Reklamı Kapat

İman insanı adam eder

Özgür Arduç’un ifadesini okuduğumda, sevgiyi hiç tanımayan, tatmayan, fıtratlarında mevcut olan kaynağı, özü ise idrak edemeyen çocukların nasıl caniye dönüşebileceklerini düşündüm.  Sevgiden mahrum olmak elbette bir imtihandır. Ancak mahrumiyetlerimizi gerekçe göstererek zulme yönelemeyiz, yoksunluklarımızı günahlarımıza bahane kılamayız. Zira ihtiyacımız olan sevgi, şefkat,  adalet ve sabır gibi değerler fıtratımızda mevcut, fıtratımızla buluşarak bu değerlere ulaşabiliriz.

İnsanlar katillerin karanlık eylemlerini, onların anne-babadan ve aile ortamından mahrum kalmaları ile ilişkilendirmeye çalışıyorlar. Elbette anne-baba çocuğun ilk sevgi nesnesi, onları şefkat ve ilgileri ile besleyen, destekleyen, koruyan ve güven veren önemli kişilerdir. Ancak şunu da biliyoruz ki; aynı şekilde anne-babadan mahrum kalmış, yaşamını yetimhanelerde ya da sokaklarda geçirmiş, sevgi, ilgi ve güven gibi değerle hiç tanışmamış fakat ihtiyacı olan bu değerleri yüreğinde üretebilmiş onlarca insan var. Demek oluyor ki, kişi iyi ya da kötü olanı kendi özgür iradesiyle seçiyor, yaşamını hangi eksen üzerinde sürdürebileceğine kendisi karar veriyor. Katilin ve katillerin hayat öykülerinden de anlıyoruz ki, iradelerini doğru kullanamayanlar, kendilerini sevgisiz bırakan ebeveynlerinin intikamını bütün toplumdan almaya kalkıyor ve katliamlar yapıyorlar.

Katil ifadesinde korunaksız büyüdüğü için iyi şartlarda yaşayanları kıskandığını ve onları katledip cezalandırmak isteğini söylüyor ve bu isteğine engel olamadığından bahsediyor. Bu ifadelerden etkilenen kişiler suçu bütünüyle ailenin üzerine yıkıyor ve asıl üzerinde durulması gereken hususu görmezden geliyorlar. Sorun gerçekten tek başına ailenin sevgisizliği midir?   Bu soruyu kendime sorduğumda gayr-i ihtiyarı zihnimde kendi ifadelerine göre el bebek gül bebek büyütülen ve istediği her şeye sahip olabilen Cem Garipoğlu’nun benliğini esir alan kin ve nefreti canlandı. Sevginin ne olduğunu bilmeyen bu cani, varlıklı bir ailede büyümüş, istediği her şeye sahip olmuş, anne-babanın desteğini hep yanında bulmuş hatta özel okullarda eğitim almıştı. Görünürde hiçbir şeyi eksik edilmemişti katilin. Sıcak yuvaya, anne-babaya, para ve ekonomik imkânlara sahipti katil. Peki, her türlü imkâna sahip olan bu caninin katlini nasıl gerekçelendireceksiniz? 

İki farklı durum… Biri her türlü konfora sahipti diğeri yoksul ve yoksundu. Her ikisi de katlettiler, her ikisi de şefkat ve merhametten yoksundular. Peki, nasıl oldu? Allah insanı ahsen-i takvim üzere yarattı. Ancak bu noktaya ulaşabilmesi için insanın iman, ahlak, maneviyat gibi değerlerle tanışması ve yaşamını bu doğrultuda sürdürmesi gerekir. İman etmeyen ve imanın ışığında gelişen hak, adalet, şefkat, empati, paylaşım gibi değerlerle tanışmayan kişi ister yetimhanede büyüsün ister şatafatlı saraylarda büyüsün kötülüğe açıktır. O katleder, yıkar, yakar ve karanlığın içinde kaybolup gider. İman eden ve imanın ışığında olgunlaşan nice yoksullar örnek yaşamları ile çevrelerine kılavuz olmuş ve topluma meşale tutmuşlardır. Zira iman insanı olgunlaştırır, insanlaştırır ve erdemler eksenine taşır. Bu bir gerçek!

BİR SÖZ

“İman insanı insan eder, belki insanı sultan eder, öyleyse insanın vazife-i asliyesi iman ve duadır.” (Said Nursi)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?