Reklamı Kapat

Gölgene bak gölgene

Hem ışığa muhtaç hem ışıksızlığa. Adı gölgedir, lakin hayalinde hep bir gövdeyi sürükler durur.

Bir nevi gövdesiz hava sahasıdır. Gölgelerin de görüş alanı perspektifi ve de takip mesafesi vardır.

Bu yüzden, “Gölgede kalanın gölgesi olmaz” demiş atalarımız.

1000 yılından önce Uygurların dilinden bugüne gelmiş bir sözcük gölge.

Orijinal haliyle Kölige, “koyu gölge” anlamına gelmektedir.

Uyku ile uyanıklık, sanalla reel, dünya ile ahiret arasında hep bir gölge vardır ki bu gölge hayatın anlamlarını birbirine karıştırmayalım diye sütre vazifesi görür.

Gölge insan hayatının karanlık odalarıdır.

Netlik kazanmayan her bakış, tam anlaşılmayan her şey, yeterince işitilmeyen her ses gölgede kalmış demektir.

Herkes gölgeyi algılar, gölge nedir bilir, lakin onu bir türlü hayatına dâhil edemez.

Psikoloji ilmine “gölge”yi katan ilk kişi Jung olmuştur.

Jung insanın yaşanmayan ve de sevilmeyen davranışlarını anlatabilmek için bu terimi kullanır.

Ona göre, “Gölgemize yani sevilmeyen yanımıza dokunulduğu zaman egomuz hemen alarm çalıp orantısız tepkiler verir. Canı sıkılır, surat asar ve kendine yönelen tüm suçlamaları reddeder.” Shakespeare de gölge metaforunu seven şairlerdendir.

Ona göre kıymeti olmayan, varmış gibi görünen, adatıcı şeyler gölgeyi ifade eder.

Shakespeare “Venedik Taciri”nde şöyle diyor: “Bazı insanlar sadece gölgeleri öperler. İşte onlar mutluluğun sadece gölgesini tadarlar.”

İçinde yaşadığımız hayat da bir gölge oyunudur.

Karagöz -Hacivat ile anlamını perçinlemiş yapay gölge sahnesi oluşturularak kuklalarla oynanan oyun tipik bir gölge oyunudur.

Hayat sahnesinde her birimizin yaşamak sandığı hareketler bütününün de gölge oyunundan farklı bir tarafı yoktur.

Mağarada karşı duvara sabitlenmiş insanların nerede olduklarını bilmeden, sağa sola bakamadıklarından dolayı karşıdaki duvara yansıyan imge ve sesleri yegâne gerçeklik kabul etmeleri gibidir bu.

Platon’un “mağara alegorisi” olarak bilinen bu yorum imgelerin ardından gelen sesleri imgelerle ilişkilendirir, onların isimleri olarak kabul eder.

Dış dünyada fenomen olarak gördüğümüz şeyler hakiki ideal dünyanın numenleridir.

Gölgeye dair ne desek gölge mahiyeti taşıyacaktır.

Sadece görüntülerin ve de örüntülerin değil ses ve sözlerin de gölgeleri vardır.

Her izafi-rölatif kavram içerisinde taşıdığı anlam ağırlığı ile gölge gerçekliği temsil eder.

Sinoplu Diagones’in meşhur Makedonya Kralı Büyük İskender’in “dile benden ne dilersen” teklifine karşı, “Güneşimin önünden çekil, gölge etme başka ihsan istemem” cevabını vermesi gölgenin geçiciliğine -geçici olana tamah etmemeye-dönük çok kuvvetli bir cevaptır.

Nasıldı o Cemal Süreya’ya ait dizeler? “Gölge Oyunu”ndan ta kalp eşiğimize kadar düşmüş:

Gölgeme bak gölgeme

Amma âşık, amma divane

Oturmuş kanepesinde gurbet elin

Kendini seyreder gözlerimde

Amma âşık, amma divane.

Gölgene bak senin gölgene

Amma fakir, amma biçare

Ceplerini elleriyle doldurmuş

Aynı kanepesinde gurbet elin

Amma fakir, amma biçare.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Fazlı N. - Lise okurken tanıştım.Şu kim oğlum,vali.Şu kim oğlum İl Milli Eğiitim Müdürü.Demek arkaları o kadar güçlüymüş.Hasetliğin gözü kör olsun.Milli Görüş yardım etti.Diploma alabildim.2 hasede karşı.Onlar, işte böyle lise talebelerinin bile arkalarındalar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 15:59

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?