Reklamı Kapat

Çin tarihinden bir ibret

Bu günkü yazımızda Hazreti Ömer devrinde, Çin’de yaşanan bir olayı konu edinip dersler çıkarmaya çalışacağız.

Peygamber Efendimiz Hicret’ten 5 yıl sonra vuku bulan Hendek Savaşı sırasında, Müslümanların açlıktan karınlarına taş bağladığı bir günde, o günün dünyasının ikinci süper gücü İran’ın fethedileceğini müjdelemiş, onları umutlandırmıştı.

Hudeybiye Anlaşması’ndan sonra İran’a, İslam’a davet mektubu gönderdiğinde, Kisra Perviz Hüsrev mektubu yırtarak parçalamış, elçiye de hakaret etmiş ve kovmuştu. Bunun üzerine Peygamberimiz de İran’ın da o mektup gibi parçalanması için beddua etmişti.

Hazreti Ömer döneminde, Köprü olayı ile başlayan İran’ın fethi, Kadisiye Zaferi ile gelişmiş ve sonra gelen 1-2 yıl içinde de kazanılan zaferlerle tamamen gerçekleşmişti. Son Kisra Yezdicerd sığınacak yer aramaya başlamıştı. Aklına Çin geldiği için ona mektup ve elçiler yollamış, yardım istemişti.

Yezdicerd’in elçisi Çin’e ulaşmış, Hakan ile görüşmüş, geri gelmiş Yezdicerd’e mektup getirip bilgi vermektedir.

Aralarındaki konuşmayı elçi şöyle anlatır.

Hakan:

-Sizi ülkenizden çıkaran bu Müslümanların sayılarının çok az, sizin ise kalabalık olduğunuzu söylediğinize göre, onlarda değişik hallerin olması gerekir. Bana bunları anlat da dinleyeyim. Çünkü onların az olmasına rağmen size karşı galip gelmeleri hayırlı bir kavim olduklarını ve sizin ise hayatınızda kötülüklerin bulunduğunu göstermektedir.

-Sor da anlatayım, dedim. Konuşmamız şöyle sürdü:

-Bu insanlar ahde vefa ediyorlar mı?

-Evet.

-Sizinle savaşa girmeden önce size neyi teklif ediyorlar?

-Bize şu üç şeyden birini teklif edip seçimini bize bırakıyorlar. Ya dinlerine girmek, (eğer dinlerine girersek onlar bizi kendilerinden bir fert olarak kabul ederler, bize mükâfatlar verirler) yahut cizye vermek ya da bunları kabul etmezsek savaşı tercih etmiş sayılmak.

-Onların emirlerine itaatleri nasıldır?

-Emirlerine son derece itaat eder, bağlılık gösterirler.

-Onlar neyi helal kılıyor, neyi haram kılıyorlar? Kendilerine helal kılınanı haram, haram kılınanı helal kılıyorlar mı?

-Hayır.

-İşte bu kavim haram kılınanı helal, helal kılınanı da haram kılmadıkça hiçbir şey onları bu zaferlerinden alıkoyamaz.

Daha sonra da bu mektubu yazdı:

“Ey Yezdicerd! Sana Merv’den Çin’e uzayıp gidecek orduları yardıma gönderebilirim. Elçiden aldığım bilgiler olmasaydı bunu da yapardım. Ancak elçinin anlattığı bu kavim, bu halleriyle dağlar üzerine hücum etseler, dağları devirirler de onları hiç kimse engelleyemez. Onlar senin elçinin anlattığı gibi iseler, eğer bana doğru gelecek olsalar beni de yerimden yok ederler. Onun için sen onlarla barış yap, kendi ülkende kal. Onlar seni heyecana sevk etmedikçe sen kesinlikle onları kışkırtmayasın.”

Yezdicerd bu mektup üzerine Türk kavimlerine sığınmış ve Fergana’da ikamet etmeye başlamıştı.

Bu olay Hicret’ten 22 yıl sonra meydana geldiğine göre Peygamber Efendimizin müjdesinden sadece 17 yıl sonra İran’ın haritadan tamamen silindiğini ve Müslümanların fethinin gerçekleştiğini görüyoruz.

Bu kadar kısa zamanda Müslümanlar ordu mevcudu ve silah bakımından büyük bir atılım yapmış olabilir mi? Hayır! O halde devrin süper gücü İran’ı nasıl haritadan silebildiler? Hem de Suriye, Filistin ve Mısır’ın fethi ile eşzamanlı olarak...

Çin imparatoru bunun ipuçlarını açıkça ifade etmiş.

İman, itaat ve haram-helal sınırlarına riayet.

Benzer bir değerlendirme, Milli Görüş Lideri Erbakan Hocamızdan hatırladığımız şu cümlelerdir:

"Bir milletin asıl gücü, ne parası ne tankı ne de topudur. Asıl gücü imanlı evlatlarıdır. Biz Malazgirt‘i tankla topla değil imanla kazandık. Biz İstiklal Savaşı’nı tankla topla değil imanla yaptık. Çanakkale‘yi imanla koruduk. Bugüne kadar tarihimizin bütün altın sayfalarını imanla yazdık.”

Bugün İslam dünyası ve Türkiye olarak büyük tehditler altındayız. Milli Görüşçüler olarak büyük imtihanların eşiğindeyiz. Bu durumda zafer kazanma ihtimalimizi, zafer kazanmanın şartlarının bizde ne kadarı var, bu husus belirleyecektir. Bu şartlar bizde tam olarak mevcut olduğunda bir değil, birden çok “süper gücü” ezip geçebiliriz.

Tıpkı o günkü Müslümanların süper güçlerin hepsini yani İran’ı, Bizans’ı ve Çin’i ezip geçme ihtimalleri gibi.

TOPLAR

Gelir dize, süperler bile,

İmanla gümbürderse toplar!

Vasıflar verilmişse sele,

Daim burnu yerde nal toplar!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ekrem Şama - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?