Reklamı Kapat

Hangi saftayız?

Yalan; gerçeğin, doğrunun gizlenmesi, değiştirilmesiyle insanların aldatılmasıdır. Şeytani bir huy/ahlaktır. Din/İslamiyet de istikamet/doğruluktur. Yalan en büyük günahlardandır. “Dil doğru olmazsa, kalp de doğru olmaz.” Kalp doğrulmazsa dil de doğrulmaz. İlk yalan söyleyen, tüm insanların düşmanı, cinlerin atası İblis’tir. Bilinen yalanıyla/aldatmasıyla atamız Hz. Adem ile eşi Havva anamızın cennetten indirilmelerine sebep olmuştur. Melun hep isyana çağırır. Yalan onun en geçerli, etkin silahlarındandır.

Yalan aileleri de devletleri de yıkabilir. İslam, iman, kardeşlik, sevgi bağlarını kopartabilir, zayıflatabilir. Savaş sebebi de olabilir. İhtilafları çoğaltır. Tefrikayı tahrik eder.

Yalan; medyanın en büyük, tehlikeli aracı haline gelmiştir. Yalanı üreterek, yayarak toplumun zihnini, kalbini tahrif ederek, batıla, yanlışa yönlendirebilir. Özetle; öğretim, eğitim, ıslah ile halkın yararına kullanılabilecek araç, tam tersine bozgunculuğa çalışırsa büyük zararlar oluşur. Doğru haber almadan doğru kanaat, hüküm sahibi olabilir miyiz? Medya yalan, yönlendirme makinesine dönüşebiliyor.

Küresel egemen sistem yalan temelinde yürütülüyor. Yalan olmasa dünyadaki işlerimiz düzelir. Siyaset, ticaret, kamu düzeni... Sonuçta barış, huzur ve refah sağlanır. Çünkü toplumda güvenlik/emniyet vardır. Yalansız düzen nerede?!

“Fatiha/6-7, Hud/112, Nisa/68-69, En’am/153” ayetlerinde doğruluğa, doğru yola vurgular var. “Yalan ile iman bir arada durmaz.” “Doğru söz alışkanlığı insanı cennete, yalan söz de alışanı cehenneme götürür.” “İman ettim de, dosdoğru ol.” “Hud Suresi beni kocalttı...” “Ağızdan çıkan sözler kaydediliyor” (Kaf, 18, Tarık, 4). “Her duyduğunu söyleyen yalandan kurtulmaz.” “Müminler kardeş”; hem ıslah görevimiz var, hem de fasıktan gelen haberi/bilgiyi tahkik etmek görevimiz var (Hucurat/9,6) iken, tersine Müslümanların arasını açmak, husumet ne anlama gelir? “Allah için sevmek, buğzetmek amelin efdalidir.” Düşmanlara, zalimlere meyil nereye götürür? (Hud/113). “Ehl-i kıble tekfir edilmez.” Tefrika haramdır. “Mümin Allah’ın düşmanına düşman, dostuna dost olur” (En’am/152,153). “Müminlere en çok düşman olanlar Yahudiler ve müşriklerdir” (Maide/82). Firavun zamanın en büyük müfsidi iken ıslahatçı Hz. Musa’ya “müfsit/terörist” diyordu. “Yalan, münafıklık alametlerindendir.” “Ahir zamanda yalana/yalancılara itibar/rağbet çoğalır. Sadıklar yalanlanır.”

Bu konudaki ayet ve hadisleri bilecek durumda olanlarımızın anılan suikastla ilgili bu yaman çelişkisi, şaşkınlığı, keskin farklılığı ümmetin röntgenidir, ne yazık ki! “Şehit edildi” ile “gebertildi” değerlendirmeleri hem de dindar/”ehli sünnet”(?!) iddiasıyla yapılabilmektedir. Zihinler, kalpler işgal edilmeden coğrafyalar işgal edilebilir mi?

Siyonizm’in/Evangelizm’in dünyayı kan ve gözyaşına boğduğunu yaşayarak gözlemliyoruz. “Arzı Mevud”a ulaşmak için dünyayı yakıyor, ümmeti parçalıyor, çatıştırıyor, sömürüyor. Kavim, mezhep ihtilaflarını köpürterek yalan haberlerle de kafalarımızı karıştırıyor. En son örneği Kasım Süleymani olayıdır. Kiminle seviniyor, kiminle üzülüyoruz?

