Önce biz düzelmeliyiz

Herhangi bir insan, herhangi bir işe, san’ata, zenaata, ilime merak sararsa önce onun ustasını, âlimini bulur ve ondan o bilgiyi hem alır hem aldığını uygularsa başarılı olur.

Hat sanatını öğrenmeye başlayan bir öğrenci, hocasının çizdiği elif harfini yüzlerce kere tekrarlar ve hocasına götürünce hocası o tekrarlardaki hatasını ona söyler.

Tezhib sanatında da aynıdır. Bir tek çiçek motifini onlarca kere tekrarlar ve bu tekrar yazılanlardan hocası onun nerede hata yaptığını ona gösterir.

Mimar Sinan’ın yanında yetişen kalfa, taşı tanımayla işe başlar. Taşı tanıdıktan sonra taşı yontmayı öğrenir ve öylece devam eder.

Kur’an-ı Kerim eğitimine başlayan Mekkelilerden Müslüman olanlar, her ayet inişinde onu öğrenirler, manasını ve nasıl uygulanacağını da Sevgili Peygamberimizden öğrenirler ve öylece ilim amele/eyleme dönüşür.

İlk Müslümanlar, Sevgili Peygamberimiz’in eğitiminde tam 23 yıl okudular ve okuduklarını yaşadılar.

Sevgili Peygamberimiz’in vefatından biraz önce Müslüman olanlar da Ashab-ı Kiram’ın eğitiminden geçtiler.

Sevgili Peygamberimiz’i görmediği halde Ashab’ın eğitiminden geçen Hasan-i Basri, Said bin Cübeyr, Said bin Müseyyeb, Tavus bin Keysan, Ata bin Ebi Rabah… gibi binlerce tabiin uleması, Ebu Hanife, İmam Şafii, İmam Malik, İmam Ahmed gibi onlardan sonra gelip o yolu izleyenler ayarında ilim adamı yetişmemesinin sebebi kaynağa yakın olmalarıdır.

Bir kayadan çıkan suyun kaynaktan uzaklaştıkça duruluğunu, berraklığını kaybettiği gibi Sevgili Peygamberimiz’den uzaklaşıldıkça bilgiler de bulanmaya devam eder.

Ayet ve hadislerimizde sorun yok ama, ilim cambazlığı yapma, tartışmak için ilim öğrenme, makam, rütbe kazanmak için bilgi toplama işlemi bilginin safiyetini, giderir, duruluğunu bulandırır.

Sevgili Peygamberimiz:

 “İlim adamlarına hava atmak için, sefihler yanında tartışma çıkarmak için, insanların yüzünü kendine çevirmek (itibar kazanmak) için ilim öğrenen kişiyi Allah, cehenneme sokar” buyurur. (Darami, Sünen, K. Mukaddime, bab 34 Fazl’ül-Ilm)

Hepimiz, az veya çok neyi nasıl yapacağımızın birçoğunu biliyoruz.

Allah’ın kelamına karşı, ona zıt, onu yok sayacak herhangi bir soysuzun sözüne uyulmasının doğru olmadığını bilmeyenimiz yok ama, on zalimin sözünü dinlemede çıkarı olanlar, o sözü uygulamaya devam ederler.

Yalanın, faizin, içkinin, zinanın, iftiranın, gıybetin, hırsızlığın, gaspın, haksız yere adam öldürmenin, tacizin… haram olduğunu bilmeyenimiz yok ama uygulamada kusurumuz var.

Nerede var?

İslam’ı öğreten insanlarımızda ve kurumlarımızda var.

Kılıcın Arapçadaki kırk adını bilen ama kılıcı bir zalimin elinde görünce ceketini ilikleyip “Emredin” diyenlerimiz az değil.

Bildiklerini, o zalime göre yorumlayarak kemik kapma derdine düşenlerimiz de az değil.

Buna bir son verelim.

Bugünden itibaren bildiklerimizle hayatımızı süslemeye çalışalım.

