Reklamı Kapat

Bunun adı ne?

İktidar partisi, vatandaş kendilerine gönüllü olarak destek vermeyince bu defa baskı ve dayatma ile vatandaşı kendi saflarına çekme gayretkeşliği içine girmiş bulunuyor.

İktidar partisi sözcüleri “aramıza katılacak belediyelere destek verilecek” diyerek bu baskı ve dayatmayı alenileştirmekte sakınca görmüyorlar.

Aralarına katılacak olanlara “destek verilecekse” aralarına katılmayacak olanlar “bu destekten mahrum kalacak” demektir! Yani bir yöre halkı iktidarın gösterdiği adayı “beğenmeyip” muhalefet tarafından gösterilen adayı “tercih etmişse” bu tercihinden dolayı açıkça cezalandırılıyor demektir.

Peki, bunun adı ne? Adına partizanlık denilen şey bu değil mi?

Bir yöre halkı “beğendiği, takdir ettiği” bir kişiyi “belediye başkanı” olarak seçiyor ama iktidar o aday “kendi partisinden” olmadığı için ona destek vermeye yanaşmıyor.

Oysa o yörenin birçok alanda hizmete ihtiyacı var. İktidar suyun başında olduğu için götürülmesi gereken hizmetler için yeşil ışık yakmaya yanaşmıyor. Ve o yöre halkına deniliyor ki: Hizmet almak istiyorsan belediye başkanı olarak seçtiğin kişi bizim saflarımıza katılmalı!

Yöre halkına yapılan bu baskı sonunda semeresini veriyor ve başka partilerden belediye başkanı olarak seçilen kişiler mecburen iktidar partisi saflarına katılıyorlar. İktidar partisi yöneticileri de büyük bir memnuniyet ve gurur (!) içinde “katılım törenleri” düzenleyerek bu durumu kutluyorlar.

Aslında demokratik teamüller açısından «kutlanılacak” değil “utanılacak” bir durum söz konusu!

Ama demokratik teamülleri kim takıyor ki? Ancak unutulmaması gereken bir husus zorla güzellik olmayacağı! Bugün bir takım hizmetleri alabilmek adına insanlar iktidar partisine katılırlar ama bu gönüllü bir katılım olmaktan çok uzaktır. Zoraki nikâh ile mutluluk olur mu? Keşke iktidar partisi yöneticileri içine düştükleri bu acıklı durumun farkına vararak böyle baskı ve dayatma ile taraftar kazanmanın (!) işlerine yaramayacağını idrak edebilseler. Bugün zorla 5 belediyeyi, 10 belediyeyi, 100 belediyeyi daha saflarına katabilirler ama yarın bu kendilerine çok ağır faturalar olarak geri döner.

Böyle bir kuru inat yüzünden İstanbul’da başlarına gelenlerden hiç ders almamış gibi bir halleri var.

Yaptıkları vatandaşın gönlünü kazanma yerine baskı ve dayatma ile günü kurtarmaya çabalamaktan başka bir şey değil.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeki Ceyhan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?