Reklamı Kapat

Düşünmek yetmez, insan taşınmak ister

“Müzik bünyemize uygun değildir” dediler. Sordum: Yerine ne koymayı düşünüyorsunuz?

Hiç ses çıkmadı.

Hiç olmazsa çıkmayan sesin bir musikisi olsaydı.

“Roman Batı’dan geldi, bize uymaz, ifsat eder” diye avaz avaz bağırdılar.

Sordum: “Romanı kapımızdan kovduk, peki yerine neyi yerleştirmeyi düşünüyorsunuz?”

Aradıkları cevabı bulmak için sağa sola bakındılar, yana kaykıldılar. Düşürdükleri bir şeyi yerden eğilip alıyormuş gibi hareketler yapmaya başladılar.

Romanın kendisi yoktu, anladık; hiç olmazsa Roman havası olsaydı.

“Sinema da neymiş, olmaz öyle şey! dediler, beyaz perdeden uzak durmayı tavsiye ettiler.

Sordum: Sizin kaçtığınız sahneyi birileri dolduracak, perdeyi açan onlar kapayan siz olacaksınız, iyi mi? Sinemayı elinizin tersiyle ittiniz, yerine ne koyacaksınız.

Soruyu duyar duymaz göz önünden kaybolup sığıştılar. Sinemadan kaçıyorsunuz, yerine de koyduğunuz herhangi bir şey yok. Buna rağmen gözden ırak olmak için duvar arkasına saklanıyorsunuz. Film adamsınız!

Daha böyle onlarca şey var. “Oraya gitmeyin” diye insanlara uyarıcılık yaptığınız. İtirazımız yok. Peki, “buraya gelin” diye önerdiğiniz bir alternatif uğraş alanı neden yok?

“Oturun oturduğunuz yerde” mi denilmek isteniyor?

Bilmez misiniz ki insan sadece düşünen bir varlık değil, aynı zamanda taşınan bir varlıktır. Bir yerden bir yere daima taşınmak ister. Oturduğu yerde oturmak insan mizacına ters. Oturmadığı yerlerde oturmayı ister. Zaten düşünmek denilen eylem taşınmak içindir.

 BAĞZARIN ŞEVKİ YOK

Bir edebiyatçı dostla Sultanahmet’ten Eminönü’ne doğru yürüyoruz. En son iki sene önce görüşmüştük dostumuzla. Yo hayır, yurt dışında falan yaşamıyor. Sadece çalıştığımız mekanlar arasında on beş dakikalık mesafe var. Belli bir sessizlikten sonra ikimiz de sözün düğümlü yerini çözmeyi başardık. Böyle zamanlarda hep eski ile mukayeseler yapılır. Yine öyle oldu. Şair dost: “Artık dergilerde yazılanlar üzerine kimse bir şey ne yazıyor ne de konuşuyor. İlginçtir, olumsuz eleştirileri bile özledik. Eskiden sağdan soldan dergilerde yazılanlarla ilgili yapılan ileri geri konuşmalar bile belli bir devinim sağlıyordu. Onları bile özler olduk!” diye üzüntüsünü ifade etti. Oktay Akbal yaşasaydı: “Önce ekmekler bozuldu” derdi muhtemelen. Yediğimiz ekmekten umduğumuz lezzeti bulamamakla, yaptığımız sohbetten gerekli keyfi alamamak birbiriyle çok yakından ilgili. Tuzun kokmasından falan bahsetmiyorum. Tuzun tadı yok sadece. Her şeyden herkeste çifter çifter var, lakin sahip olduğumuz şeyin yoksunu gibi kederleniyoruz. Coşku, heyecan ve zihni ve de kalbi tecessüs kalmayınca ortaya çıkan ürünün de etki alanı daralıveriyor. Edebiyat kişisel tatmin veya zümre iş birliği yöntemiyle kendini başkalarına karşı ifade etmeye yarıyor. “Başka” kelimesinin alanı ise her geçen gün daha bir genişliyor. Şair arkadaşın bu samimi yakınmaları karşısında meselenin derinlerine dalmak istemedim, çünkü bir de o derinlikten geriye çıkması var.  Evet, artık ekmekler eski ekmek değil, su eski su değil, çünkü insan eski insan değil! Elimdeki kitabı açıp tam orta yerinden koklayıp içime çekmeyi denedim. Heyhat! Kitapların bile kokusu kalmamış! “Bir de sen dene” dedim şair arkadaşa kitabı burnuna doğru yaklaştırarak. Onun da kitabı burnuna götürmesi ile geriye uzatması bir oldu. Sahi her şey yerli yerinde de yoksa biz mi hassasiyetlerimizi kaybettik? Dilimizde tadı, burnumuzda koku hissini, gözlerimizde keşif ve yakalama arzusunu mu yitirdik acaba?

Tam soracaktım, şair arkadaş tramvayın çıngırak sesini duyduğu gibi peşinden durağa doğru koşmaya başladı.  Bana ise düşüncemi bayat simit gibi parça parça martılarla paylaşmak kaldı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket 2019-2020 Cemil Usta Sezonu Süper Lig şampiyonu sizce kim olur?