hüsranlar başlar. Zaten günümüzde gayri meşru hayat yaşayan insanların sonlarının çok acı olduğuna da şahit oluyoruz. İhtiyarlayıp güzellikleri yok olduğunda etraflarında pervane olanların hiçbirinin kalmaması ve yapayalnız, sefalet içinde ölümü tatmaları gayri meşru bir hayatın insanı daha bu dünyadayken ne hallere düşürdüğünü görüyoruz.

Yaşadığımız ülkede maalesef evlilik konusunda adeta İslam’a savaş açılmış durumdadır. Zira lanetlik bir fiil olan zina kayıtsız şartsız serbest iken evliliğin önüne bin bir engel konmuştur. Bunun en başı da 18 yaş sınırıdır. Diğer yandan erkek açısından -sanki Katolik nikâhı kıyılmış gibi- boşanma nerede ise -kadın istemedikçe- imkânsız hale getirilmiştir. Ömür boyu nafaka ve evliliğin bozulması halinde sahip olunan malların ortak bölünmesi gibi tam bir zulüm olan uygulamalarla insanlar evlilikten kaçar hale getirilmiştir. Tabii kapitalist sistemin serveti belli aile ve şirketlerde toplayan ekonomik anlayışının gençlerin evlenmesinin önündeki engellerden birisi olduğunu da unutmayalım.

Ülkeyi idare edenlerin hamasi nutuklar atma veya sızlanma yerine Avrupa Birliği’nin dayatmalarıyla çıkardıkları yasaları bir an önce iptal etmeleri ve İslam’la çelişen/savaşan yasalar çıkarmaya bir son vermeleri gerekmektedir. Bu konuda idareciler kadar, İslam adına söz söylemesi gerektiği halde susanlar, uyarı vazifesi yapmayanlar da büyük vebal altındadırlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kasadar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Can Dere - Selamün aleyküm hocam. Ülkede İslam ile çelişmeyen bir yasa var mı?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Ocak 21:34

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?