Reklamı Kapat

Dosta gül, düşmana gülle

Her evin girişine, her apartmanın giriş kapısına, üniversite kampüsünün girişine, Dışişleri'nin, İçişleri'nin, bütün bakanlıkların, Millet Meclisi'nin, Cumhurbaşkanlığı'nın giriş kapısına bu günlerde şu ayeti asmalı:

 “Ve’s-sulhu hayr’ Sulh/barış daha hayırlı/daha iyidir” (Nisa Sûresi, ayet 4/128)

İlk önce kendimizle barışık olmalıyız, sonra ailemizle, komşumuzla, mahallemizle, şehrimizle, ülkemizle, bütün Müslümanlarla, ondan sonra Hazreti Adem aleyhisselamın bütün çocuklarıyla, Kur’an’ın belirttiği şekilde barış içinde olmaya çalışacağız.

Sevgili Peygamberimiz'in 23 yıllık tebliği sonunda Arap Yarımadası'nın tamamı Müslüman olmuş.

Bu esnada bütün savaşlarında geçen zamanın toplamı üç ayı geçmez.

Ama hâlâ okullarımızda “Siyer” dersinde o savaşların yeri, tarihi, karşılıklı komutanların isimleri öğretilir fakat 23 yıl dokuz ay ne yaptığı öğretilmez.

Yani barış ve barışa yönelik çalışmaları hiçbir ünitede yer almaz.

İslam’a göre insanlar üç gruba ayrılırlar.

Müslümanlar, Münafıklar, kâfirler...

Kâfirler, zarar vermedikleri, saldırıya geçmedikleri, sözlerinde, anlaşmalarında durdukları sürece hiçbirinin kılına zarar verilemez.

Müslümanlar ise hangi ırk ve renkten olurlarsa olsunlar bütün Müslümanların dostudurlar:

“Sizin dost ve idareciniz, Allah, O'nun Rasülü ve rukü ederek na¬maz kılıp zekât ve¬ren mü'minlerdir.

“Kim Allah'ı, Rasülü'nü ve iman edenleri dost ve yönetici edi¬nirse, şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardırlar, galip ge¬lenlerin ta ken¬dileridir.” (Maide Sûresi, ayet 5/55-56)

Bizim birinci derecede dostumuz Allah celle celelühtür.

İkinci derecede dostumuz Muhammed Mustafa sallallahü aleyhi ve sellemdir.

Üçüncü derecede dostumuz namazını kılan, zekâtını veren Müslümanlardır. Nokta.

Dost bildiğimiz ve “din kardeşi” dediğimiz bize silah doğrultursa ne yapalım?

Allah için, siyasilere, komutanlara, strateji uzmanlarına, hocalara, ayetullahlara, mollalara, şeyhlere, radikallere, fundamentalistlere, ılımlılara, şahinlere, güvercinlere... Yalvarıyorum, sizin kendi aklınıza, fikrinize, düşüncenize, …cılığınıza, …culuğunuza, kliğinize, Batı eğitiminize, Doğu eğitiminize ben bağlı olmak zorunda değilim.

Hepimizin bağlı olmak zorunda olduğu biri var ki; o olmasa bir dakikada nefessiz gideriz.

Havayı ve ciğerlerimizi yaratan, neyi nasıl yapacağımızı da öğretiyor:

Bu günlerde Habil’in kendisini öldürmeye gelen kardeşi Kabil’e dediğini diyelim:

“Eğer sen, beni öldürmek için elini uzatırsan, ben seni öl¬dürmek için elimi uzatmayaca¬ğım. Ben âlemlerin Rabbi Al¬lah’tan korkarım.” (Maide Sûresi, ayet 5/28)

Ahnef bin Kays anlatıyor:

“Ali’ye (Hazreti Ali) yardım için çıktım. Ebu Bekre’yle karşılaştım. Nereye? Diye sordu.

Ali’yi kastederek, “Peygamber'in amcası oğluna yardıma” dedim.

Ahnef, geri dön, ben Allah Rasülü'nü şöyle derken işittim: “İki Müslüman, kılıçlarıyla yüz yüze gelirse, katil de maktul de ateştedir” dedi.

Ben veya bir başkası “Ya Rasülellah, haydi şu katil, ya maktulün günahı ne?” dedi.

O da kardeşini öldürmek istiyordu.” dedi. (Müslim, Sahih, K. Fiten, bab 3, hadis 2888)

Ya öldürürse?

Binlerce yıldır Kabil’in öldürdüğü kardeşi Habil’in adı rahmetle anılmaya devam ediyor.

Tarihin her döneminde kardeşin öldürdüğü kardeş sayısı, düşmanın öldürdüğünün yanında binde bir olmaz.

Yaşadığımız bir olaydan örnek verelim:

Zalim Saddam, otuz yılda otuz bin Müslüman kardeşini öldürmüş.

Saddam zalimini öldürmek için Irak’ı işgal eden Amerika askerleri, işgalin ilk yılında bir milyonun üzerinde, Sünni, Şii, Arap, Fars, Türk, Kürt ayırımı yapmadan Müslüman öldürmüştür.

Onun içindir ki Müslümanlar arasında Habil siyaseti gerekir.

Kudurmuş kâfir, ülkeleri talan eden, halkın üzerine her türlü öldürücü silahları tepelerinden boşaltan, yaşlı, çocuk, kadın, erkek, asker, sivil tanımadan, Müslümanlıkta birleşen herkesi öldüren, servetlerini sömüren, İslam düşmanlarına karşı, Kur’an’ın emir ve yasaklarına uymak gerekir:

 “Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerinden dönerler ve dininize dil uzatırlarsa, küfrün önderleriyle savaşın. Çünkü onların yeminleri (antlaşmalarına ve yeminlerine bağlılıkları) yoktur. Belki vazgeçerler.” (Tevbe Sûresi, ayet 9/12)

Yalanları, talanları, katliam yapanların önderlerini, yani siyasi ve askeri önderlerini öldürün” derken o düşmanlık yapanların halkına yönelik savaş yapmayın anlamına gelir.

Amelde hata eden Müslümanlar arasından birileri, tutar, temelde hatalı olan İslam düşmanıyla ittifak yapıp, hatalı Müslüman'a zarar verdiğinde bilsin ki, o yardım ettiği İslam düşmanı o da zarar verecektir.

Sevgili Peygamberimiz'i dinleyelim:

 “Men eane zalimen, selletahüllahü aleyhi/Kim, zalime yardım ederse, Allah o zalimi ona musallat eder.” buyurmuş. (Acluni, Keşf-ül Hafa 2/227, İbn-i Asakir, Fütuh’uş-Şam 34/4)

Acluni, hadisin manasının sahih olduğunu söyler ve En’am Sûresi'ndeki:

 “İşte böyle yapmaları se¬bebi ile, zalimlerin bir kısmını diğe¬rinin üze¬rine musal¬lat ede¬riz.” ayetini delil getirir. (Enfal Sûresi, ayet 53)

Ayetin tefsirini, “Şifa Tefsiri”nden bir okuyuverin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?