Reklamı Kapat

Yılbaşı gecesi masamda ne var?

Ne çabuk geçti koskoca bir yıl.  Herkes bunu söyleyecek 2019 yılının ardından.

2018 yılı için de aynısı söylendi.

İyi güzel de bu sözü söylemenin anlamı ne şimdi durduk yerde?

Hem kime söylüyorsun bunu kardeşim?!

Biz de bu zaman denilen ırmağın çağıltısını en az senin kadar duyuyoruz.

Bunun cevabı söyleyen kişinin alamadığı ibret, göremediği gelecektedir.

Mesela benim baktığım yerden durum hiç de böyle gözükmüyor.

Çok kolay ve çok çabuk geçmedi 2019 yılı.

Hatta kimi zaman içimden “bitsin artık şu sene de başka bir yıla baştan başlayalım” demişliğim bile vardır.

Bir kâğıda yazı yazmaya başlayıp da ilk paragraf istediğim gibi gitmeyince üzerini karalamak yerine o sayfayı yırtıp başka bir sayfaya geçmek isterim.

İçime sinmeyen yazılmışlıkları görmek istemiyorum çünkü.

Yazılmışlıklarla yaşanmışlıklar o kadar birbirine benziyor işte.

365 gün geçsin diye çok bekledik, çünkü içinde olup bitenlerin olup bitmemesi için gereken çareleri sakladığımız yerde unutmuştuk.

 Belki gelecek yıl yüzümüze bakar diye düşünüyoruz.

Çaresizlikten kaynaklı saflık işte.

Bir sene o kadar büyük bir şey ki içine koca bir ömrü sığdırmak bile mümkün.

Olmayana bir ay hatta bir hafta ve bir gün bile çok.

Üstünden güneşlerin doğup battığı, ama doğru düzgün gün yüzü görmemiş o kadar çok çaresiz, garip ve mazlum insan var ki!

Sabahattin Ali’nin Sinop Cezaevi’nde söylediği gibi söylüyorlar: Geçmiyor yıllar geçmiyor!

Bu tekrarın, bu deveranın bir anlamı olmalı.

Geçen gün ömürdendir, bunun farkındayız.

Geçmiş günlerimizi yeniden kırık dökük yanlarını elden geçirip onaramaz mıyız?

Bunu pekâlâ yapabiliriz.

Güzelce ve insanca yaşamaya geri dönmek taze bir başlangıç olabilir.

“Bakın yaklaşıyor yaklaşmakta olan” mı desek, yoksa “Günler gelip geçmekteler / Kuşlar gibi uçmaktalar” diye mi inlesek?

Ne değişecek ki bunları yaptığımızda? Hiçbir şey!

Bırakalım yılbaşı tartışmalarını herkes kendi dünyasına ait masasını kendisi kursun.

Masanın üzerine yaşama sevincinizi koyun isterseniz, pencereden gelen ışığı koyun, bisiklet sesini, çıkrık sesini ya da.

Ben hatalarımı koyuyorum, işlendik ve işlenmedik günahlarımı, yazılmamış şiirlerimi, insanların üçer beşer dökülüşlerini, ne istiyorum Allah’tan onu koyuyorum masaya.

Küskünlüklerimi, acılarımı, uğradığım haksızlıkları, “merak etme ben sana bunun hesabını sorarım”ları koyuyorum.

Birileri koyacak hiçbir şey bulamamış içki şişelerini, kadehleri, şuh kahkahaları ne bileyim işte fındık fıstık koymuş olabilir masasına.

Bilmez misiniz masaya konan masada kalır.

Dünyada masaya dönük yaptığımız her eylem bir tür ameliyattır.

Ya masadan kalkarız ya masada kalırız.

Siz masadan kalkın masaya koyduklarınız masada kalsın.

2019’dan yarına hiçbir şey kalmasa da sizin hatıranız kalacaktır o yorgun masada!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

03

Uyandırılamamış - Masamda borç var, harç var, işsizlik var.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Ocak 02:01
02

Kadir Öztaş - MASAM YOK Kİ ÜSTÜNDE BİR ŞEY OLSUN VARIM KALBİMDE YOKUM PİSLİKTE

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 31 Aralık 16:58


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?