Reklamı Kapat

Ülkemizin güvenliği -1-

Güvenlik” konusunda uzman değiliz. Dini ilimlerde de öyle... Ama bir Müslüman olarak her şeyi “vahiy” ile “oku”maya çalışıyoruz. Tevfik ise ancak Allah’tandır.

“Hayat Kitabımız”da her şeyin beyanı var: Sorularımızın cevapları, sorunlarımızın nedenleri, çözümleri, çareleri... İhtiyacımız olan her şey: Siyaset, hukuk, adalet, ahlak, ilim, eğitim, iktisat, kevni ayetler de, teşri ayetler de, tüm nimetler insanın dünya ve ahiret mutluluğu için... Ne var ki sayamayacağımız nimetlerin farkında değiliz. Havanın, suyun, toprağın, güneşin öneminin ne kadar farkında değilsek; toprağımız/ayağımız altındaki bor madeninin ne kadar farkında değilsek, üstümüzdeki/rafımızdaki Kur’an’ın da farkında değiliz...

Onu (emir ve yasaklarını) görmezden gelerek; sadece okuyup, ezberlemekle yetiniyoruz. Çareleri, çözümleri, çıkışları başka adreslerde ideolojilerde/yollarda/düzenlerde arıyoruz. Böylece “beşeri” olanları, “ilahi” olana tercih ediyoruz.

Reçeteyi sadece okuyarak, ilaçları kullanmadan hastalıkların tedavisi mümkün mü? Yasa/kanun kitabını sadece okuyup, dinleyerek (uygulamadan) adalet, ihtilafları çözmek ne kadar mümkün?   

Önce şu gerçeği görelim: Yüz yıl önce Allah-u Teala’nın hükümlerini terk ederek O’nun egemenliğinden, velayetinden çıktık... Yüz yıllık bu köhne/cahiliye/zulüm düzeni sorunları çözmek yerine üretmekte, çoğaltmaktadır. Üç yüz yıllık batıla/batıya yöneliş çabamız var. Ve biz çırpınıp, durmaktayız. İdeolojiler bizi tutsak etti. Allah’ın (c.c.) yasakladığı yollarda, düzenlerde ısrar ediyor, O’ndan (c.c.) yardım diliyoruz. Haramları helal, helalleri de haram sayan bir düzende yüzler gülemez. Aranılan da bulunamaz. Adres yanlıştır çünkü... Yol, yön, kıble düzeltilmeden de, işlerimiz düzelemez. Dualar da kabul olmaz... Bunun için önce kendimizi değiştirmemiz/düzeltmemiz/ doğrultmamız gerekiyor. “Layık olduğumuz yönetimle” yönetiliyor, boğuluyor, nefes alamıyoruz... Rabbimizin yardımına muhtacız, mecburuz...

Allah-u Teala her şeyi yaratan, yöneten, her şeyde her an tasarrufta bulunan, “ol” emriyle her şeyi oldurandır. O (c.c.) dilemeden, O’nun ilmi, yaratması, iradesi, kudreti, haberi olmadan evrende, insanda hiçbir şey olamaz. Varlık-darlık, sağlık-hastalık, doğum-ölüm, yarar-zarar, izzet-zillet... Hiçbir şey... Ve sebepler âleminde yaşıyoruz. Sınav hikmetiyle dünyadayız. O (c.c.) her şeyi de sebebe bağlamış... O halde sorunlarımızın sebepleri nedir? Hangi sorunlarımızın sebepleri de, çözümleri de nedir? Diye Kur’an’a baktığımızda ilgili birkaç ayette cevapları buluyoruz. O (c.c.) dilemeden, yaratmadan, izin vermeden kimse, hiçbir güç/devlet bize zarar da yarar da veremez... Ne ABD, ne Siyonizm, ne NATO, ne AB ne de başka güçler, devletler, kuruluşlar... O’ndan izinsiz hiçbir musibet olmaz: Ne yarar ne de zarar O (c.c.) dilemeden oluşmaz... Hem insanlara hem de devletlere...

*O (c.c); Melik’tir, Hafız’dır, Hakim’dir. Mümin’dir (güvenilen, güvenlik veren), Vekil’dir, Veli’dir, Nasir’dir, Kâfi’dir, Aziz’dir, Kadir’dir. Muktedir’dir. Tüm kemal sıfatlar O’nundur. Eksik, noksan sıfatlardan beridir, yücedir. O (c.c.) âlemlerin Rabbi’dir... O’na(c.c)güvenen peygamberler, düşmanlara meydan okumuşlar: “hasbünallah”, “hasbiyallah”! Velimiz vekilimiz Nasirimiz Allah’tır. O, kâfidir demişlerdir.

Bilindiği gibi güvenlik, huzur, refah en önemli ihtiyaçlarımızdandır. Bunlarla ilgili “okuma” yapacağız: Nimetlere nankörlük, emanetlere hıyanet edildiğinde her türlü sıkıntılar bizi bekliyor. Her çeşit korku, huzursuzluk, geçim sıkıntısı... Hastalıklar, suçlar, ahlaksızlık, zulüm, çatışmalar, terör...

Nahl/112’de: “Allah, şöyle bir memleketi/şehri/ülkeyi örnek verdi. Orada güven, huzur ve refah/ rızık bolluğu vardı. Onlar nankörlük edince, bu yüzden onlara açlık ve korku (elbisesini giydirip) acıyı tattırdı...”

