Reklamı Kapat

Süngülerden taht yapmanın dayanılmaz cazibesi (1)

“Süngülerden/kılıçlardan taht yapabilirsiniz ama ona oturamazsınız!”

İktidar sahiplerinin otoritelerini devam ettirme çabası esasında anlaşılır bir durum. İktidar sahipleri elde ettikleri gücü sürdürmek, iktidarda kalmak isterler. Aslolan mesele; bu çabaya ulaşma yolunda gizli. İktidar sahiplerinin önünde iki yol var:

Ya güç/zor kullanarak otoritesini devam ettirecek ya da tebaasının/halkın rızasını kazanacak politikalar belirleyecek.

Önce rızadan başlayalım.

Yönetilenlerin yani tebaanın/halkın rızasını kazanmak kolay bir iş değil elbette. Zira eğer halkın idrak seviyesi yeterli değilse yöneticilerin doğru işler yapması rıza kazanmak için yeterli olmayabilir. Yönetici sahip olduğu feraset ile ileriyi görerek politika belirler, ancak eğer halk şuur sahibi değilse günlük kazanımların, gösterişin peşinde koşar, yöneticiye hak ettiği kıymeti vermeyebilir.

Bu durum, yöneticiler/iktidar sahipleri için oldukça büyük bir açmazı beraberinde getirir. Bir yanda inandığınız değerler çerçevesinde politikalar üreteceksiniz ama bir yandan da halkınızın/emriniz altındakilerin beklentilerini karşılayacaksınız. Ki bu sayede iktidarınız devam edebilsin.

Kullanım itibarıyla iktidar, halk ya da tebaa kavramı tercih ediliyor ancak bununla yalnızca devlet yönetimini anlamamak gerek. Bir sivil toplum kuruluşunun, bir siyasi partinin ya da herhangi bir oluşumun iç yönetim ilişkisi için de bu söylenilenlerin geçerli olduğunu belirtmekte yarar var.

Tekrar konuya dönersek, bu iktidar ilişkisi şekli, yönetilenler ile yönetenler arasında etkileşimi beraberinde getiren bir içeriğe sahiptir. Siz yönettiklerinizin rızasını kazanarak otoritenizi devam ettirmek istediğinizden yönettikleriniz ile doğru iletişim kanalları kurma ihtiyacı hissedersiniz ama bu durum da süreci zamana yaymayı içerdiğinden (tedrici yöntem) sizin içsel bütünlüğünüzü etkileyen bir görünüme bürünür. Henüz sizi ve amaçlarınızı tam anlamıyla idrak edemeyen seçmenler/üyeler/vatandaşlar sizinle birlikte yol yürümeye başlayarak sizin bütünlüğünüzü etkiler. Onun için bu süreç oldukça zahmetli, meşakkatli bir özelliğe sahiptir. Dün ikna ettiğiniz bir kişinin bugün eski haline dönmesi ve bunun yeniden yeniden yaşanması kolay kabullenilecek bir vakıa değil kuşkusuz.

Güç/zor kullanımı ise böyle değildir.

“İtaat et ya da terk et” parolasıyla kendisi gibi düşünenleri kucaklayıp gayrısına kapıyı göstermek oldukça iktidar sahipleri için elverişli (!) neticeler verebilmektedir. Bir yandan iktidara muhalefet eden ayrık otları aradan temizlenirken diğer yandan ise destekçilerde inanılmaz bir özgüven patlaması yaşanmaktadır. Böylece iktidarın otoritesini kendi otoritesi gibi gören, kralı kraldan daha çok seven kitleler peydah olmaktadır. Onlara cazip gelen şey, aslında yöneticiden aldıkları güç sayesinde devşirdikleridir. Mevcut yönetici gidip yenisi geldiğinde aynı kitleler benzeri kralcılıklarına devam edecek elbette. Ama gücü önemseyen iktidar sahipleri bu dalkavukluğun aldatıcılığında yol yürümenin zevkine kapılmaktan kendilerini alıkoyamazlar. Takke düşüp kel göründüğünde, lale devri bitip gerçekler saklanamaz hale geldiğinde ise uyuşturucu müptelası gibi yeniden güce sarılma ihtiyacı hissederler. Lakin bu kez gücün kullanımı da ayarsızlaşır ve sertleşir. Züccaciye dükkânındaki fil gibi her harekette daha da fazla hata yapar hale gelirler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bekir Gündoğmuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?