Reklamı Kapat

Gündemin ilkeleri ilkelerin gündemi

Gündem çok yoğun bir şekilde insan zihnini kuşatıyor. Geçen hafta başladığım yazı dizisine bu kuşatmanın zaruri neticesi olarak ara vermem gerekiyor. Zira insan zihni bir yöne odaklanınca, başka bir yön hakkında çabalaması vakit kaybı anlamına gelir. Ortaya çıkan ürün de bir şeye benzemez. Gündem bizleri yani zihinlerimizi öyle etkiliyor ki adeta varlığımızı tehdit ediyor. Gündemi saatlerce konuşabiliriz. Saatlerce yorumlar yapabiliriz. Ama ekseriyeti fuzuli yahut tekrar olur. Bu yüzden gündemi değerlendirirken bağlı kalınması gereken ilkeler üzerine odaklanacağım. Yani bir gündemi değerlendirirken hangi ilkelere yaslanmamız gerekir? Bu soruya vereceğimiz cevaplar bizleri tutarlı bir gündem değerlendirmesine ulaştıracaktır. Şimdi gündemlere geçebiliriz.

Birinci Gündem; Kasım Süleymani’nin öldürülmesi ve İran’ın, ABD’ye karşılık vermesi. Bu satırlar yazılırken ABD hâlâ bir cevap vermedi ancak vereceğe benziyor. Tabi, insani yani askeri kayıp cevap verip vermeyeceğini yahut nasıl bir cevap vereceğini belirleyecek. İran boş üstleri de vurmuş olabilir. Bu her zaman imkân dâhilindedir.

Bu gündemi değerlendirirken dayanacağımız birinci ilke: Herhangi bir Müslüman, kâfir tarafından öldürülürse, bu öldürme olayı kabul edilemez, desteklenemez, alkışlanamaz. Velev ki öldürülen Müslüman mücrim olsun. İkinci ilke, bir Müslüman ülke ile gayr-i müslim bir ülke harp halinde olur ise hiçbir Müslüman gayr-i müslim ülkeyi destekleyemez.

İkinci Gündem: Bir üniversitede öğrencilere verilen yemek dağıtımında değişikliğe gidildi. Kısıtlamalar yapıldı. Protesto eden öğrenciler polis tarafından joplandı. Sonra bu kararı alan haşmetli ve kıymet ve devleti rektör hazretleri karardan vazgeçti. Fatura en alttaki memura yani jopu kullanan polise kesildi ve açığa alındı.

Bu gündemi değerlendirirken dayanacağımız birinci ilke: Öyle her önüne geleni ahbap çavuş ilişkisinden dolayı makama getirmeyeceksin. Liyakati olmayan kişiye bırak eğitim kurumunu kırtasiye bile teslim etmeyeceksin. Külah akıllandırır ancak devletli olmak karakter işidir.  İkinci ilke ise; öğrenci Vehbi Koç’un oğlu dahi olsa öğrenciye verilen hiçbir burs, yardım ve imkân kısıtlanamaz.

Üçüncü Gündem: Yukarıdaki rektör hazretlerinin üniversitesinde okuyan genç bir kızımız hayattan çekildi yani intihar etti. Siyasi taraflar saldırıya geçti. Adeta intihar eden kişi üzerinden nemalanma derdine girildi. Eleştirilere bir ölümü yani intiharı temel yaptılar.

Bu gündemi değerlendirirken dayanacağımız ilke; hiçbir acı başkasının sıçrama tahtası yahut eleştirirken dayanak noktası olamaz. Bu ilkenin aksini yapanlar insanlıktan nasbini almamış demektir. Söylenenler doğru olsa dahi bir kişinin intiharının siyasi tartışma konusu yapılması ahlaksızlıktır.

Dördüncü Gündem: Kanal İstanbul, aslında doğru ifadesi ile Kalan İstanbul. Belediye ben bu işte yokum ve yaptırmam demeye başladı. AnAkara ise yapılacak dedi. Yıllardır boğazdan hafif hafif geçen gemiler arada sırada bizim boğaz kenarlarına dalıyor bu günlerde! Kaza diyorlar ama ne onlar ne de biz inanıyoruz. Sanırım belediye kanadı bu tartışmayı itibar ve Ankara hayallerine sıçrama tahtası olarak kurguluyor. Ankara kanadı ise rant ve dolar olarak düşünüyor.

Bu gündemi değerlendirirken dayanacağımız birinci ilke; bu konuda konuşması gerekenler siyasiler değil bağımsız bilim adamları ve strateji uzmanlarıdır. İkinci ilke; hiçbir iktidarın ve insanın tabiata bu denli müdahale hakkı ilkesel olarak yoktur. Üçüncü ilke ise, bir projede rantın oluşması normal bir şeydir ancak bu rantın belirlenmesi ve dağıtılması adil olmak zorundadır. Dördüncü ilke; olası kanal etrafındaki arazilerin Araplar tarafından alınmasını kanala hayır demek için gerekçe göstermek aşağılık, adilik, Batı yancılığı ve faşistlik kokan bir harekettir.

Dördüncü Gündem: Libya meselesi… Türk askerleri Libya’ya gidiyor ya da gitti. Muhtemel bir savaşın en azından koordine kısmındayız. Bu konu şimdinin gündemi tam olarak değil ancak ileride bizleri daha uğraştıracak.

Bu gündemi değerlendirirken dayanacağımız birinci ilke; Libya’nın maslahatı, Türkiye’nin menfaati. Böyle ilke mi olur diyeceksiniz. Yahu ilke yok demenin en güzel yolu bu işte.  Libya meselesinde alınan kararı destekliyorum ancak başarabilecek miyiz? Bilmiyorum. Denemeye değer. Hükümetin dış politika hikâyeleri genellikle felaketle sonuçlansa da bu sefer sanırım devlet bu meseleyi üstlendi. En azından iç siyasete konu edinilmemesi lazım. Ordumuz muzaffer olsun.

Beşinci Gündem Trabzonspor… Şahsen fakirin, birincil gündemlerindendir her daim. Sanırım hastalık. Aslında sanırım değil kesin öyle. Her ne ise; siyasetten bu kadar nemalanırsan kaçınılmaz olarak emir alırsın. Siyasetin acilen spor ve sanattan çekilmesi lazım… Hemen acilen ilk iş olarak siyasetin spor ve sanata tövbe etmesi gerekiyor. Yoksa sonumuz hezimet ve kültürsüzlük.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İdris Cevahir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?