Reklamı Kapat

İdlib’de ateşkes katliama dönüştü

Rusya ve ABD ile masada varılan anlaşmanın sıra uygulanmasına gelince fazla bir anlamının olmadığı, onları verdikleri sözler değil, çıkarlarının ilgilendirdiği iyice ortaya çıktı. Türkiye’nin başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’nın Suriye’nin terör örgütlerinden temizleneceğini göstermesinin ardından önce ABD telaşla Türkiye’nin kapısını çaldı. Sanki Türkiye’nin şartlarını kabul ediyorlarmış görüntüsü altında harekâtın durdurulmasını sağladılar. Ardından da sağlanan mutabakat gereği güvenli bölgenin teröristlerden temizlenmesi için kendilerine süre verilmesini istediler. Verilen süre sona erdiğinde Türkiye’nin teröristleri temizleme harekâtını durdurdukları gibi, bölgenin teröristlerden temizlenmesi hususunda da bir şey yapmadıkları görüldü. Yani ABD ve Rusya ile Suriye konusunda varılan mutabakat sadece Türkiye’nin önünü kesmiş oldu. Ardından Libya gündeme geldi. Bu arada Suriye’de rejim güçleri ile birlikte Rusya’ya ait uçaklar İdlib’i bombalamaya başladılar. Yani, Barış Pınarı Harekâtı engellendiği gibi rejimin önünü açtılar. Bunun da birinci dereceden sorumlusu Rusya oldu. Libya ve Suriye konusunda Rusya ile Türkiye yeniden temasa geçerek bu iki alanda ateşkes ilanına karar verdiler. Ne var ki, ateşkes ilanının ardından gerek Libya’da  gerek Suriye, İdlib’de saldırılar daha da şiddetlendi.

İdlib’e yönelik Suriye rejim güçleri, Rusya ve İran’a bağlı güçler öylesine saldırıyı şiddetlendirdiler ki, bu saldırılarda canlarını kurtarabilmek için sınırımıza yeniden 400 bine yakın Suriyeli yığıldı. Derme çatma çadırlarda ve adeta bataklığı andıran bir ortamda insanlar hayatlarını sürdürmek zorunda kaldılar. Yani, çatışmalar bitecek, bölgeye barış ve huzur gelecek derken ateşkes çağrısının ardından İdlib’de yaşananlar medyamızda, “İdlib’i yakıyorlar” başlıkları altında yer almaya başladı. Sanki ateşkes çağrısı katilleri daha da cesaretlendirmiş oldu.

Halbuki, Suriye’de ve Libya’da ateşkes ilanından önce durum değerlendirmesi Rusya ile yapılmış, her iki ülkede de Rusya destek verdiği güçlerle temas kurmuş, müzakerelerde belli bir noktaya gelindikten sonra, yani Libya’da Hafter, Suriye’de Esed ile Rusya’nın sağladığı mutabakat ya da sağlanmadığı halde sağlanmış havası estirilerek ilan edilen ateşkes bu iki ülkeyi de ateşkesten önceki durumdan çok daha perişan bir hale getirmiş oldu. Böyle olunca ister istemez akla bazı sorular geliyor. Mesela Suriye’de İdlib’e yönelik saldırılar hususunda Rusya Esed’e söz geçiremedi mi? Söz geçiremedi ise saldırılarda Rus uçakları ne geziyor? Yoksa her şeye rağmen Rusya, Suriye’de Esed’e, Libya’da Hafter’e desteğini sürdürüyor, onlara cesaret mi veriyor? Bu soruların üçüne de ‘evet’ cevabı vermek mümkün. Peki Rusya ve ABD’nin ikili oynadıkları bu kadar açık iken bazı gazetelerimiz, yaşanan bunca katliama rağmen hâlâ Suriye’de ve Libya’da barışın Türkiye’den geçtiği başlıklarını nasıl atıyor? Keşke barışı sağlamak için Türkiye’nin devreye girdiği her çatışmada barış sağlansa. Ama görünen örnekler bunun aksini gösteriyor.

Bu bakımdan özellikle bölgemizle ilgili konularda ABD ve Rusya ile kurulan temaslar sonunda barışın sağlanacağını beklemek gerçekçi olmuyor. Gönül olmasını istiyor, bizim gönlümüz barıştan yana iken ABD ve Rusya gibi sömürgecilerin gönlü sadece çıkarlarından yana. Bunun belki yadırganacak bir yanı yok. Her ülke, çıkarlarını düşünmek ve korumak durumundadır. Yanlış olan birtakım maddi çıkarlar için milyonlarca insanın yurtlarını terk etmek zorunda kalışları, milyonlarcasının hayatını kaybetmesi karşısında çıkarların düşünülüyor olması insanı insanlığından utandırıyor. Bazı ülkeler böylesine acımasız ve duygusuz bir noktaya gelmişlerse, o ülkelerle bundan sonra olsun masaya otururken söylediklerinin samimi olmadığını bilmek ve ona göre hareket etmek gerekiyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?