Şura/30’da: “Başımızdaki musibetlerin günahlarımız nedeniyle olduğu” bildiriliyor.

Nur/55’de: “İman edip, salih amel işleyenlere Rabbimizin vaadi var:Daha önceleri nasıl yeryüzünde hükümran kıldı ise,onları da yeryüzüne yine hükümran yapacak/iktidar verecek,korkularından da güvene erdirecektir.”

Nuh/10-12: “Rabbinizden mağfiret dileyin. Gökten size bol yağmur göndersin. Sizi mallarla, oğullarla desteklesin, size bahçeler, ırmaklar versin...”

Konumuzla ilgili Efendimizin (s.a.v) birkaç hadis-i şerifi de analım:

-”Faizin ve fuhşun yaygınlaşması toplumu ilahi korumadan çıkartır.” “Kur’an’ı terk eden kavmi Allah (c.c.) dalalete, zillete düşürür, parçalar.” “Marufu emir, münkeri men etmemek, helak nedenlerinden.” “Allah-u Teala ile ahdinizi bozduğunuzda düşmanlar musallat olur.” “Dertleriniz günahlarınızın, devası ise istiğfar ve tevbedir.” “Allah’ın hükümlerini terk ettiğinizde, cihadı terk ettiğinizde zillete düşersiniz.”

İnsanda en önemli duygulardan birisi “korku”dur. Hastalık, yoksulluk, ayrılık, açlık, ölüm sahibi olduğumuz, sevdiğimiz nimetleri kaybetmek korkusu tüm hayatımızı zehir edebilir. Sadece nimetleri kaybetmek korkusu insana mutsuzluk için yeter. Dinimiz, hayatımız, aklımız, neslimiz, mallarımız, şeref ve itibarımız gibi değerlerimizin/nimetlerimizin, temel haklarımızın eksilmesi, yitirilmesi korkusu hepimizi kuşatıyor. Bunun gibi savaş, iç ve dış güçler, çatışmalar, düşman istilası, terör gibi felaketler hep gündemimizde. Korkularımız bizi kuşatıp, esir alıyor. Siyonizm, Sevr, BOP gündemde... “Beka” denen sorunu da yaşıyoruz. Dost, ortak saydıklarımızdan bile düşman muamelesi görüyoruz. Mevcut tehdit ve tehlikeler karşısında yapmamız gerekenler bellidir, bildirilmiştir:

*Mezhepçilik, ırkçılık, ideolojik, kutuplaştırıcı, ötekileştirici söylem ve eylemleri terk ederek kucaklaşmak (Hucurat).

*İşlediğimiz günahlardan tevbe ve istiğfarda bulunmak. Çünkü “başımıza gelen musibetler günahlarımız nedeniyledir” (Şura/30).   

*Hep birden Allah’ın ipine sarılmak (Al-i İmran/103), ABD, AB vb. velayetini terk ederek O’nun (c.c.) velayetine girmek (Ankebut/41).

*Allah-u Teala’nın dinine yardım etmek (Muhammed/7).

*Kâfirler, Hıristiyanlar ve Yahudilerin yolundan, velayetinden, ortaklığından müminlerin yoluna, birliğine, velayetine, dostluğuna dönmek (D-8,İslam Birliği) (Fatiha, Enfal/73).

*Allah-u Teala’nın yolundan (İslam) başka yollara saparak O’ndan (c.c.) yardım alabilir miyiz? Yahudilik, Hıristiyanlık, beşeri sistemler/ideolojiler, demokrasi tüm “izm”ler sapık yollardır. (Fatiha/son, En’am/153). İslam Hak/Rahmani; öteki din, düzen ve yollar ise batıldır/şeytanidirler.

*İman ve salih amellere dönmek (Nur/55). (Allah-u Teala’nın vaadi var: İman edip salih amel işleyen toplumlara yeryüzünde zillet yerine iktidar, korku yerine güvenlik veriyor.)

*Rabbimizden mağfiret dilemek (Nuh /10-12).

*Şunu biliyoruz ki “Geçmişte helak edilen kavimler (Nuh, Lut, Şuayb, Salih peygamberlerin kavimleri) hep azgınlıkları nedeniyle helak edilmişlerdir.

*İyilikleri emredip, kötülüklerden men etmek (Al-i İmran/104, Hac/41).

*Hidayetçilere(kitap, peygamber) uymak (Taha/123-124).

*Allah ve Resulüne muhalefetten kaçınmak (Mücadele/20).

*Allah ve Resulüne muhalefet/düşmanlık edenlerle dostlukları terk etmek (Mücadele/22).

*Tevhidimizin/Fatiha’nın gereği olarak yardımı sadece/ancak Allah’tan (c.c.) dilemek (O, dilemeyince kimse kimseye yardım edemez.) (Fatiha/5). Ve Allah’ın dinine yardım etmek. (Tebliğ, cihat, İlâ-yı Kelimetullah...) (Muhammed/7). O (c.c.) bize yardım ederse, bize kimse galip gelemez (Al-i İmran/160). 

“Tüm sıkıntılarımızdan kurtulmak için Allah’ın yardımına, toptan tevbeye istiğfara” mecburuz, muhtacız. Yoksa güvenlik de huzur da refah da yok, vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?