Reklamı Kapat

Sana Masal Anlatayım

Bir varmış bir yokmuş. Ormanlar kralı aslan, günlerden bir gün emeklilik yaşının çoktan geçtiğini düşünerek avlanma, yalanma; geyik, muhabbet peşinde koşma gibi önemli ve ağır işlerden el etek çekmeye karar vermiş. Neredeyse her başkanda olduğu gibi kendi maaşına zam yapma babında yan gelip yatmayı, avların da artık ayağına gelmesini irade buyurmuş. Sonuçta askerlik yapmıyormuş ve yan gelip yatmak bir kralın en doğal hakkıymış. Ama karnı da doymalıymış.

Yattığı yerde yalanıp dururken önündeki geniş arazinin bir ucunda beliriveren bufalo sürüsü takılmış gözüne. Hayıflanmış tabi içten içe, yönetici ve hükmedici ruhunu sıkıntı basmış, birazcık da kızmış. Bu hayvanlar ne cüretle kendisinin kral olduğu yerde otorite motorite tanımadan otlarmış? Bunlar ne kendini bilmez mahluklarmış! Kendisine sormadan devlet arazisinde nasıl böyle fink atarlarmış? Üstelik aslan için son derece iştah kabartıcı, tahrik edici, nefis hoplatıcı hareketlerde bulunuyorlarmış. Nihayet bu hakaretamiz hareketlere bir son vermek için civarında dolanıp duran, yılışkan ve sırıtkan sırtlanı, bufalo milletine elçi göndermeye karar vermiş. Sırtlan, aslanın yanında pek bir saygınmış. Kendisine ‘Sırtlan Bey’ diye hitap edilir, dünya lideri aslanın huzuruna çıkmak için ondan izin alınırmış. Pek çok ihale, fesat, olay; bilumum önemli işler ondan sorulurmuş. Aslanın verdiği görevi derhal yerine getirmek üzere yılışa yılışa yola koyulmuş.

Yaklaşmakta olan sırtlanı fark eden bufalo sürüsü önce bir işkillenmiş, sonra biz yeterince kalabalığız diye düşünüp otlamaya devam etmiş. Sırtlan, sürünün içine girdiğinde baş bufalonun kim olduğunu sormuş. Sürü doğrudan cevap vermese de bakışlarının tek bir bufaloya yönelmesi sırtlanın aradığını bulmasına yetmiş. Çayırdan başını kaldırıp dikkat kesilen bufalo sürüsüne sert ve kesin bir ses tonuyla konuşmuş: “Bundan böyle…” demiş sırtlan; “Kralımız koşturup yorulmak istemiyor. Hepimiz için güvenli, huzurlu, mutlu bir yaşam istiyor. Bunun için size düşen, aranızdan birini seçip kralımıza göndermenizdir. Seçim elbette sizindir. Bilirsiniz, dilerse hepinizi kıtır kıtır yer. Ama o insaflı davranıp aranızdan biriyle iktifa edeceğini söyleyerek erdemini gösterdi. Unutmayın, aranızdan beğenmediğiniz, sevmediğiniz, uyumsuz gördüğünüz bir kişi…”

Bu sözler üzerine bir uğultu başlamış bufalolar arasında. Sırtlan ise vazifesini hakkıyla yapmış olanların gönenciyle çekip gitmiş.

Birkaç ihtiyar dışında duruma itiraz eden olmamış tabi. Onları da hemen susturmuş bufalogillerin ileri gelenleri. Yaşlıca bir öküz biraz ısrarcı davranınca da onun gönderilmesine karar verilmiş. “Ama arkadaşlar” demiş yaşlıca bufalo; “Bunun sonu gelmez. Bu mel’un yarın yine acıkır. Yapmayın. Birlik olmalıyız. Bufalo milletinin yok olmasına fırsat vermemeliyiz. Bunun yolu da kitlesel direniştir.” Derhal susturmuşlar onu. “Sus lan, vatan haini!” demişler. “Sen şöyle şöyle twit atmadın mı?” demiş kimileri. Fetöcü, cehepekklı diyenler olmuş. “Bunu zaten khk’yla ormandan ihraç etmeyecek miydik? Konuşturmayalım, gönderelim gitsin!” diyenler alkışlanmış.

Neticede ihtiyar bufaloyu yaka paça aslana götürmüşler. Aslan bufalonun bir kısmını mideye indirince rahatlamış, genleşmiş, uykuya çekilmiş. Kalan öküz parçalarını sırtlanlar paylaşmış. Oturup ağızlarını şapırdata şapırdata yalanmışlar. Şu aslan ne kadar kral bir adam diye düşünmüşler. “Tanrı gibi mübarek!” demiş bir tanesi. Kimi coşmuş; “Allah benim ömrümden alıp onunkine eklesin!” Ertesi gün aslan yine acıkmış. Sırtlan yine gelmiş. “Beni her gün yormayın buraya kadar. Teker teker gelin işte” diye de azarlamış. Son bir bufalo kaldığında, öküzlüğünü unutup düşünmüş; ‘Geyikler beni bu öküz halimle kabul eder mi acaba?’ Derhal geyiklerin yanında almış soluğu. Geyikgillerin yanında misafir bulunan antilop şöyle söylemiş: “Siz o haysiyetsizi biraz zor doyurursunuz. Yarın bir gün geberip gider, bu kez evladını doyurursunuz. Bufaloların boynuzu vardı kullanmadılar. Bakalım size dadandığında siz ne yapacaksınız?”

Bilge geyik yanıtlamış: “Olur mu canım öyle şey. Ormanda hak var, hukuk var, demokrasi var. Seçimle gelen seçimle gider!” Hiçbiri, aslanın doyumsuz iştihasına karşı organize olmaya ve kurtuluşa dair kafa yormamış. Çünkü kafa yorulan bir şeymiş ve her hayvanda çalışmazmış.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?