Reklamı Kapat

Umutlar buz tutarken

Şüphesiz her geçen gün daha da zor olmakta. İnsanlık ailesi umut dolu günleri beklerken.Kar yağsın. Ortalık beyaza, temize boyansın derken.

Hatta bol bereketli günler özlemle beklenirken.

Filizler, başaklar, tomurlar boy atsın,

Ürünler, ambarlar dolu olsun derken.

Sanki bütün güzel düşünceler zangır zangır titremekte.

Modern dünyanın kandan, savaştan, cesetten bir türlü vazgeçemediği.

Üstelik akan kanı yeterli görmeyip de, daha fazla kaos, gerilim, acı, düşmanlık, kin çoğaltma arayışında.

Keşke dostluk ve barış çoğaltılsa.

Güne, İranlı General Kasım Süleymani’nin Amerika tarafından katledilmesiyle uyandık.

ABD sadece Ortadoğu’ya atmıyor kalleş fişeği.

Bütün dünyayı yangın yerine çeviriyor.

Artık ne Golan Tepeleri tekindir, ne Lut Gölü.

Ne Kudüs ne Şiraz misafirlerini ağırlarken korkudan azadedir.

Kendi vatandaşlarını da tandırın içine itiyor Amerika.

İntikam denen, damarlarda dolaşan şeytanın nereyi ateşe vereceği hiç bilinmeyecek.

Zaten iki kutbun birbirinin boğazına sarılması için bekledikleri motivasyon verilmiş oldu.

Devletlerin terör olayına bu denli bulaştığı görülmemişti.

Korkakların, çirkinlerin, aptalların, hainlerin, zalimlerin perdelere bürünüp de, insanlığı utandıran taktiklerle etrafı ateşe vermesi.

Düşmanlıkları yüzyıl besleyecek çok tehlikeli bir taş atıldı.

O akik taşlı yüzüğü elinde kopan kanlı kolun görüntüsü silinmeyecek bağlıların zihninden.

Maceracıların son cinayetinin kanı, insanlığın üzerine sıçrayacaktır.

Çatışmadan, terörden beslenen pis yarasalar masumların yüreğini yaralayacaktır.

Bahanelerle, provokasyonla başlayan savaşların bitmeyip, misillemelerle sakız gibi uzayıp her doğan nesli yutması.

Ortadoğu’nun makûs talihini biraz daha karartacak katliamı, en büyük terörist yeni yıla bırakıyor.

Belli ki senenin son günlerinin ritüelleri de bitsin diye beklemiş.

Baskın vereceği avını, İran’ın en güçlü isimlerinden seçmiş.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhtemelen aday olacak kişiye suikast düzenleyerek, hedefini büyük tutmuş.

Tehditleri çığ gibi, petrol rafinerilerinin sabotajına değin.

Bölge zaten savaş platosuydu daha korkunç kıyameti koydu kapılara.

Artık Mekke de, Tel Aviv de rahat uyumasın diye.

Hatta Isfahan ve İstanbul da huzurla gezilemesin diye.

Bölgenin bebekleri biraz daha ölsün diye.

Suriye de öyle olmadı mı?

Yaşanan vahşetten Şam Emeviye Camii de bin yara aldı, Halep Ulu Camii de.

Portalin bin yıllık manzaraları, şatoları, yeşilli, kırmızılı, kahveli, sarılı mozaikleri bile eridi bombaların sıcağından.

Şadırvandan su içen güvercinler dönmedi geriye.

Revaklar, eyvanlar, kubbeler, kümbetler, köprüler havaya uçarken; insanlarda gelecek umudu kaybolup gitti.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?