Reklamı Kapat

Ailenin Dinamikleri

Aile, sağlıklı bireylerin yetişmesi ve sağlıklı bir toplumun oluşması için alternatifi olmayan bir kurumdur. Toplumun özünü ve temelini oluşturan aile kurumunun düzenli bir şekilde işlemesi cemiyet ve millet hayatı için vazgeçilmez bir güvencedir. Bir toplumun istikbaldeki yerini anlayabilmek için o toplumu oluşturan aile dinamiklerine bakmak kâfidir. Zira aile toplumun aynasıdır. Toplumda aileyi ailede toplumu görebilirsiniz.

Evlilik insan hayatının önemli bir dönüm noktasıdır. Kutsal kitabımız Kur’an’da, hem erkek hem de kadın için bir huzur kaynağı olan eşlerin yaratılarak aralarına sevgi ve merhametin yerleştirilmesi, Allah’ın bir ayeti olarak zikredilmektedir. Allah Teâlâ Hz. Âdem için bir eş yaratmış ve “eşinle birlikte cennete yerleşin” buyurmuştur. Cennet gibi müstesna bir yerde bile Allah kulunun yalnız olmasını murat etmemiş ve ona can yoldaşı olacak bir eş bahşetmiştir. İslam, inanıp hayırlı işlerde ortak olan eşlerin cennete ulaşabileceğini ve burada ebedi saadeti elde edebileceğini haber vermiştir.

Eşler birbirlerinin tamamlayıcısı ve destekçisidirler. Büyük meşakkatlere, sonu gelmeyen ızdıraplara gebe olan dünya hayatında eşler sırtlarını birbirlerine yaslayarak yola devam ederler. Eşleri bir araya getiren ve onlara birliktelik ruhu veren en önemli unsur ise yuvadır. Yuvanın çatısı anne ve babadır, yuvayı şenlendiren ise çocuklardır. Yuva aile fertlerini bir araya getirir ve onlara sevgi, fedakarlık, şefkat, adalet, paylaşım, empati gibi değerleri geliştirebilmeleri için imkan verir.

Evlenip yuva kurmak insan için bir gereksinimdir. O nedenle İslam fertleri evliliğe teşvik etmiş ve nefsanî arzuların meşru dairede giderilebilmesi için nikâhı şart koşmuştur. Yani aile kurmanın asıl amacı huzurun sağlanması ve doğacak nesilleri sevgi ve merhametle tanıştırıp hayata hazırlamaktır. Allah, aileyi insanların huzur bulacakları bir yer kılmıştır. Aile fertlerinin, ailenin bir üyesi olmaktan duydukları hoşnutluk, güven, aidiyet hissi ve bu ortamdan elde ettikleri doyum, onları birbirlerine kenetlemekte ve mutluluklarını daim kılmaktadır. Ortak değerler, amaçlar ve ilgiler vesilesiyle ailede paylaşılan güç, bireylerin kendilerini değerli ve iyi hissetmesini sağlamakta ve onlara kim oldukları noktasında tatmin edici bir cevap sunmaktadır. Aile kurumunu oluşturan kadın ve erkek, biri olmadan diğerinin eksik kaldığı bir bütünün iki yarısı gibidir. O nedenle her ne kadar temeli sarsılmış olsa da aile kurumu hiçbir zaman yıkılmaz, toplumun bir çekirdeği olarak devam eder. Eşler arasında cinsiyet farkı olsa da her ikisi de insan olarak aynı değere sahiptirler. Erkeği ve kadını yaratan Allah onların yaptığı iyiliklere eşit karşılık vereceğini bildirmektedir. Nitekim Kur’an insanlar arasında cinsiyetten, ırktan, soydan vs. kaynaklanan bir üstünlüğü kabul etmez. Kur’an’a göre üstünlüğün ölçüsü takvadır.

Son günlerde aile yıkılıyor, aile kurumu çöküyor gibi açıklamalarla karşılaşıyoruz. Aile kurumunun ciddi anlamda yara aldığını kabul ediyoruz. Ancak insan için fıtri bir gereksinim olan aile kurumu bir şekilde devam edecektir. Yani toplumsal dejenerasyon hangi boyutta olursa olsun fıtratlarımız aksi bir yön çizecek ve aile yara almış olsa da devam edecektir. Ailenin tarihinin insanlık tarihiyle eşit olması bunun en bariz göstergesidir. Zira aile oluşturmak, aileye ait olmak ve aile birlikteliğinin ruhu ile bütünleşmek her insan için bir gereksinimdir. O nedenle umutsuzluğa kapılmak yerine aile dinamiklerini güçlendirerek yola devam etmeliyiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatma Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?