Reklamı Kapat

Hiç Olmazsa

Dilerim her bir şeye taptaze bir başlangıç olsun 2020. Geçmişe dair içimizi karartan ne var ise unutalım. Yeni bir sayfa açalım ve o sayfaya: “Geçenler geçti cancağızım, şimdi yeni şeyler söylemek lazım!” diyelim. Ne yaşıyorsak yenisi olsun. Şikâyetlerimiz, bahanelerimiz, mazeretlerimiz ve de pişmanlıklarımız eskiye ayarlı olmasın. Hiç olmazsa daha ilk gününden itibaren Ocak ayını üzmeden temkinli adımlarla yürüyebiliriz zamanın üzerinden. Bir şeyler de düne benzemesin ne çıkar! Yaşımızdan başımızdan utanalım. Boyumuzdan boşumuzdan çekinelim. Adımızı sanımızı düşünelim… Geçen geçmiştir. Bir daha aynı ırmaklarda istesek de yüzemeyeceğiz. Hiç olmazsa bugünü yarına nasıl aldıksa öyle teslim edelim. Dünü de nereden aldıksa oraya bırakalım. Gözümüz arkada kalmasın. Ben kendi adıma konuşuyorum. Sen de kendi adına konuş sevgili kardeşim. Artık birilerinin sözcüsü olmayı bırakalım. Sözün sahibi o sözü içte yoğurandır. Hiç olmazsa bir kelime olduğumuz aklımıza gelsin böyle zamanlarda. Evet, her birimiz bir kelimeyiz. Anlamlı bir dizilişe doğru yürürsek muhteşem bir cümleye dönüşebiliriz. Yeniden selamlaşalım. Birbirimizin yüzüne bakalım ki gelecek zamanlarda birbirimizle oturup dertleşmeye yüzümüz olsun. Zaten ne oluyorsa bizim yüzümüzden olmuyor mu? Yüzümüz işlenmedik suçların eşkâli gibi. Hiç olmazsa 2020 yılına erişmiş olmanın heyecanını yaşayabiliriz. Mezar taşımızda 2019 yazmayacak, bu kesin. Bir seneyi daha sicil defterimize geçirmiş olduk. Geriye doğru baktığımızda ne çok insanımız öldü kapı önümüzde, bir mahalle ötede ya da uzanamadığımız mekânların ve de zamanların arkasında. Onlarla bir daha hiç karşılaşamayacak olmamız bizim hayatımızın dolaşım alanlarını da nasıl daraltıyor, bir bilsek. Her insanla birlikte biraz da biz eksiliyor ve biraz da biz ölüyoruz. Kırılan kalplerimiz 2019’da onarılır diye ne çok geçti içimizden. Zaman bile yanlış anlaşılmalarımızı tashih etmekte aciz kaldı. Nefretin bu denli kutsandığı bir zamanı hiç yaşamadım. En meşum zamanlara tekabül etti ilk gençlik yıllarım. Darbe zamanları, yoksulluk vakitleri, birbirine ardışık çaresizlik anlarım oldu. Fakat hiçbir zaman yanımda yöremde müşterek bir tarihi yaşadığımız insanların nefreti, acımasızlığı, duyarsızlık ve umarsızlığı kadar derin bir bahtsızlık yaşamadım. Bir senenin gelişi kadar parmak uçlarına basar gibi gidişinin de çok derin bir mesajı olduğunu kimse fark etmedi. Gelenle beraber gidenler ne çok şey anlatıyor hâlbuki. Hayatı insanca yaşamak bu kadar zor olmamalı. Nasıl olsa her bir şeyimiz 2019 yılının aramızdan sessiz sedasız ayrılışı gibi geçip gidecektir. Kavgasını verdiğimiz şeyler, biriktirip istiflediklerimiz, köpüren öfkemiz, bitmeyen hasedimiz, kabaran bencilliğimiz hepsi üç beş günlük vakit geçirdiğimiz dünya için değil mi? İyisi mi sabahleyin güne başlamazdan evvel gözlerimizi gökyüzüne açarak gözümüzdeki açlığı doyurup yüreğimizi yıkayabiliriz. Gökyüzü kıyamete kadar yerinde duracak, fakat bizim başımızın üstündeki gök apansız bir vakitte çekilip gidecektir. Ne kadar ihtiraslı, istekli ve arzulu olsak da elde edebileceklerimiz avuçlarımızın derinliği kadardır. Şu uçsuz bucaksız dünyayı nasıl gözlerimize sığdıramıyor sadece göze alabildiğimiz kadarıyla yetiniyorsak ellerimiz de boşluğu avuçlamanın ötesine geçemeyecektir. Hiç olmazsa dünyanın hallerini okuyabilecek kadar uyanık olabilseydik. Her gün ayrı bir oyun kuruyor bize dünya. Zaman soluduğumuz hava gibi. Oksijen şimdi yaşamakta olduğumuz an ise, karbondioksit yaşayıp tükettiğimiz zaman, yani geçmiş günlerdir. Mevcudiyetimiz bir saman çöpü kadar evrende yer kaplıyor. Hayat değirmeninde öğütülmemiş kim var ki? İsteklerimiz dünyada kapladığımız yerden çok daha fazla yer kaplıyor. Denizi içmek, rüzgârı devşirmek, fırtınayı biçmek, gökyüzünü elimizden gelse üstümüze yazdırmayı istiyoruz. Oysa bir ağaç kadar bile bu dünyaya ait değiliz. Ölüm işte bunu bilmemenin şaşkınlığıdır. Her geçen yıl tahıl ambarımızdan bir şeyleri hissesi kadar alıp gider. Geçen gün ömürdendir ve nakit olarak kullanır insan bu zamanı. 2020 geldi gelmesine de acaba dünyada kaç kişiye geldi. Kapınızın önünden geçtiği halde size gelmeyebilir. Belki de giden 2019’un içerisinde siz de varsınızdır. Gitmedinizse yaşıyor olduğunuzu kendinize haber verin. Yaşamak yuvarlanmak ya da zamanın ayak altlarında sürüklenmek değilse şayet bari bu sefer kendinize gelin. Hiç olmazsa yaşadıklarınızla yaşamayı düşündükleriniz arasındaki anlamsız didişme de bu şekilde son bulmuş olur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?