Reklamı Kapat

Pisler, temizleri yok ediyorlar

Hakkâri din görevlilerine yapığım konuşmada ve daha sonra Hakkâri’yi gezerken, ulemasını ve medreselerini ziyaret ederken, değerli hocalarına söylediğim şu idi:

“Allah korusun, Hülagu gibi bir kâfir, Bağdat’ta taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmazken, İslam’ın ana kaynaklarını yok etmek için kütüphaneleri ateşe verdikten sonra yanmayanları da yok etmek için küllerin arasında kalanları da Dicle Nehri’ne döktürmüş.

Günümüz Hülagu’su Amerika, Türk veya Kürt düşmanı değil. Amerika, İslam düşmanlığı yapıyor.

İstanbul kütüphaneleri tamamen yok edilse, Hakkârili hocalar, Arap dilini öğretecek kitapları yeniden yazacak durumdalar.

Ama hocalarımızın yaşı epey ilerledi. Ölünce yerini tutacak hoca yok.

Onun için medreselerin sayısını çoğaltınız.

Her ilçe de değil her köyde birer medrese açılması için gayret ediniz” demiştim, 03.11.2018’de.

Yüksekova’da lokantada öğle yemeği yerken, yan masaya oturan insanlar arasında daha çok saygı gören biri, gelerek kendisini bana tanıtarak …belediye başkanı olduğunu söyleyince ilk sorum, “Medreseniz var mı?” oldu.

Eski medresenin harap olduğunu ve ders yapılamaz olduğunu söyleyince, “Ver elini” dedim elini uzattı ve ben, “Bana söz ver, ‘Hemen yarından itibaren o medreseyi harabiyetten mamur hale getireceğim ve hemen derslere başlayacaklar’ de bana” dediğimde söz vermişti.

Mısır’da 1926’da doğan ve İslam âleminin gözde ilim damlarında Yusuf el-Karadavi şu anda 94 yaşında olduğu halde Amerika onu terörist ilan ederek her tarafta arıyor.

Bangladeş’te Mevdudi’nin kurduğu Cemaati İslami Partisi’nin üyesi olan elli kadar İslam âlimi, 1972’de Bangladeş’i değil Pakistan’ı desteklediniz suçlamasıyla kırk yıl sonra idama mahkûm edildiler.

Sodom ve Gomorelilerin kendi pisliklerini temizlemeye kalkan Lut aleyhisselam ve ona iman edenleri taciz ettikleri ve ülkeden sürgüne teşebbüs ettikleri gibi, bunlar da temiz insanları yok ediyorlar.

Afganistan’da, Irak’ta, ilk hedefi, kendisine karşı direnen ilim adamları, siyasiler, komutanlar ve en son halk geliyor.

Sevgili Peygamberimiz, ilmin kaldırılışını şöyle anlatır:

“Allah, insanların arasından ilmi kaldırmaz. Ancak, ilim adamlarını öldürür ve böylece ilmi kaldırır. İnsanların arasında cahil yöneticiler bırakır. Onlar bilgisizce fetva verirler, hem saparlar hem sapıtırlar” (Müslim, Sahih, K. İlm, bab Raf’ül ilm 5).

Burada ulemanın, pısırık olması, cahillerin atak olması sonucunda, cahillerin ulemayı öldürmesi ve böylece ilmin kaldırılmasına dikkatimizi çeker.

İslam Enstitüsü’nde okurken hocamız Arif Etik hoca efendi: “Darağacında asılı gördüğüm hocaların her biri bir telefon direğine asılsaydı Ankara’ya kadar varırdı” demişti.

Kur’an-ı Kerim’imiz ise, ne yapılacağını, nasıl tedbir alınacağını gösterir:

“İman edenlerin hepsinin sefere çıkmaları doğru değildir. Dini iyi anlamaları ve kavimleri (harpten) geri döndüğünde onları uyarmaları için her topluluktan bir grup (ilim tahsili için) toplanması gerekmez mi? Umulur ki onlar sakınırlar” (Tevbe süresi ayet 9/122).

Rabbimizin emirlerinin her halükarda yerine getirilmesi gerekirken sıcak harp halinde bile yapılması gereken iki şeye dikkatimizi çeker.

Birincisi harp halinde bile askerlerin yarısı harp ederken yarısının namazın yarısını kılanların savaşa başlamasını, diğerlerinin gelip aynı imama uyarak yarısını da onların kılmasını sonra kalan rekâtı tamamlamalarını bile tarif eder. Bak Nisa süresi ayet 4/102.

İkincisi de harp halinde bile eğitime ara verilmemesi ve bir gurubun eğitime devam etmesi.

Günümüz Hülagu’ları, matematik, fizik, kimya gibi bütün ilimlere karşı değiller ama insanları izzetli, iffetli, dinini, imanını, secde ettiği vatanını seven insanlar yetiştiren, sömürgenlere ve saldırgan kâfirlere karşı direnen İslam âlimlerini yok ediyorlar.

Onun için herkes bu günlerde bildiğini, birilerine aktarmaya başlasın.

Her ev medrese oluversin.

İstanbul’a geldiğinde günlük ekmeğe ihtiyacı olan merhum hocam Ahmet Muhtar Büyük Çınar hoca efendi, hemen bir baklavacı dükkânına girer ve bir yufka açmasını görmelerini ister. Onun yufka açışını gören baklavacı hemen işe alır.

Hocamın hocalığını bilenler her gün ona gelirler. O da yufka açarken işini hiç ihmal etmeden dersine de devam eder.

Yıllar sonra değeri anlaşılır ve Haseki Eğitim Merkezi’ne hoca olarak atanır.

Yani yufka açarken de ücret almadan ders verilebilir.

Hanım, Kur’an’dan bildiği bir ayeti beyine öğretiversin.

Bey, hanımına öğretiversin.

Bu din, yalnız hocaların dini değildir.

Bütün insanlığa inmiştir.

Bilen, bildiği kadarını bilmeyene öğretecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?