Reklamı Kapat

Aile kurumu yıkılırsa!..

Bismillâhirrahmânirrahîm;

AİLE toplumun yapı taşı. En küçük kurumu… En tahkim edilmiş kalesi. Yabancıların giremediği mahremiyet alanı… Aile kurumu sağlam olan bir toplum güçlüdür. İnanç ve değerlerimiz sebebiyle, sağlam bir aile yapımız var. Bizi dışa karşı güçlü kılan sebeplerden biri bu! Aile kurumu yıkılırsa toplum çöker. Aile kalesini koruyamayan toplumlar devletlerini de koruyamazlar.

Aile kurumumuz küresel tehdit altında. Avrupa Konseyi, aile içi şiddeti, kadın eşitliğini bahane ederek İstanbul Sözleşmesi adı verilen bir projeyi Türkiye’ye dayattı. Türkiye Aile Meclisi Başkanı Adem Çevik, Sözleşme’nin Türkiye tarafından kabul ediliş serüvenini anlatır:

“11 Kasım 2011’de TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu (KEFEK) heyeti, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Volkan Bozkır başkanlığında, dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önüne bir rapor sunuyor. Bu Sözleşme’nin şerh konulmadan Meclis’ten geçmesi lâzım, diyorlar. Erdoğan’ı ikna ediyorlar. Erdoğan’ın onayının ardından Meclis’e havale ediliyor. Sözleşme, 24 Kasım’ın geç saatlerinde, Meclis’ten 26 dakikada müzakeresiz geçiyor.” (Millî Gazete, 7. 11. 2019)

Türkiye aceleci. Pek çok ülke Sözleşme’yi imzalayıp bir kenara koyarken, TBMM 2012’nin Kadınlar Günü’nde Sözleşme’yi uygulamak üzere 6284 sayılı yasayı çıkarıyor. MEB pilot uygulama diyerek 520 0kulda Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi’ni (ETCEP) başlatıyor.

İnsan yapısına aykırı, cinsiyetsizliği savunan, inanç ve değerlerimizi yok sayan Sözleşme’nin halkı Müslüman olan Türkiye’de kabulü o kadar düşündürücü ki!

YARATILIŞA AYKIRI

EĞER bu Sözleşme bilerek kabul edilmişse, bundan büyük ihanet düşünemiyorum. FETÖ tehlikesi bile bunun yanında küçük kalır. Türkiye 1966-2016 arası, tam yarım asır FETÖ’cülük konusunda tuzağa düştü. Siyasiler destek oldu. 15 Temmuz’da her şey gün yüzüne çıktı. Belki Türkiye 50 sene kararlılık göstererek FETÖ’cülüğün izini silebilir. Fakat İstanbul Sözleşmesi aile, maneviyat, fıtrat, değerler adına bir şey bırakmadığı için Türkiye’yi çöküşe götürüyor. Devam ederse ne din bırakır; ne de devlet!

Allah insanı “erkek” ve “dişi”den yarattığını (Hucurât, 13) bildiriyor. “Kadın” ve erkeğin varlığı” fıtrî bir olgu. Ama Sözleşme cinsiyeti yok sayıyor. Yaratılışı inkâr ediyor. Bu yanlışı topluma kabul ettirebilmek için seferber olmuş durumdalar. Bir firma, bebek mamasını tanıtırken şu ifadeyi kullanıyor: “Bebeklerinizi cinsiyet kalıplarına sokmadan yetiştirin.” Cinsiyetsiz bir nesil yetiştirmek istediklerinin farkında mısınız?

Dikkatinizi çekiyor mu? Özellikle çizgi filmlerde, cinsiyeti belli olmayan insan figürleri hızla artıyor.  Okullarda okutulan ders kitaplarına bakın! Cinsiyeti seçilemeyen insan resimlerini orada da göreceksiniz. Sözleşme’yi aceleyle uyguluyorlar. Toplum insanlığından ve kimliğinden uzaklaştırılıyor.

Asıl hedef aile kurumumuz. Feminizm mikrobu her yeri kasıp kavuruyor. Kadın ve erkek birbirine düşman ediliyor. Ailesiz bir toplum oluşturmaya çalışıyorlar. “Kadının beyanı esastır” maddesi gereği,  hanımının şikâyeti üzerine basit gerekçelerle evinden uzaklaştırılan “baba” sayısı milyonla ifade ediliyor. Nereye gidiyoruz?

BU İLGİSİZLİK NEDEN?

CİNAYETLER artıyor. Toplum cinnet geçiriyor. Yuvalar yıkılıyor. Aileler perişan. Sorumluluğunu kavrayanlar uyarıyor. Yusuf Kaplan aileyi koruma adına yapılanları paylaştı: “Televizyonlarda, neredeyse bütün diziler aileyi kurşuna dizmekten başka bir şey yapmıyor. Kadın kuşağı programları ailenin köküne kibrit suyu dökmekten, kadını aşağılamaktan başka bir şey değil. Aileyi kaybedersek, insanı kaybederiz; insan kalamayız.” (8. 12. 2019)

Hükümet’in himayesindeki KADEM’in erkekleri ayılardan aşağı göstermesine ne dersiniz? Erkeklerin ayılardan öğrenecekleri (!!!) varmış. Hayır! Hayır! Bu rezaletler daha fazla sürdürülmemeli. TBMM ne yapıyor? Hatasını bir an önce tamir etmeli; Sözleşme’yi feshederek onurunu korumalıdır.

Sözleşme’nin “İstanbul”la ne ilgisi var? Hükümet Ankara’da imzalamış; TBMM Ankara’da kabul etmiş. Adı niçin “İstanbul” Sözleşmesi? Tek başına bu bile, Sözleşme’nin haçlıların İstanbul’a tehdidi olduğunu gösteriyor. Haçlılar, fethin intikamını almak istiyor, diyenler haksız mı?

Sema Maraşlı bacımızın mücadelesini takip ediyor musunuz? Hanım olarak, kadınların kocalarına karşı haksızlık yapmasına vicdanı izin vermiyor. Söyledikleri ilginç. “Sözleşme’yle vatanı satıyorlar” diyor. Sözleşme’nin tahribatıyla ilgili çarpıcı örnekler veriyor. AB’nin Sözleşme’yi sahiplenen bakanlıklara, kurumlara, şahıslara külliyatlı paralar aktardığını anlatıyor.

Türkiye, komedi programlarıyla alaya alınan İstanbul Sözleşmesi’ni acilen feshetmelidir. Aziz milletimiz ülkesini kendi eliyle yıkamaz; yıkmamalı. Sözleşme sürerse, onu onaylayan AKP, CHP, MHP, HDP’li 246 milletvekili gerekçeleriyle halka tek tek hesap vermelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?