Reklamı Kapat

Teşvik

 YORUM: “Bölgeler arası ekonomik dengesizlikler artıyor!”

Teşvik mantığı açısından ülkemizdeki 6 teşvik bölgesinin performansları değerlendirildiğinde, bekleneni veremeyen bir büyüme ortaya çıkmaktadır. Hedefi, bölgeler arası dengesizliği azaltmak olan teşvik sistemi, maalesef ekonomik dengesizlikleri artırmıştır. Bu durumda geleceğe dair yeni modeller hazırlamak istiyorsak, geçmişteki yanlışlardan, hatalardan ders almamız gerekiyor. Alınacak dersler; “Bu teşvikler verilirken nerede hata yapıldı, nasıl bu kadar rahat dağıtıldı, girişimciyi asıl cezbeden ne oldu” sorularına verilecek sağlıklı cevaplardadır.

GÖRÜYORUM: “Bekle-Gör dönemi bitti!”

2000’li yılların başında Türk lirasının aşırı değerli olması, kredi musluklarının açılmasıyla başlayan borçlanma, nitelikli üretimlere dönüşmedi. Verilen teşvik ve KGF unsurları ise beklenen büyüme sağlamadı. Nitelikli büyüme sağlanamadığı için de, yeni dar boğaz ve açmazlar oluştu. Bu yüzden günümüzdeki ekonomik göstergeler, “üç maymuna oynama” ve “bekle gör” dönemlerinin bittiğinin işaretlerini vermektedir. Görüldü ki; kazandığı karların yarısından fazlasını faize veren bir ekonomik yapı, sadece teşviklerle ya da kısa vadeli kredilerle ayakta tutulamaz.

Bu noktada ekonominin geleceği için yapılabilecek şey; sadece yeniliğin değil, sürdürülebilirliğin de teşvik edilmesi olmalıdır. Türkiye için tercih edilebilir ekonomik model; “büyümeyi nereden oluşturacağı noktasında vereceği karar ve teşvikler”e bağlıdır. Finansman pahalılığı ve maliyet artışlarının üretim ekonomisine engel olduğu mevcut şartlarda verilecek teşvikler, girişimciye nasıl şevk verecek, üretimi nereye sevk edecek?

ÖNGÖRÜYORUM: “Samimi ve sağlıklı bir check-up yapılması gerekiyor!”

Hem dünyadaki pazar imkânlarının, hem de ülke koşullarının giderek daralması, samimi ve sağlıklı bir check-up yapılmasını gerekli kılmaktadır. Artmakta olan maliyet enflasyonu ise, büyümenin rakam olarak değil, nitelik olarak konuşulması gerektiğinin altını çizmektedir. Mesele “ülkenin üretim ve istihdam kapasitesini korumak” ya da koruyamamaktır!

Ülkemizin üretim ve istihdam kapasitesini korumak için, savunma sanayisinde olduğu gibi; “yerli finansmanın milli bir politika” gerekmektedir. Çünkü yurt dışından uzun vadeli kaynak bulunabilse de, öne sürülen kriterlerle hareket alanı kısıtlanmaktadır. Bu açıdan “Kanal İstanbul” ile ülkemiz şevk edilmiyor, sevk ediliyor! Aradaki “nokta” farkı görenler; yeni bir “geçiş yolu”na değil, yeni bir “geçim yolu”na ihtiyacımız olduğunu haykırıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Veli - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?