Dünyada medyanın büyük bir kısmının tamamen Siyonizm’in kontrolünde olduğunu bilmeli değil miyiz? Tercihlerimizi buna göre nasıl doğru olarak yapabiliriz? “Bilmiyorsanız ‘ehli zikre’ başvurun, sorun” buyruluyor.

Kudüs konusunda uzman bir kardeşimiz Nureddin Şirin TV5’teki programda çok ilginç beyanlarda, yorumlarda bulundu. Özetle: “Merhum Kasım Süleymani’nin Siyonizm’e, emperyalizme karşı yaptığı efsanevi cihadından örnekler verdi. Afgan cihadına, Bosna-Hersek cihadına, Filistin cihadına (hem de Kudüs Gücü Komutanı olarak) ve nihayet ülkemizde 15 Temmuz teşebbüsünün önlenmesine de katkı sunmuş bir mücahit olduğunu, bundan dolayı da ABD ve Siyonizm’in hedefinde” olduğunu beyan etmiştir.

Cenaze merasimine katılan liderlerden (Sünni) İsmail Heniye de O’nun “ümmetin şehidi” olduğunu belirtmiştir. Saadet Partisi Bilge Başkanı da merhumun şehadetine şahitlik etti. Kimileri de “geberdi” yorumuyla, karalamasıyla, “bedduasıyla” kendi safını, kimliğini gösterdi. Böylece Siyonistlerle, İsrail ve ABD ile birlikte sevinebildiler. Bunlar kendilerini solcu olarak tanımlayanlardan da değil; kimileri “muhafazakâr” ve de “İslamcı”, “sağcı” kesimden. Zaten “sağcılık” da ABD’yle işbirliğini gerektirmiyor mu? ABD de bizim stratejik ortağımız değil mi? ABD bölgedeki en büyük “terörist”i hedef aldı. Bu, çok düşündürücü ve vahim bir durum, şaşkınlık... Bu “ehli sünnet”(?!) davası güdenlerden birisi: “İran ortadan kalkmadan, İslam Birliği olmaz” diyecek kadar şaşkın... “Düşman varsa diyor, Şia’dır, İran’dır. Biz de hazır fırsat varken, ABD ile İsrail ile birlikte şu İran düşmanını yok etsek” demeye getiriyor. Aman ya Rabbi... Ne haldeyiz?! Daha dostumuzun, düşmanımızın kriterlerini bilmiyoruz. Kiminle seviniyor, kiminle üzülüyor, kimin safında, kimin karşısındayız? Bu şaşkınlığın düşmanlarımıza yaradığının farkında olmamak ne büyük nasipsizlik, bedbahtlık. Küresel egemen güçlerin “Arz-ı Mevud projesinin noktalanması Türkiye ile İran’ın savaştırılmasından, parçalanmasından geçer” (N. Erbakan) gerçeğini anlayamamış gafiller yüzünden bizi helak etme Ya Rabbi!

Bölgemizdeki Türk, Kürt, Arap, Fars, Sünni, Şii, Alevi etiketli çatışmalar kimlerin yararına, kimlerin zararınadır? Bunu göremez, anlayamazsak bölünüp, parçalanmaya zillete mahkûmuz demektir. ABD’nin Afganistan’dan ülkemize kadar Müslüman coğrafyalarda ne işi var? Bu sorunun cevabı hem ayet-i kerimeyle bildirilmiş (Enfal/73) hem de hadisi şerifle: “Ahdini bozan topluma Allah (c.c) düşmanlarını musallat eder” (Camiüssağir, C:1, S:609, No:3945). Çözüm D-8, İslam Birliği’dir, vesselam.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Adem - Bunları anlamak ve yaşamak cümlemize RABBİM nasip etsin bu kadar güzel sohbette neyazıkki şükrümüzü yapamıyoruz günümüzde bir lidere sahibiz RABBİME NİHAYETSİZ ŞÜKÜRLER OLSUN

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 09 Ocak 16:45

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?