Reklamı Kapat

Evlilikte kriter hâlâ geleneksel

Dünkü yazımda evlilikle ilgili genel algıyı yazmıştım.

Ne ki daha spesifik detaylar durmaktaydı.

Gelenekselin gençlere biçimlendirdiği yargılar.

Özellikle kadın dünyasının, bu konuda daha da mustarip olduğu bir hakikat.

Bu modern zamanda şark toplumları, bu takıntılarını aşmışlardır sanıyordum.

Yanılmışım.

Doğu vilayetlerimizden bir kitap fuarına gittiğimde, oraya yakın şehirden bir grup genç öğretmen kızımız ziyaretime geldi. Sohbet esnasında, “Hocam bizim çok önemli bir sorunumuz var” dediler.

‘Buyurun’, dediğimde.

Bu akıllı, her biri branşında çok başarılı idealist genç kızlar;

“Ne sıkıntılarla okuduk, ailelerimizin kıt kanaat bütçeleriyle üniversitelerden mezun olduk. Bu kez atanamama stresi o kadar çok bizleri yıprattı ki. Çok uğraştık; KPSS, YDS, ALES derken dünyamız başımıza yıkıldı. Her seferinde hüsran. Sonunda çok şükür atamalarımız yapıldı, öğretmen olabildik. Fakat hayatımızdaki tek sıkıntı bu değilmiş. Evlenme çağımız geldi de geçmekte bile. Oğlan anaları, çocuklarının yanına yakışacak, boyları poslarını uygun gördükleri genç kızlar aramaktalar. Muhafazakâr erkekler de idealizm konusunda mangalda kül bırakmaz, mücahide kadınla evlenmek istediklerini söyleyip oturup konuştuğumuzda, konu yine kaş göz meselesine gelip tıkanmakta. Her seferinde hayırlı teşebbüsler olumsuzlukla sonuçlanmakta.”

Genç kızlar öylesine haklıydılar ki.

Temiz fıtratlı, güzel ahlaklı, duygusal, zarif kızlara baktım.

Kadınların ferasetini, rüyalarının sahihliğini, hayallerinin berraklığını, tertemiz kalışlarını ne kadar önemsemekteyim.

Dünyayı cehenneme çeviren, yakıp yıkan, cesetlerle kaplayan kötücül erkeklerin bir kötülüğünü daha nakletti bu nazik kızlar.

Dünyamızın, Anadolu’muzun, varoşların, gecekondu mahallelerinin bile estetik cerahati ile kaplanması boşuna değilmiş demek.

Biçare kadınlar, kendilerinden bir güzellik kraliçesi bekleyen erkeklere karşı bir sıfır önde hayata başlamak için bıçak altına yatmakta imişler meğer.

Hemen aklıma Marilyn Monroe gelmekte. O bir Amerikan rüyasıdır. 3. eşi yazar Arthur Miller ile evli iken hayatının şokunu yaşar. Erkeklerin rüyalarını süsleyen aktris, kendisini önemsediğini sandığı kocasının günlüğünü bulduğunda beyninden vurulmuşa döner. Arthur Miller günlüğünde, Marilyn Monroe’nin kendisini ne kadar hayal kırıklığına uğrattığını, arkadaşları yanında ondan nasıl utandığıyla ilgili cümleler kaleme almıştır. Yazılanları okudukça can evinden vurulur. Amerikan Rüyası’ndan hayat acı bir intikam almaktaydı. İkilinin fotoğraflarında aktris sahte kahkahalar atmakta fakat yazar kocasının suratı daima asıktır. Aktris için uykusuz geceler, depresyonlu gündüzler, sakinleştiricili, uyuşturuculu dönemler sökün eder. Film çekecek, çalışacak enerjisi yoktur. Boşanırlar. Amerikan başkanı,  başkanın kardeşi de dâhil sayısız aşkları olur fakat intiharda çözüm bulacak kadar mutsuzluk peşinde sürüklenir.

Ne yazık ki günümüzde de güzellik, çok büyük bir etken evliliklerde.

Ruh güzelliği her zaman görmezden gelinmekte.

Bir kadının iffeti, şerefi, asaleti, hanımefendiliği, ahlakı, duruşu, çocuklara saygın bir anne olacağı profili, çok önemli etkenken.

Estetik merkezlerinde elde edilmiş sahte kaşlar gözler bile revaçta maalesef.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?