Reklamı Kapat

İnsanlığın ortak sorunları

Öyle alelacele çıktım ki evden, onlara götüreceğim İngilizce “İstanbul” kitabını çok aradığımdan. Fakat sonunda buldum. Luc ve Nathalie ile buluşurken Türklerin o mutat olan randevuya geç kalmaları ile yakalanmak istemiyordum.

Aslında onlarla beni karşılaştıran şartlar birden gelişti. Yılbaşı tatili için dört arkadaş Belçika’dan gelmişler.

Dörtlüden ikisi Türk ve asıl onlar benim arkadaşım. Gezi programını hazırlamışlar fakat Türk ailenin eşi ağır bir gen hastalığı ile kendisini hastanede bulup eşi de ona bakınca, Belçikalı aileyi gezdirmeyi arkadaşım benden rica etti.

Luc, Flaman bölgesinden mimar. Nathalie ise Wallon bölgesinden sanat danışmanı. Topkapı Sarayı’ndan başladık. Her yanın iskelelerden geçilmemesi ziyaretçilere büyük kötülük. Eskiden daha düzgün daha compleks bir Topkapı ile çıkardık ziyaretçi karşısına. Ayasofya bana da iyi geldi bir yıl olmuş görmeyeli muhteşem mabedi. İslam Eserleri Müzesi, Bilim Teknik Müzesi derken yorulduk sıra yemeğe geldi. Arkadaşım tembih etmişti, yemeklerine karışma onlar yerler.

Biz Türkler karışmayacağız, mümkünü var mı?

Bir yere gittik ikisi de gerildi, 35-40 yaşlarındaki aile bir çocuk gibi duraladılar, fiyatı ne kadar diye gidip sordular, hesabı ben ödeyince çok şaşırdılar. Bir yandan da üzüldüm ulusal konuklarımız olan turistlere yoksa fahiş fiyatlar mı sunmakta restoranlar, tıpkı taksicilerin yaptığı gibi.

Müze kart aldırıncaya kadar da mücadele ettim, çok yer gezeceğiz bu sizin için daha ekonomik olur dedim ancak onlar yine duraladılar uzun uzun hesap ettiler. Oysa bize göre paraları değerli. Değil işte. İnsanız o kadar birbirimize benzemekteyiz ki. Cebimizdeki parayı hesaplı kullanmak zorunda oluşumuz ortak paydamız.

Dolaşırken genç aile, kendi büyüklerini şikâyet etti, Luc, “Annem tutucu, çocukça süslemiş Noel ağacını, ‘Ailecek yemeği bir yıl bekliyorum nereden çıktı bu Türkiye gezisi, sonra gidin’ dedi, hatta eşin seni yönlendirdi dedi ama anlamıyor biz hiçbir inanca bağlı değiliz.”

Aile ateist. Nathalie, bizdeki gibi kaynanası için hınzır gelin, hayat ona güzel dercesine kaynanasını çekiştiriyor; “Emekliliğinin keyfini çıkarıyor bizim gibi canı çıkacak kadar çalışmıyor, Luc kafasını kaşıyamıyor, kahvesini bile lavaboya giderken içiyor benim de operanın artistlerinden kafam şişiyor. Onların çokbilmişlikleri, beynimi delercesine topuklu ayakkabıları ile yürüyüşleri, sanat danışmanlığımı, uyarılarımı her seferinde hafife almaları, asabımı nasıl bozmakta. Hani şuraya farklı bir yer görelim diye geldik oda ne, bütün cafelerde, AVM’lerde hatta bizim için çok pahalı olan Türk hamamında bile kaçtığımız o aptal Noel ağacını görmeyelim mi, güya farklı bir kültürü tanımaya geldik.”

Çay içerken onlara ülkelerindeki işsizliği sordum, insanın o temel sorununu.

Elbet bizde de işsizlik var dedi Luc, “Ama bizimkiler iş beğenmiyor ki, camları ben silmem, otopark, okul, yolları temizlemem diyor, göçmenler gelip bu işi yapmaktalar. E haliyle en işlek caddede üç cami birden açmaktalar. Sonra şikâyet, neden bu kadar cami açılmakta. Siz iş beğenmezseniz dışarıdan gelir, çalışır, para kazanır, mabedini de açar.”

Onlara anlatıyorum aslında çoğu sorunumuz benzer, bizde de yerlilerin yapmadığı işi Suriyeli, Afgan, Türkmen, Kırgız göçmenler yapmakta.

Ayrılırken genç aile çok önem verdikleri bir hediye çıkardılar çantalarından, büyük bir sevinçle uzattılar. Belçika’nın sıradan ucuz çikolatalarından bir paket. İçinde pôrk var mı diye sordum, a hiç bakmadık dediler, okudular ki tabii var. Biz pôrk (domuz eti) yemeyiz dedim çok üzüldüler, mahcup oldular, çikolatayı onlara geri verdiğimde kıpkırmızı olmuşlardı.

Hediyelerini kabul edemediğim için ya da bedelsiz gezi yaptırdığım için, “Biz Türkler işte böyleyiz” diye, verdiğim gizli dersten mutlu mu olmuştum yahut bir zafer kazandığımı mı düşünmüştüm.

Her dostça gezintide bile insan, kendi kültürünün kodlarını sergileme fırsatını asla kaçırmamakta galiba.

Burada da, insanlığın pek çok meselesi ne kadar ortak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Fındık fiyatları hakkında ne düşünüyorsunuz?