Reklamı Kapat

“Ben yaptım oldu”, olmaz

“Ben yaptım, oldu” anlayışı ile devlet yönetilebilir mi? Gücün, özellikle de “mutlak gücün” verdiği gereksiz bir özgüven ve böbürlenmeyle her meselede “en doğrusunu biz biliriz”, “biz istersek yaparız” diye düşünmek, ne kadar doğrudur? Devlet ciddiyeti ve sorumluluğu, bu keyfiliği kaldırır mı? Neredeyse bir puta dönüştürülen demokrasinin neresinde vardır bu “en iyisini ben bilirim” tavrı ve “kendi doğrusunu” (ki doğruluğu tartışılır) başkalarına dayatma hali?

Mutlak gücün verdiği azamet aldatıcıdır halbuki. Kimseleri önemsemeden, kimselere saygı göstermeden, sadece kendi doğrularını “en doğru” ve “tek gerçek”, “hakikat” olarak görmeye başlamak, ciddi bir sıkıntıya işarettir. İnsanın nihayetinde bir kul olduğu ve hata yapabileceği gerçeğini göz ardı etmeye götürebilir bu durum, ki bundan da büyük bir gaflet olamaz. İşte “istişare” bunun için vardır. Ve hatadan, yanlıştan, kusurlardan münezzeh olan da sadece Allah’tır.

Bu ülkede yaşayan insanların istisnasız hepsi, bu ülkenin meseleleri hakkında farklı düşünebilme imkanına sahiptir. Herkes, “tek gerçek” diye sunulan ve doğruluğu su götürür birtakım önermeleri kabul etmek mecburiyetinde değildir. Ortada herkesi ilgilendiren bir mesele varsa, o zaman farklı görüşlerin ve çekincelerin de dikkate alınması gerekmektedir. Her eleştiriyi, farklı görüşü, tenkidi, gözü kapalı şekilde reddetmek, aşağılamak, hakarete varan ifadelerle yok saymak diye bir durum söz konusu olamaz.

Bu ülke insanı, kendi cebinden çıkan paranın her kuruşunun hesabını sorma hakkına sahiptir. Hiç kimse veya hiçbir grup, bu hesabı vermemezlik edemeyeceği gibi bu emanet üzerindeki tasarrufunda da kontrolsüz, başına buyruk, keyfi şekilde hareket edemez. “Biz karar veririz, başkaları uymak zorunda” gibi bir anlayışla ne adalet sağlanır ne de idare etme eylemi gerçekleştirilebilir.

Kanal İstanbul meselesi başlı başına bir “ben yaptım oldu” anlayışının kötü bir tezahürüdür. “Boğazları tanker tehlikesinden korumak” ve Montro’yü bypass” etmek gibi kimseleri ikna etmeyen ve gerçekçi olmayan gerekçeler dışında hiçbir mantıki argümana dayanmayan bir “çılgın proje”yi, tüm eleştiri ve çekincelere rağmen ve adamakıllı tartışılmadan, adeta apar topar hayata geçirmeye çalışmak ibretlik derecede enteresandır. Türkiye gibi yeterli sermaye birikimine sahip olmayan ve yüksek faizler ödeyerek finansman sağlayan bir ülkede, böylesi bir soru işaretine milyarlarca dolarlık kaynağı “gömmek” eleştirilmeyecek de ne eleştirilecek acaba?

Benzer durum, sıcak paranın dünya ölçeğinde bol olduğu dönemde de yapılmış ve alınan borçlar betona, inşaata “gömülmüştü”. Üretkenliği olmayan alanlara harcanan paralar bugün ne istihdam üretiyor ne de katma değer sağlıyor. Sadece istatistiki olarak gayrisafi milli hasılayı artırıyor, o kadar. Ve bugün, olumsuz etkilerini ekonomi üzerinde bire bir yaşamamıza rağmen hala aynı yanlışta ısrar ediliyor.

“Boğaz geçişlerini emniyetli hale getirmek” gibi bir gerekçe ortaya konsa da, Kanal İstanbul projesiyle birlikte en çok tekrarlanan şey milyonluk yeni yerleşimlerin kurulacak olması. Türkçesi; yeni inşaat projeleri ve yeni inşaat rantları! “Çılgın proje”nin ana fikri yine inşaata dayanıyor.

Kafalar birçok konuda birçok soru işareti olduğu halde, kriz halindeki ekonominin sırtına 15 milyar dolar gibi bir maliyeti yüklemek de ancak “ben yaptım oldu” anlayışıyla olabilir.

Hele ki, Bakanlık bile yapmış bir siyasetçinin, kamuoyundaki eleştirileri ve haklı hassasiyetleri gözardı edercesine ve adeta alay eder gibi sosyal medya mesajında tam 8 defa “Kanal İstanbul’u yapacağız” yazması, en hafif tabirle ciddiyetsizlik ve halkla alay etmektir. Bu kafayla sağlıklı neticeler alınamaz. Devlet kademeleri, böylesine ilkokul çocuğu seviyesinde bir inatlaşma, dayatma, gücün verdiği şımarıklıkla seviyesizleşmeyi kaldırmaz. Sorumlu olunan milyonlara ve bu ülke insanının rızasına uygun bir tavır olamaz bu.

Netice itibariyle, bir meselede de “yangından mal kaçırır” gibi değil de aklıselimin emrettiği gibi olunsa olmaz mı acaba? İlle “ben yaptım, oldu” mu olacak yani?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?