Reklamı Kapat

Ankanın Uyanışı-II

Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bölgenin öneminde değişiklik olmuş mudur?

Ortadoğu’nun enerji kaynaklarına sahip olması, enerji arzını kontrol edebilmek, enerji arzını doğrudan etkileyebilmek, bölge ülkelerinin üretim yerine tüketici olmalarından kaynaklanan bölgenin pazar olma niteliğinin korunması, enerjiden elde edilen paranın Batı’nın para finans sisteminde kalması, bölgede askeri güçlerini ve istihbarat örgütlerini kullanarak yönetimleri değiştirmek ve var olanları kukla yönetimler olarak idare etmek için, Süveyş Kanalı’nın ve karayollarının kontrolünün sağlanması gibi nedenlerle büyük güçler bölgede mücadele etmektedirler. Bölgenin önemi 1914 yılına göre azalmamış sayılan nedenlerle önemi artmıştır.

Günümüzde Çin Devleti’nin ekonomik büyümesi, Rusya’nın tekrar gücüne kavuşma çabalarıyla yeniden dünyanın gözü Türkiye, Suriye, Irak ve İran üzerine odaklanmış durumdadır.

Birinci Dünya Savaşı’nın bitişi ile birlikte ilk işgal edilen bölgelere baktığımızda, Musul bugün petrol kaynakları ve çatışmaları ile gündemdedir, bölgede DEAŞ işgali sona ermiştir. Fakat karmaşa ve kargaşa devam etmektedir.

Fransızların işgal ettiği Hatay ve İskenderun bölgesinden güneye doğru baktığınızda Suriye’de olan gelişmeleri görüyoruz. Gerek Suriye’de olanlara gerekse Doğu Akdeniz’deki doğalgaz yatakları ve yaşanan gelişmeler bölgenin önemini koruduğunu ve Batı’nın emellerinin olduğunu görüyoruz.

1914 yılından günümüze 105 yıl geçmiştir, savaşın nedenlerine baktığımızda günümüzde yaşananlar ile benzerliklerin olduğu çok açıktır, aynı bölgede istihbarat örgütleri, taşeronlar aracılığı ile vekâlet savaşları sürmektedir.

Savaş sonrasında ülkemizde işgal edilen bölgelere baktığımızda ve günümüzdeki olaylar ile değerlendirildiğinde Batı’nın aynı hedeflerinin değişmediğini görüyoruz. Birinci Dünya Savaşı’nda ittifak yapanlar bugün farklı taraflardadır. İttifak şartları ve beklentiler değişmiştir.

Osmanlı Devleti’nin ittifak politikaları ile Türkiye’nin ABD ile işbirliği talepleri benzer midir?

İngiltere ile ittifak talebi: İngiltere Libya savaşında İtalya ve Almanya’nın anlaşması olması nedeni ile Osmanlı Devleti’ni savaşta desteklememiştir, Balkan harbinde zayıf olduğu görülen Osmanlı yerine ittifak için Birinci Dünya Savaşı’nda Rusya’yı tercih etmiştir. Rusya’ya İngiltere’nin yanında savaşa girmesi için boğazları vaat etmiş ve bu gelişmelerin ışığında Osmanlı ile ittifak yapmamıştır.

Fransa ile ittifak talebi: Cemal Paşa tarafından Haziran 1914’te Fransa Hariciye Nezareti Siyasi İşler Müdürü Monsieur de Margurie’ye Osmanlı Devleti’nin ittifak önerisi yapılmıştır, müttefiklerinin bu talebi olumsuz karşılayacakları düşüncesi ile öneri Fransa tarafından ret edilmiştir.

Rusya ile ittifak talebi: Uluslararası politikada yalnız kalmak istemeyen Osmanlı Devleti Rusya ile ittifak teşebbüsünde bulunmuştur. Çar’ı ziyarete giden Talat Paşa, Rus Dışişleri Bakanı Sazanof’a bir ittifak teklifinde bulunmuş fakat Rusya’dan müspet bir cevap alınamamıştır.

Sonuçta Osmanlı Devleti’nde tarafsızlık tartışmaları yapılmakla birlikte Almanya ile ittifak kurulmak zorunda kalınmıştır.

Türkiye’nin DEAŞ’a karşı birlikte operasyon yapılması teklifi kabul edilmemiş, ülkemiz yerine YPG terör örgütü tercih edilmiştir. Suriye’de YPG’ye karşı izlenen tutum ve desteğe karşı Türkiye’nin talepleri karşılanmamakta ve ülkemiz oyalanmaktadır.

Geçmişte Osmanlı’nın ittifak tekliflerinin kabul edilmemesine benzer şekilde ABD Türkiye’nin işbirliği tekliflerini kabul etmemektedir,  süreçlerde oyuncular değişmekle birlikte yaşadıklarımız benzerlik göstermektedir.

Birinci Dünya Savaşı’ndaki silahlanma ve savaş yöntemleri günümüzle benzerlik taşımakta mıdır?

Birinci Dünya Savaşı’nda denizleri kontrol eden dünyayı kontrol eder tezine dayanan ülkeler büyük savaş gemileri, büyük silahlar inşa ederek üstün olmaya çalışmaktaydılar. Günümüzde ABD’nin askeri gücü öncelikle korku yaratarak toplumlarda savaşma isteğinin ortadan kaldırılması ve toplumların teslim olması için kullanılmaktadır.