Bizi örnek alanlara güzel örnek olalım.

İlim aşkıyla dopdolu olarak okula gelenlere ilim meşkiyle ilmi öğretelim.

Hattatın ve müzehhibin her harfi, her deseni yüzlerce kerre tekrara tekrar çizdirdiği gibi, Allah ve Rasülü’nün emir ve yasaklarını uygulamada onlara örnek olalım ve yaptıklarını da kontrol edelim.

Bunu yaparsak Allah celle celalüh bakın neyi müjdeliyor:

“Allah’tan sakının, size Allah öğretir” (Bakara süresi, ayet 2/282)

 “Ey iman edenler, eğer Allah’tan sakınırsanız O size furkanı (iyilikle kötülüğü ayırt edecek nuru) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi afveder. Allah büyük lütuf sahibidir.” (Al-i İmran süresi, ayet 8/29)

 “Ey iman edenler, Allah’tan sakının ve Peygamberine iman edin ki, size rahmetinden iki kat versin, kendisiyle yürüyebileceğiniz bir nuru sizin için kılsın ve sizi afvetsin. Allah afvedicidir, merhamet edicidir.” (Hadid süresi, ayet 57/28)

Hazreti Ali, kime âlim, kime cahil diyeceğimizi haber veriyor:

 “Ey ilim taşıyıcıları, o ilimle amel ediniz. Alim; ilmiyle amel eden ve ilmi ameline uygun olandır. 

Yakında bir kısım kavimler gelecek ve taşıdıkları ilim boğazlarından aşağı inmeyecek. 

Amelleri/eylemleri, ilimlerine aykırı olacak. 

İçleriyle dışları birbirine zıt olacak. 

Bir ilim halkasında birbirlerine üstün gelme yarışına girecekler ve o oturum sona erinceye kadar meclistekilere kızacak.

(Darami, Sünen, K. Mukaddime, bab 34 Fazl’ül-Ilm)

Süfyan bin Uyeyne de:

 “İnsanların en cahili bildiğini terk edendir.

İnsanların en âlimi, bildiğiyle amel edendir.

İnsanların en faziletlisi/erdemlisi, Allah’a karşı saygısızlık yapmamak için haşyet/ürperti içinde olandır” buyurmuş. (Darami, Sünen, K. Mukaddime, bab 32 Fazl’ül-Ilm”

Herhangi bir Müslüman bunu başarırsa onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı, yanlış yapmayı en aza indirir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Akif - Hocam Allah razı olsun günümüze ışık tutan güzel bir yazı olmuş.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 13 Ocak 13:54
01

Sezai Guvenek - Muhterem Hocam .Buyurdugunuz gibi ayet lerde sorun yok olmazda.

Lakin ayet meallerinde ciddi sorunlar bulunmaktadir.Hadislerde sorun yok diyorsunuz.Sizin gibi uzman birisinin bunu soylemesi pek sasirtici.Hadislerdeki sorunlar o kadar buyukki bugun fikir ayriliklarinin temelini teskil eden ana sorunlardan birirdir.'hadislerle ayetler catisirsa(ki bu hic olmamasi gereken bir dururmdur) biz hadislere uyariz,cunku son sozu hadisler soyler' diyen Imam Safi buna en keskin ornektir.Kuran mesajiyla catisan ,insan tabiatina hic te uygun olmayan hadis sayisi oldukca fazladir.Boyle olmamis olsaydi yani hadislerde sorun olmamis olsaydi uydurma(mevzu) hadis diye bir tanimlama olmazdi ki Diyanet eski baskani Mehmet Gormez bunlari ayiklayalim dedi adami karga tulumba gonderdiler.Sunnet ama Hangi sunnet meseledir sorundur hem de cok onemli bir sorundur.(Hurafecilerin beslenme kaynagidir) Konu uzun ve teferruatlidir,uzatmakta gereksizdir dusuncesiyle selam ve saygilarimi arzederim.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 13 Ocak 13:19


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?