Reklamı Kapat

Siyasetin güç ve rıza ikilemi

Geçen haftaki yazımızda iktidar sahiplerinin otoritelerini devam ettirmelerinin yolunun zor kullanmaktan ya da rıza kazanmadan geçtiğini, her iki durumda da nelerle karşılaşılabileceğini ana hatlarıyla belirtmiştik. Bugün ise bunu güncel siyasetimize uyarlayalım. Zira otorite sahiplerinin gücü önceleyenleri de var aramızda, rızayı önemseyenleri de.

Çok partili hayata geçişten bu yana Türkiye’de yetkiyi eline alan siyasi iktidarların karnesine baktığımızda konu çok daha anlaşılır hale geliyor aslında.

Tek partili CHP döneminde oluşan siyasi atmosfer halkın rızasını kazanan Demokrat Parti’yi kısa sürede iktidara taşımıştı. Toplumsal muhalefetin temsilcisi konumuna yerleşen Demokrat Parti, ilk dönemlerinde buna uygun bir siyasi motivasyon ile faaliyet yürüttü. Ne var ki, doğal mecrasında yürümesi gereken siyasi süreci, hak merkezli siyaset anlayışı yerine çoğunlukçu siyasete çevirme hatası gerek DP yetkililerine gerekse ülkeye pahalıya mal oldu ve hatırlanmak istenmeyen gelişmeleri beraberinde getirdi.

Darbe ile iktidardan uzaklaştırılan DP’nin ardılı siyasi gelenek, merkez sağ partileri doğurdu ve bunların her biri kendi dönemlerinde (Adalet Partisi, DYP, ANAP vb.) benzeri tecrübeleri yaşadı. Halkın rızası ile iktidara gelen, iktidara geldikten sonra güç merkezleriyle iş tutarak gücün esiri olan iktidarlar dönemi. “İyi ama bu partiler iktidardan düşmemek için süngülerden taht yaptılar mı” sorusu akıllara gelebilir ama unutulmamalıdır ki, burada siyasetin yönünü değiştiren Milli Görüş faktörü devreye girmektedir. Milli Görüş partileri (MNP-MSP-RP-FP) “kuşun canlısını” ortaya koyunca sağ partiler iktidarda rızayı öncelemek zorunda kalmıştır.

Merkez sağ partiler dışında sol ideolojilerden beslenen CHP ve milliyetçi kanadı temsilen MHP ile HDP bulunmaktadır. CHP (bir dönem SHP ve DSP) kendisini Cumhuriyet’in kurucu partisi olarak merkezde kabul ettiğinden güç ile doğrudan bağlantılı bir siyaset anlayışını bagajında taşımaktadır. Kılıçdaroğlu dönemi CHP, bu anlamda ciddi özeleştiri yapabilir durumda olmakla birlikte, eski hastalığın yeniden depreşme ihtimali henüz toplumda var olan bir endişe halidir.

Türkiye’de hiçbir zaman yeterli çoğunlukta iktidara gelmeyen MHP’nin de sahip olduğu şovenist yapı itibariyle gücü ne kadar öncelediği apaçık ortadadır. Beka söylemiyle toplumu kolayca nasıl vatansever-hain ayrışmasına götürebildiği ortada iken süngülerden taht yapmanın cazibesine kapılmaması için çok fazla neden kalmamaktadır. Esasında, olağan şartlarda gerek Türkiye’de gerekse dünyada milliyetçi partilerin iktidara gelme olasılığı oldukça düşüktür, buna mukabil bu partilerin söylemleri belirli kesimlerde makes bulduğundan merkez partilerin söylemlerini etkilemektedir ki, genelde bu durum kutuplaşmayı artırmaktadır.

Benzeri tespitlerin çok daha fazlasını HDP için de yapmak mümkündür. Zira terör örgütünden kendisini azade edemeyen bir partinin ortaya koyacağı siyaset anlayışı, rıza merkezli değil güç merkezli olacaktır. Çözüm süreci ve sonrası hendek olaylarında kendi tabanlarına karşı gösterdikleri siyasi tavır dahi bunun açık kanıtı niteliğindedir.

Bu partiler dışında Türkiye siyasal tarihine damga vuran iki partiden ayriyeten söz etmek gerekmektedir. Bunlardan birisi Adalet ve Kalkınma Partisi, diğeri ise Milli Görüş ideolojisinin tek temsilcisi konumundaki Saadet Partisi’dir. 17 yıldır iktidarda bulunan AK Parti’yi merkez sağ partiler sınıfına dahil etmeyişimizin nedeni iktidara gelme süreciyle ilintilidir. Zira AK Parti’yi ortaya çıkaran siyasi süreç, öncülü sağ partilerden farklı bir özelliğe sahiptir. Bunu anlamadan AK Parti’yi sağlıklı bir şekilde analiz etmek mümkün olmayacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?