Uçaklar, füzeler uzaktan saldırı için kullanılarak hedef ülke savaşmaktan vazgeçmesi için zorlanmaktadır. Irak ordusunun savaşmaması buna bir örnektir. S-400 alımı Türkiye’nin savunması açısından özel önem taşımaktadır.

Bilgi harbi tekniklerinin kullanılması: Birinci Dünya Savaşı’nda yalnızca basını kontrol ederek verilecek haberleri kontrol etmek mümkün iken, günümüzde bilgi savaşı veya algı yönetimi için çok daha planlı çalışmak gerekmektedir. Devletler doğrudan silahlı çatışma yerine ekonomik krize dayanan toplumsal sıkıntıları kullanarak, insanları cepheleştirme, ötekileştirme ve toplumsal kargaşa, iç savaşlar veya benzer yöntemlerle ülkeleri zaman içinde dönüştürmeyi tercih etmektedirler.

Gelişen iletişim imkânları ile bilgi savaşlarını sürdürmek bazı devletler için kolaylaşmıştır. Gelişen teknoloji ve iletişim şebekelerinin etkisi ile dünya bilgi savaşlarının yürütüldüğü ve bazı gerçeklerin insanlığın gözünden saklandığı bir dönemi yaşamaktadır. (Libya ve Irak savaşının topluma sunulan kimyasal ve biyolojik silah nedenleri bu kapsamdadır.)

Siber savaş: İnternet üzerinden bilgi harbini destekleyecek operasyonlar yapılabileceği gibi, siber harpte bankacılık, elektrik tedarik sistemlerinin çökmesi, sağlık sisteminin durdurulması gibi birçok alanda kullanımı mümkündür. Bu kullanımlara ilaveten dinleme, takip ve aldatma amaçları ile kullanılabilir. Siber harp gizliden gizliye sürmekte ve devletler kadrolarını yetiştirmektedir.

Ekonominin ve paranın silah olarak kullanılması: Dünya ticaretinde, sömürgelere sahip olmak, pazarlara sahip olmak için silahlı güçlerine güvenmekteydiler. Günümüzde ekonomi ve para silah olarak kullanılmaktadır, önce ülkelere borç verilmekte, yaratılan likidite bolluğu ile tüketim hızlandırılmakta daha sonra daraltılan piyasa ile halk büyük bedeller ödemeye mahkûm edilmektedir. Vergi sistemleri, ithalat sınırlamaları ve yasaklamalar ekonomik silah çeşitleri olarak kullanılabilmektedir.

Avrupa’da yaşanan dönüşüm sürecinde genel olarak ABD’nin savaşmadan dönüşümleri sağladığını söyleyebiliriz. Bu dönüşümlerde ekonomi, uluslararası diplomasi, toplumsal hareketler, yaratılan toplumsal çatışmalar ve uluslararası örgütler kullanılmıştır.

Vekâlet savaşları ve taşeron örgütler: Ortadoğu’da yaşanan dönüşümde Afganistan ve Irak’ta ilk aşamada Amerikan ordusunun müdahalesi yer almış ve buna müteakip ise taşeron örgütler veya vekâlet güçler savaşı olarak sürdürülen çatışmalar ile bölge şekillendirilmeye çalışılmaktadır. Bu çatışma sürecinde farklı güçler karşılıklı yer almaktadır.

Suriye’de sürdürülen çatışmalara bakıldığında sahada fiilen Amerikan askeri savaşmamakta fakat onun çıkarları için savaşan güçlerin varlığı söz konusudur. YPG Amerika’nın taşeron örgütüdür. Bu süreçte silah, para, cephane desteği sağlanmakta ve bunun faturası başka ülkelere ödetilmektedir. Silah üreten Amerikan endüstrisi silah satmakta ve Amerikan vatandaşları yerine başka insanlar ölmektedir.

ABD izlediği politikalar ile hem ekonomisini canlandırmakta, hem askerinin hayatta kalmasını sağlamakta hem de uzun vadeli ülkesinin çıkarı için siyasi politikalarını uygulamaktadır. Bunun ABD için çok başarılı olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Birinci Dünya Savaşı’nda ordular karşılıklı savaşırken günümüzde klasik anlamda ülkelerin orduları karşı karşıya gelmemektedir. Bununla birlikte savaşlar devam etmektedir. Birinci Dünya Savaşı’nda klasik silahlı çatışma yöntemleri kullanılırken, günümüzde kendi askerini koruyan ve hedef ülkelerin halkını fakirleştiren ve iç karışıklıklara neden olan farklı savaş yöntemleri kullanılmaktadır.

Dünyada ABD için savaşın şekli yapı değiştirmiş durumda ve taşeron örgüt ve vekâlet savaşlarını sürdürmekte ve bunda başarılı olarak görülmektedir. Toplumsal karışıklıklar veya uluslararası müdahaleden sonra ABD; NATO, Arap barış gücü, BM barış gücü gibi kurumları barış için sahaya sürmektedir. Ülkeler de zaman içinde istediği şekillendirmeyi yapmak için çalışmaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fikret Güzeller - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?