Reklamı Kapat

Âlimler peygamberlerin mirasçılarıdır

Resulü Mücteba Efendimiz buyuruyor, “Şer-i ilimlere sahip olan din âlimleri yeryüzünün kandilleridir. Cehalet karanlıklarını Allah’ın nurlarıyla aydınlatırlar ve bulundukları dönemlerde peygamberlerin halifeleridirler. Benim mirasçılarımdırlar. Peygamberlerin de mirasçılarıdır.” Yani âlimler Peygamber Efendimiz’in bıraktığı bilgileri öğrenirler ve ümmetine aktarırlar. Aynı zamanda Peygamberimiz’in sünnetlerini de insanlara aktarırlar. Tabii âlimlerin aktardığı bilgilerin içinde eski peygamberlerin de insanlığa aktardığı bilgiler var. 

GERÇEK ÂLİMLERİN GÖNÜLLERİ VE ZİHİNLERİ NURLANIR

Peygamberlerin mucizeleri  vardır. Peygamberler kendilerine verilen görevleri yerine getirmek için, insanları doğru yolu göstermek için Allah onlara insanların çalışmayla elde edemeyecekleri şeyleri verir. Mesela yerçekimi kanunu diye Allah’ın bir kanunu var. Bunun aksini yapmak bir mucizedir. Bunun gibi fizik kurallarına aykırı şeyler mucizedir. Bu mucizelerden birisi de peygamberlere gelen vahiydir. Vahiy peygamberlerden başka kimseye gelmez. Örneğin Hz. Musa ve Firavun arasında yaşananlar. Firavun tanrı olduğunu iddia ediyor ve insanları kendisinin yedirip içirdiğini ve yaşattığını söylüyor. Hz. Musa da buna karşı çıkmıştır, Allah’ın varlığını ve birliğini söylemiştir. Bunun üstüne de Hz. Musa ve ona inananlara Firavun zulmetmeye başlamış, sonra da Allah Hz. Musa’ya bulunduğu bölgeden gitme izni verdi. Normalde peygamberler bulunduğu bölgeyi terk edemezler. Hz. Musa da kendisine inananlarla birlikte Firavun’un zulmünden kaçmak üzere Kızıl Deniz’e gitti. Hz. Musa ve beraberindekiler, Firavun ve ordusundan kaçarak Kızıl Deniz’in yanına kadar gelmişler. Sonra da Allah’tan gelen emir üzerine Hz. Musa denize asasıyla vurmuş ve deniz ikiye bölünmüş. Bunu gören Firavun da ordusuyla denize girmiş ancak deniz onları yutmuştur. Firavun son anda inanmış, tövbe etmiş ama nafile. O andaki iman kabul edilmez. İşte bunun gibi mucizeler var. Allah peygamberlerine bu mucizeleri veriyor. Âlimler de Kur’an-ı Kerim’in emirlerine göre ve Peygamberimiz’in sünnetine göre hareket ederse bu mucizelerden onlara da pay verilir. Resulullah’ın emirlerine ve sünnetine tabi olan âlimlerin kerametleri onlara kalan mirastır. Ehl-i sünnete tabi olan bizler âlimlerin kerametlerine inanırız. Gerçek âlimlerin gönülleri ve zihinleri nurlanır ve kalplerine ilham olunur ve muazzam şeyler ortaya çıkar. 

İMAM-I AZAM EBU HANİFE İŞKENCELERLE ŞEHİT EDİLDİ

İmam-ı Azam Hazretleri halk tarafından çok sevilen ve hiçbir ücret talep etmeden ilim öğreten bir âlim. O dönemin halifesi de doğru işler yapmıyormuş. İmam-ı Azam’a olan ilgiyi kullanıp onu da kendi tarafına çekmek istemiş. Halife, İmam-ı Azam’a baş kadılık teklif etmiş. Tüm baskılara rağmen İmam-ı Azam Ebu Hanife kadılığı kabul etmiyormuş. Bir gün halife İmam-ı Azam’ı yanına çağırmış ve ısrar etmiş, ‘Sen benim baş kadım olacaksın’ demiş. İmam-ı Azam da, ‘Ben halifelik yapmam’ demiş. Halife, ‘Yalan söylüyorsun, senin ilmin çok kudretli, sen kadılık yapabilirsin’ demiş ve bunun üzerinde de İmam-ı Azam, ‘Sen benim yalan söylediğimi söyleyerek benim kadılık yapamayacağımı ispatladın. İslam şeriatına göre yalan söyleyen birisi kadılık yapamaz’ demiş. Ondan sonra da İmam-ı Azam hapse atılıyor ve her gün kırbaçlanınca da şehit oluyor. Gördüğü işkencelere rağmen baş kadılık teklifini kabul etmiyor.

EHL-İ SÜNNET MEZHEPLERİNİN BİRBİRİNE ÜSTÜNLÜĞÜ YOKTUR

Elhamdülillah Türk milleti 926’da Müslüman olmuş. Karahanlı Devleti’nin hükümdarı Satuk Buğra Han İslam’ı incelemiş ve ehl-i sünnet itikadı üstüne Müslüman olmuştur. Halkına da, ‘Ben Müslüman oldum, siz de Müslüman olun’ diye tavsiye vermiştir. Türk ahalisi de başındakine bağlı bir millettir, hemen İslam’ı kabul etmişler. Ondan sonra da Karahanlı Devleti’nde açılan medreselerde ehl-i sünnet mezheplere göre dersler verilmiştir. Selçuklular döneminde de aynı yoldan gidilmiştir. Mesela Melik Şah, Hanefi mezhebini benimseyen kudretli bir hakan. O dönem baş vezir olan Nizâmülmülk Şâfi mezhebinde diye onu hor görmemiş. Gelip devlet yönetiminde en iyi noktada görevlendirmiş. Bu konuda hiçbir mezhebin hiçbir mezhebe üstünlüğünün olmadığını söyleyebiliriz.

ALLAH, YAVUZ SULTAN SELİM HAN’DAN RAZI OLSUN

Yavuz Sultan Selim Han, çok sert bir adam. Allah ondan razı olsun. O olmasaydı belki şimdi biz de Şia gibi yanlış işler yapıyorduk. Biliyorsunuz Şiiler halen Hz. Ömer’e, Hz. Ebubekir’e sövüyorlar. Yavuz Sultan Selim dur dedi ve biz de onun sayesinde kurtulabildik. Zenbilli Ali Efendi, Yavuz Sultan Selim’e  izlediği politikadan dolayı ‘Yanlış yapıyorsunuz’ demiş. Yavuz Sultan Selim de, ‘Senin işin değil, karışma buna. Molla okut’ demiş. Zenbilli Ali Efendi de kellesini hiç düşünmeden, ‘Benim ilk işim senin gibi zalimleri doğrultmak demiş.’ Ondan sonra da Yavuz Sultan Selim Han, Zenbilli Ali Efendi’ye boyun eğmiş. İşte ilim sahibi insanlar doğru bildiğini söylemekten hiçbir zaman imtina etmezler. Canları uğruna doğru bildiklerini söylemekten asla vazgeçmez.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Cevat Akşit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?