Reklamı Kapat

İnsanlığın Dengesini Bozan Ne?

Yaşananlara gözlerimizi kapatamıyor, kulaklarımızı tıkayamıyoruz. Hızlı yaşanan bir dönem, baş döndürücü. Bu, insanın dengesini bozuyor. Çünkü sağlıklı bir ortamda bulunamıyoruz. İnsanlar birbirlerine karşı güvensiz. Genel bir huzursuzluk var. Evlerimizde otursak, olan ve bitenleri görmezlikten gelsek ve sussak mı? Bu, sorumluluk sahibi olanlara yakışmıyor.

Dengeli bir ortamda bulunulmadığından sağlıklı bir bakış ve değerlendirmede de bulunulamıyor. Çoğunlukla daracık pencerelerinden, kimi şeyleri görmezlikten gelinerek sorunlara çözümler üretilemez. Ya da üzerinde kafa yormadan, zihin çilesine yatılmadan hiçbir şey kendiliğinden hallolmuyor.

Elbette insanları aşan durumlar var. İnsan hayatına dahil olanlar belli çevreleri etkiliyor ya da sınırlı kalıyor veya kalınıyor.

Şu sıralar yoğun olarak milliyetçilik ve ırkçılık üzerine okumalar yapmaktayım. Geçen yüzyılın başında İslâm hedef alınıyor, artık din ile bir yere varılamayacağı düşüncesi ağır basıyor Batı’ya yüzünü çevirmiş aydınlar tarafından. Dinin fonksiyonunu yitirdiği düşüncesi ağırlık kazanıyor. Yeni bir hayat ve yeni bir dönem için çaba gösteriliyor.

Yüz yıldır değişen bir hayat var, hemen hemen bütün kurumlarıyla. İslâmî düşünüş ve yaşayışta olanların da hayatları tamamen değişmiş bulunuyor.

Modern ve Batıcı hayatın kuşatmasındaki insanlar neden mutsuz ve neden bu denli bir bunalım söz konusu? Cinayetler, ahlâksızlıklar, soygunlar üst düzeyde gerçekleşiyor. Üst düzey derken eğitimliler tarafından. Bugün artık şu devletin eğitim kurumlarından geçmemiş olan yok gibidir. Kaldı ki artık sosyal medya üzerindeki okuryazarlık alabildiğine yaygın. Yaşananlar basite veya kimi durumlara yüklenemez, mal edilemez. Kendisini en modern ve bilmiş kabul edenler arasında da alabildiğine yaygın bir tedirginlik ve huzursuzluk var. İstismarlar sıradan kimselerin de dışında ve çok yaygın. Büyük bir çürüme var.

Kesimler seslerini yükseltirken veya sessiz kalırken de tarafgir, nesnel değil. Çevrem zarar görmesin diye sessiz kalanlar bir gün çevreleri de bu bataklığa ister istemez dahil olacak. Ayrı bir dünyada yaşamıyoruz. Dünya çok küçük ve sınırlar alabildiğine sıkışık ve bütün. Her insanın zarar görmesi elbette bizi ilgilendirir, doğrudan ya da dolaylı çevremizdir.

Biz insanız ve Müslümanız. Sürekli bu vurguda bulunmakla yükümlüyüz. Elimizin uzanabileceği hemen her yer sınırlarımızın içindedir. Biz aşk ehliyiz. İnsana tutkunuz. Her insan bir değerdir.

İnsana ilgisiz olmak kendisine ilgisizliktir. Kendini inkârdır. Devran hızlı dönüyor ve öğütücü çark bir anda bizi de kapabilir, farkına bile varamayız. Zaten daralan bir dünyada yaşıyoruz, kendimize kör ve sağır olamayız.

Kendi değerlerini, medeniyetini, inancını inkâr edenler başkalarının değerleriyle yaşamaya başlarlar. Kendilerine ait olmayan. Bu, bir yabancılaşmadır. İnsan için en tehlikeli durumdur. Zaten medeniyetimizi ve değerlerimizi hayattan çıkardığımızdan bir türlü belâlardan kurtulamıyoruz.

Örneğin alkolü kullanalım ama ölçülü olsun demenin bir yararı ve mantığı yok. Haram olan sınır tanımıyor. Bunu hayatın diğer alanlarına da yansıtabiliriz. Büyük soygunları yapanlar işlerini iyi bilenlerdir. İyi bilme edimi kendiliğinden olmuyor. Şeytanlık ve veya kurnazlık belli bilgi birikimi gerektiriyor. Seksenli yıllarda faizlerin serbest olmasıyla, faiz baronları ve kodamanları türedi. Bunlar milletten topladıkları paraları bankerlik adı altında iç ettiler ve gittiler. İçlerinde çok meşhurları da vardı. Veya benzer durum insanlardan para toplayıp kimi girişim bahaneleriyle insanları haklarına girenler de aynı. Bunlar modern Batı tipi eğitimden geçenler. Dinden, medeniyetten kaçanlar, huzuru Batı ruhunda arayanlar toplumuyuz. Bunu ifade ederken kendilerini muhafazakâr görenleri de dahil ediyoruz. Yediden yetmişe durum bu. Bu çürüme, cinayetler, soygunları, olumsuzlukları nasıl giderebiliriz?

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ali Haydar Haksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?