Reklamı Kapat

Mahalle baskısı

Her yönüyle tuhaf bir ülke olduk. Bin yıl Allah’ın hükümlerinin uygulandığı bu ülkede, “resmen” uygulanan bir tek Allah’ın hükmü yok. Allah’ın haram kıldığı bütün fiiller serbest. O fiillere engel olmak yasak. Buluğ çağından sonra evlenmek yasak (18 yaşından önce ise). Ancak, zina serbest! TV’de sigara içilen sahnelerde sigara buzlanıyor. Ancak zina, kumar, müstehcen kıyafetler, bütün ahlaksız sahneler, cinayetin her türlüsü gösteriliyor.

Ülkemizde resmen nüfusun yüzde 99’u Müslüman deniliyor. Gel görelim ki, bu kahir ekseriyetin “Müslüman’ca” yaşamasının önünde yığınla engel var. Şimdi bir de başımıza “mahalle baskısı” çıktı. Tesettür-ü şer’i üzere çarşaf giyenlere laf atılıyor, hakaret ediliyor. Çırılçıplak giyinenlere bakmamak için gözünü kapatanlar horlanıyor. Geçenlerde, sosyal medyada ve haberlerde de yer aldı. Toplu taşıma aracında sarığıyla, cübbesiyle seyahat eden bir kardeşimiz, hoyratça, vahşice taciz edildi. Sözde o kardeşimize gözdağı ve “ders” vermek için 10. Yıl Marşı okundu. Bazıları da cep telefonu ile o kardeşimizi kaydetmek suretiyle taciz etmeye çalıştı. Daha da tuhafı, koskoca bir milletvekili, Meclis Genel Kurulu’nu ziyaretçi locasından takip eden, şehit kaymakamımız Muhammed Fatih Safitürk’ün sarıklı, cübbeli babası muhterem Asım Safitürk’ü görünce öfke ile sosyal medya kılıcını kuşanarak; “Kim bu sarıklı cübbeli arkadaş” diye sormaktaydı.

Ve mine’l garâib! Siz şu tuhaflığa bakın. Fatih Sultan Mehmet ve fetih askerleri gelmiş olsa, herhalde onlar da aynı muameleye maruz kalacaklar. Belki de edepsizce yuhalanacaklar ve daha ağır hakaretlere uğrayacaklar.

Çok değil, bir asır önce bu ülkede yaşayan Müslümanlardan erkek olanların neredeyse tamamı, o metrodaki kardeşimiz gibi, sarıklı, şalvarlı, cübbeli idi. (Bizim Antep’te cübbe yerine, cübbe gibi yerli kumaştan mamul aba giyilmekte idi. Dedem ve diğer büyüklerimizin tamamı da şalvarlı, takkeli, sarıklı idiler. Hanımların tamamı ise çarşaflı idi. Ya da Erzurum yöresinde olduğu gibi çâr, Karadeniz yöresinde olduğu gibi peştamal giymekte idiler. Ancak temelde tesettür esastı ve yüz de örtülmekte idi.) Peki bize ne oldu? Yüz yılda ne değişti? Bu arada bir Kurtuluş Mücadelesi verdik. Düşmanı denize döktük. Peki, bu dehşet verici dönüşme nasıl oldu?

Resmî bir baskı ve müdahale olmamasına rağmen, haremlik-selamlık neredeyse tamamen ortadan kalktı. Üstüne üstlük, temeli farz bir emre dayanan bu İlâhî emri uygulamak isteyenler “kınanır” oldu.

Çarşaf giyinerek, elbisesi dâhil bütün zînetini gizleyen ve yalnızca mahreminin yanında o elbiseleri ve zînetleri ile görünen/görünmek isteyen iffet timsali hanımlar “kınanır” oldu. Bir ahbabımın hanımı çarşaf giymeye karar vermişti ve bu kararını uyguladı. O günden sonra dünya kendine dâr oldu. En başta kendi akrabaları ve kayınvalidesi şiddetle karşı çıktılar. “Bu kıyafetle evimize gelme!” dediler ve ambargo uyguladılar. Dehşetli ve çok sıkıntılı günler geçiren o bacımız sonunda “men sabere zafere!” (sabreden zafere kavuşur) hükmünce, o psikolojik savaştan zaferle çıktı. Bütün akrabaları sonunda kendisinden özür diledi.

Sahi bize ne oldu? Dün ecdadımızın giydiği kıyafetlerle dolaşmak isteyenler; niçin bu şekilde “iğrenç” diyebileceğimiz sataşmalara ve tecavüzlere maruz kalıyorlar? O saldırganlar nasıl dönüştü? Nasıl dünkü gün ülkemizi işgal eden düşmanın yapmak istediklerini yapmaya çalışır hale geldiler? O insanlar, Sütçü İmam ve Şehit Kâmil hâdiselerini bilmiyorlar mı?

Nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan, bin yıl İslâm’ın bayraktarlığını yapmış olan, bin yıl devlet idaresinde, mahkemede, sosyal hayatta İslâm’ın hükümleri uygulanmış olan bir ülkede şimdi “Müslüman’ca yaşamak isteyenler” mahalle baskısına mâruz kalıyor. Üzerine elbise giymeyi unutmuş bayan, “Niçin bana bakmıyorsun!” diye sosyal medyada gözünü kapayan genci linç etmeye çalışıyor. Tesettürlü hanımlar sözlü sataşmalara, hatta fiilî saldırılara maruz kalıyor. Dünün “fetih ordusunun” kıyafeti ile metroya binen genç, TBMM’ye sarık ve cübbe ile giden eli öpülesi zat (Ki Birinci TBMM mensuplarının ekserisi öyle idi) türlü şekilde taciz ediliyor.

Sahi bize ne oldu? Nasıl bu hale geldik? Nasıl bu şekilde dönüştük/dönüştürüldük? Dünyada bizim bu halimize benzer bir ülke daha var mı? Bu gidiş nereye? Bu gidişin sonu bütün kimliğimizi yitirmekle mi neticelenecek?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?