Reklamı Kapat

Kanal İstanbul fırtınası

Bismillâhirrahmânirrahîm;

Yerli otomobil, Kanal İstanbul gibi ülkemizin geleceğini ilgilendiren projeler hepimizde bir bayram sevinci, birlik ve beraberlik atmosferi oluşturmalı, değil mi? Ne var ki, bazı yöneticilerimizdeki ihtiras ve bencillik böyle bir mutluluğu tatmamıza engel oluyor. Büyük bir bütçe gerektiren Kanal İstanbul üzerine yapılan konuşmalara bakın! Yöneticiler ikiye bölünmüş; sanki karşılarında bir düşman varmış gibi davranıyorlar.

Kanal İstanbul tasavvuru bazı Osmanlı sultanlarını da meşgul etti. Önlerindeki engeller yüzünden hedefe ulaşamadılar. Kanunî, 16. yüzyılda projenin fizibilitesi görevini Mimar Sinan’a verdi. Savaşlar yüzünden gerçekleşemedi.

1591’de 3. Murat projenin kaldığı yerden işe başladı. Donanma hazırlığına girişilmesi projenin durmasına yol açtı. 3. Mehmet, 1. Mahmut, 3. Mustafa dönemlerinde de gündeme gelmesine rağmen sonuca gidilemedi.

Bu süreçte Montrö Antlaşması gibi sebeplerle boğazların statüsünde değişiklikler oldu. En son 2011’de AKP, “çılgın proje” diyerek Kanal İstanbul’u gündemine aldı. Fakat kısa süre sonra askıya alındı.

Son aylarda ne olduysa, AKP hükümeti bir anda Kanal İstanbul’u yeniden gündemine aldı; “vazgeçilmezliğini” açıkladı. Ne pahasına olursa olsun, projeyi uygulayacağını duyurdu. Muhalefet bu üslûba tepki gösterdi. Türkiye ikiye bölündü. Siyasi partiler basın aracılığıyla birbiriyle söz düellosuna girişti. Kimse kimseyi dinlemiyordu. Tam bir kafa karışıklığı oluştu.

Milletin önünde yürüyen yöneticilerimiz olgun, ağır başlı, müzakereye açık olmaları gerekmez mi? Müzakere ve uzlaşma kültüründen niçin uzaklar?

MUHTEŞEM BİR PROJE

Kanalın uzunluğu 40 km, derinliği 25 m,  genişliği de 150 m. olarak düşünülüyor. Dünyanın en büyük gemilerinin geçebileceği şekilde tasarlanacak. Kanal üzerine inşa edilecek köprülerle kara ve demiryolu ulaşımının kesintisiz sağlanması isteniyor. 7 yılda tamamlanması beklenen projenin maliyetinin 7 milyar civarında olacağı tahmin ediliyor.

Kanal, Küçükçekmece Gölü’nden başlayacak. Sazlıdere ve Ataşehir mahallelerini içine alacak. Terkos ve Durusu mahalleleri kenarından Karadeniz’e ulaşacak. Arnavutköy, Küçükçekmece, Başakşehir, Avcılar ilçelerine de girecek. Şu anda Boğaz’dan yılda 50 bin gemi geçerken; 2050’de 100 bine ulaşması bekleniyor.

Hükümet, böylesine büyük bir projeyle 2023’e girmek istiyor. Boğaz’daki riskin en aza ineceğini, Boğaz trafiğinin azalacağını anlatıyor. Yüzyılın en büyük projesi olduğunu düşünüyor.

Hükümetin Kanal İstanbul vizyonunu tebrik ediyorum. Ancak; iddialı, farklı düşüncelerin de olduğu ortada. Hükümet projede kararlı; ama farklı düşüncelerin de müzakeresine açık olmalı. Büyüklük bunu yapabilmekte! Cesaret; buyurun, ne biliyorsanız söyleyin, diyebilmekte.

Hükümet ve muhalefetin yaklaşımı arasında tam zıtlık var. Hükümet projeyi “vazgeçilmez” görse de; Kanal İstanbul’u ihanet, cinayet, felâket olarak görenler de var. Hatta aleyhte fikir beyan edenlere şuursuz, gayr-i millî görenler de.

İnsanların fikir açıklamasından niçin korkulur? Fikirlerine güvenememekten, eksik tahtaya basmış olmaktan, açığının ortaya çıkmasından olabilir mi? Ya da, izah ve ikna konusunda yetersiz olmaktan.

KONUŞUN, UZLAŞIN!

Kanal İstanbul projesini konuşmaktan, müzakere etmekten, istişareden korkmayın! Farklı kesimler ne kadar çok görüş bildirirlerse, katılımcılık o oranda yükselir. İnsanlar görüşünün alındığı konuyu benimser; sahiplenir. Yapılan projeler Türkiye’nin tamamı için değil mi? O halde! Fikir alışverişinden daha tabiî ne olabilir?

Kanal İstanbul projesini uygulamak isteyenler, müzakereye, fikir alışverişine sonuna kadar açık olmalı. Niye korkuyorsunuz? Bunlar birlikte yaşadığınız insanlar! Bu ülkenin insanları! Dış politikaya yön vermek için ABD, İsrail, Fransa gibi ülkelerin yöneticilerine gidiyor; olayları müzakere ediyorsunuz. Kendi ülkenizin insanına koyduğunuz bu ambargonun sebebi ne?

Hangi görüşten olursa olsun, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın da görüşü alınmalı. Sayın İmamoğlu Temmuz ayından beri Cumhurbaşkanı’ndan görüşme talep ettiğini anlatıyor. Davet edilirse Kanal İstanbul konusunda ikna edecek bilgilere sahip olduğunu göstereceğini söylüyor.

Projenin rant amaçlı olduğunu söyleyenler de az değil. ABD’nin projesi olduğunu söyleyenler bile var. İstanbul eski Emniyet Müdürü Sadettin Tantan bunlar arasında. Aytunç Altındal da 2006’daki bir konuşmasında ABD’nin bu konuda talebi olduğunu açıklamıştı.

Bütün bu şaibeler dağıtılmalı. Bu tereddütler ortada dururken, hiçbir şey yokmuş gibi, Kanal İstanbul’un yapılmasına başlanması, “Ben yaptım oldu” dayatmasından başka bir şey olmaz. Türkiye bundan fayda görmez. Yöneticilerimiz ekip ruhuyla hareket etmeli; birbiriyle konuşmalı, uzlaşmalı. Katılımcı yaklaşım “eserin kalıcılığını” sağlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?