Reklamı Kapat

Batı'nın “tanrısal kudrete karşı, tanrısız bilim” düşüncesini tenkid

Batı'nın emperyalist zihniyeti, yüzyılları bulan bir sürecin sonucudur ve günümüzde İslâm dünyasını da içine alacak şekilde bütün dünyayı derinden etkilemektedir. Batı'da Skolastik düşünceye karşı 15’inci ve 16’ncı yüzyılda başlatılan Rönesans ve 16’ncı yüzyılda Katolik kilisesine karşı Martin Luther tarafından başlatılan Reform hareketleriyle devam eden süreç 18’inci yüzyılda Aydınlanma hareketleriyle birlikte dinin toplumsal hayattan tecrit edildiği ve “insan aklının” merkeze alındığı bir sürece evrilmiştir.

Reform hareketleriyle birlikte başlayan ve kilisenin ve din adamlarının din üzerindeki tahakkümünü ortadan kaldırmak için “Sola Scriptura” / yalnızca kutsal kitap İncil sloganıyla Hıristiyan kültürdeki tüm öğeleri reddederek İncil’in tek başına mehaz kabul edildiği bu süreç, ruhban sınıfının etkisizleştirilmesinden sonra Aydınlanma hareketleriyle birlikte dinin sosyal, siyasal ve hukuk alanından tecrid edilmesi ve bu alanı insanların kendi hevâ ve heveslerine göre dizayn etmesiyle devam etmiştir.

Dinin sosyal, siyasal ve hukuk alanlarından dışlayarak yaratıcıyla birey arasına hapseden anlayış, dinin boşalttığı alanı “insan aklıyla” doldurarak yaratıcının otoritesinin yerine insan otoritesini hâkim kılmayı hedeflemiştir. Bu anlayışa göre din “yaratıcıyla birey arasında kültürel normlara dönüşmüş ve temsiliyeti sadece ritüellere” hapsedilmiştir. Yaratıcının hükmetme yetkisi gasbedilmiş, yaratıcının affetme yetkisi de Hümanizm’le insana aktarılmıştır.

Batı’da Aydınlanma hareketleriyle birlikte din karşıtı düşüncelerin ortaya çıkışı, bozulan Hıristiyanlığın pagan kültürle bütünleşmesi ve “İrrasyonalizme” yönelmesiyle ilişkilidir ve temelde “Kilisenin tahakkümü, üç tanrı inancı, asli günah” gibi bozuk inançlarla ilişkilidir ama bunu sadece Hıristiyanlığın pagan kültürle bütünleşmesi, İrrasyonalizme yönelmesi ve kilisenin tahakkümüyle izah etmek yeterli değildir. Bunların dışında gerek Yahudilerin gerekse Hıristiyanların yaratıcı tarafından gönderilen Peygamberlere revâ gördükleri muamele ve kutsal kitaplarını tahrife yeltenmelerinin de etkisi büyüktür. Ancak Aydınlanma hareketleriyle birlikte ulaşabildikleri “insan aklını” hâkim kılma projelerine, yüzyıllar öncesinde yaratıcının gönderdiği Peygamberleri yalanlamakla, öldürmekle, iftirayla, eziyetle, Peygamberlere sıradan insanî vasıfları yakıştırmakla ve getirdikleri kutsal kitapları tahrifle başladıklarını anlamak gerekir.

Bir başka sebep ise sömürgecilik vasıtasıyla dünyanın hemen her yerinden elde edilen gelir kaynaklarının işlenip maddeye dönüştürülmesi, sanayileşmeyle bağlantılı olarak teknolojik üstünlük elde edilmesidir. Sanayileşen Batı’da, kapitalizmin doğması, kapitalist anlayışın sınır tanımaz hırsı, her alanı kontrol altına alma güdüsü, kendisini dini alanda da göstermiştir.

Aydınlanma hareketini ortaya çıkartan şartlardan daha çok aynı sürece denk gelen Sanayi devriminin gerçekleşmiş olmasıdır. Sömürgecilik vasıtasıyla elde edilen hammaddenin işlenerek teknolojik üstünlük elde edilmesi hem kiliseye karşı başarıyı getirmiş hem de sonrasında bütün dünyayı etkiler hale gelmiştir. Yaratıcının otoritesinin yerine “insan otoritesini” ikâme sürecinin hiç şüphesiz en büyük desteği teknolojik gelişimdir. Bu sayede, Aydınlanmacılar “insan aklının” yanına “bilim”i koymuştur. “Akıl-bilim” ikilisinin gücüyle “tanrısal kudrete” karşı “tanrısız bilim” düşüncesi tezi işlenmiştir. (devam edecek)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Siyami Akyel - Mesaj Gönder



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?