Reklamı Kapat

Nush İle Uslanmayanı Etmeli Tekfir...

Müslümanlar İslam tarihinin en zor ve çetrefilli dönemlerinden birinden geçiyor. İslam coğrafyasında savaş, zulüm, fakirlik, geri kalmışlık gibi sorunların var olmadığı bir ülke neredeyse kalmadı İslam ülkelerinin çoğunda rüşvet, yolsuzluk, adaletsizlik, insan hakları ihlalleri en temel problemler haline gelmiş durumda. Müslümanlar, daha uzun uzun yazabileceğimiz bunca soruna çözüm bulmanın yanı sıra insanlığın içine sürüklendiği felaketten kurtarılması gibi büyük ve ağır bir sorumlulukla karşı karşıyalar. Ancak bu sorumluluğu taşıyan Müslümanlar olarak, Peygamber Efendimiz (S.A.V.)’in hadisi şerifinde buyurduğu gibi yetmişten fazla parçaya ayrılmış durumdayız. Öyle bir parçalandık ve öyle uzaklaştık ki birbirimizden, aynı Allah’a iman etmenin, aynı Peygamberin ümmeti olmanın, aynı kıbleye yönelmenin, aynı vatanın evladı olmanın, aynı ideallerin insanı olmanın bir önemi kalmadı artık. Mezhepsel, ırksal, fırkasal, cemaatsel ayrılıklar her türlü ortak paydayı ortadan kaldırarak Müslümanları birbiri ile hasım hale getirdi.

Tebliğ, irşad, hikmet dili kayboldu. Birbirlerini tekfir etmek, hain ilan etmek, ötekileştirmek Müslümanların günlük aktiviteleri halini aldı. İlmine, takvasına yetişilemeyen hocalara göre bir başka mezhepten olanlar Müslüman sayılmazdı ve hocalarımıza göre insanlığın baş belası İsrail’den daha tehlikeliydi. Başka mezheplerden olanlar kurtulamadı da ehl-i sünnet olanlar kurtulabildi mi? Hayır. Zira bir partiye oy verenler içinde iman aranmazdı da, başka bir partiye oy vermeyenlerin de imanları pek makbul sayılmazdı. Siyasetçiler, hocalar, sözde aydınlar, gazeteciler tarafından öyle kodlandı ki kafalar, insanlar arasında kendileri gibi düşünmeyen, kendilerine destek olmayan herkesi hain ilan etmek moda oldu. Toplumu ayrıştırarak, bölerek, birbirine düşürerek  ülkeyi bölmeyi hedefleyenlerin ekmeğine yağ sürerek vatansever olunamayacağını düşünemez hale getirildik. Aynı camiaların teşkilatların içerisinde küçük fikir ayrılıkları bile hoş görülmez, farklı düşünenler, ezberlere dokunanlar tekfir edilme ve dışlanmayla yüzleşir oldu. Konuşamaz, tartışamaz, birlikte doğruyu arayamaz olduk. Kardeşane bir şekilde başlayan tartışmalar tekfirle biter oldu. Belki de Müslümanların hakikat arayışına en yabancı olduğu çağlardan birini yaşarken, herkes kendisini hakikatin sahibi ve temsilcisi gibi görme hastalığına yakalandı. Hakikat yolunun temsilcisi oydu ve dava onundu. O hakikat yolundaysa onun gibi düşünmeyenler hakikat düşmanı, sızma, hain olmalıydı. Ömrünü hakikat yoluna adamış büyük mücahid ve dava adamı olarak onun insanları hakikat yoluna kabul etme hakkı olduğu gibi, onları yoldan soğutma, uzaklaştırma hakkı da vardı. Kendisi bu yol üzere olduktan sonra onun yüzünden birkaç insan kaybedilse ne olurdu ki?

Oysa biz özde böyle bir topluluk değiliz, olmamalıyız. Allah’ın kullarını “Hikmet ve güzel öğütle” Hakk’a çağırmayı emreden bir dinin mensubuyuz. Biliyoruz ki bir kişinin hidayetine vesile olmak ne kadar büyük bir ecir sebebi ise bir kişinin kaybedilmesine, Hak’tan uzaklaşmasına vesile olmak o kadar büyük vebal taşımaktadır. Müslümanlar birbirlerinin kardeşidir. Kardeşlik birbirimize sahip çıkmayı, saygı duymayı hiç olmazsa birbirimizin hatalarına karşı sabretmeyi, tahammül etmeyi gerektirir. Bugün her zamankinden daha fazla bir olmaya, sarılmaya, tek yumruk olmaya ihtiyacımız vardır. Birbirimize yönelttiğimiz oklar ülkemizin, coğrafyamızın, inancımızın, insanlığın düşmanlarına yöneldiği zaman Allah’ın rahmeti ve yardımı yeniden bizimle olacaktır. Ancak Allah’ın rahmeti ve inayeti ile üzerimize düşen vecibeleri yerine getirebilir ve insanlığın kurtuluşuna vesile olabileceğimizi unutmamalı ve bu rahmete vesile olacak yaşantı, üslup ve yaklaşımı kuşanmalıyız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammed Maruf - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?