Reklamı Kapat

Kimler Utansın, Kimler Yansın

(Ankara Batıkent’te çocuğunu kaldırıma yatırıp çöpten yiyecek toplayan kadına Suriyeli misin diye sorduklarında?..

“Keşke Suriyeli olsaydım!” cevabını vermiş.

Bu utanç bize yeter ve artar...)

Çetin Altan’ın “Kimler utansın” başlıklı bir yazısı vardı. Utanmasını istediklerini madde madde sayıyordu. Birini hiç unutmuyorum: “Yüksek Kaldırım’ın kaldırımları utansın!”

Bu girişi niçin yaptığım sonraya kalsın deyip ve yukarıdaki yazıda vurgulanan “utanç” meselesine geçmeden, son yerel seçim öncesinde Kılıçdaroğlu’nun Meclis grup toplantısında gösterdiği ve üzerine konuşma yaptığı bir resmi hatırlatmalıyım.

Hani, AKP’nin savunmaya geçmiş medyasında, “Sokak hayvanları için çevredeki iş yerlerinin konteynere bıraktığı gıda maddelerini alan kadın” cümleleri yazılmıştı. Hem de iş yerlerinin hayvanlara merhametinin yokluğu ve yardımsever kadını da konteynere salmaları insanların bilinç altlarına havale edilerek...

Psikolojileri bozulmuş kızlarıyla, AKP adayının belinden tuttuğu resimler çektirirken hani, Başbakan Binali Yıldırım’ın göğsüne yaslanmasını, uydurulmuş kamyoncu kadın kahramanlığına tescil diye yutturanların hallerine bir hesaba durulmamışken, “Ben aç değilim. Apartmanım var,” açıklamalarını okumuştuk ve duymuştuk gazetelerinde, tv kanallarında.

Bugün acaba diyorum, Odunpazarı’nda yaşananlar AKP lehine yazılmış bir senaryonun oynanması mı idi?

O günden beri herkes her çöp konteynerinde yiyecek arayan kadınlar görmesine rağmen hiç biri gündeme taşınmıyordu. Taşıyan illa Kılıçdaroğlu olacak diye bir şart da yokken.

O kadınlar, konteynerlere “Gıda maddeleri” atan iş yerleriyle koordineli kişiler olarak mı görülüyordu?

Dört dairesi mutlaka vardır mı sanılıyordu?

Kızları varsa, psikolojilerinin bozulmasından mı endişe ediliyordu?

AKP’nin çeyrek asıra yaklaşan yönetim günlerinde bir Kılıçdaroğlu’nun gösterdiğinden ve bir de bugün buraya bir sosyal medya kanalından aldığımız resimden başka kayda geçen görüntü olmadığına göre...

Türkiye’miz, Maliye Bakanı eniştemizin anlattığı Türkiye’ye böyle mi benzetiliyor acaba? Yani yukarıdaki acabamız paraleldir bu acabaya.

Son cümleye bir daha bakın!

“Bu utançlar” denmeliydi itirazındayız.

Ankara Batıkent, Ankara Başkent... Ankara’da varsa, Edirne’den Kars’a kadar diyerek şiirlerde saydıklarımızda neler vardır? Bu bir!

“Çöpten yiyecek toplayan kadın”a AKP iktidarının devlet basma üretmez diyerek sattığı, devlet şeker üretmez diyerek sattığı, devlet ayakkabı, porselen, cam üretmez diyerek sattığı fabrikalara ve devlet süt sağmaz, yoğurt çalmaz diyerek kapattığı çiftliklere hasretinin bedeli ödetiliyorsa... Bu da iki.

“Suriyeli misin diye sorduklarında...”

Bu soru çok acı bir sorudur.

Bu fotoğrafın onlara aitliği kesin ama, istiyoruz ki ikrar da etsinler, tatminimiz tam olsun. Çünkü onların vatanları “Bir koyup üç almak” menfaatindeki politikacılarımızın davetleriyle işgal edildiğinden ve onlar yurtsuz kabul edildiklerinden, komşu yurtlara kabul edilmediklerinden... Bu üç!

Binlerce gencin katledildiği günlerde Türkiye’yi “Sınıfsız bir milletiz” diyerek yöneten Demirel’in, serbest kaldığında 12 Eylül’ü anlatırken kullandığı ilk cümle şu idi:

“Beni üçüncü sınıf bir vatandaş mışım gibi alıp götürdüler o gece.”

AKP’nin devletiyle ve milletiyle barışık insanlar ülkesi yapmak iddialarını, yirmi seneden sonra hatırlasak mı burada? Zira, insanımızın tasnif edildiği cevapları zor sorulu ve katliamlı günlerden geçmiştik.

Ne diyor o kadınımız?

“Keşke Suriyeli olsaydım!”

Bu ülkede bu serzenişin herkesçe bir tek anlamı olmalıydı. Onu da yazalım: Türk olarak, bir Türk kadını olarak onlara yardımcı olmak haline ve şartlarına sahip olmadığıma yanmazdım şimdi. Evsizliğime üzülmüyorum da ev sahipliği yapamamam yakıyor içimi. Bu da dört!

“Keşke Suriyeli olsaydım!”

Devlet yok, millet yok, bekçi yok, bekleyen yok, başımız yok, başımıza yağan bomba çok!

Konu yok, komşu yok, ev yok, bark yok, yaşıyor musun ölü müsün fark yok!

Dumanı tutan ocak yok, yavrular anasız kucak yok, ölülere mezar yok, değecek nazar yok, duyduğumuz azar çok!

Vatan yok, taş atan çok!

Bir Türk kadınını öyle görmek istemeyenlerin morali, bir Suriyeli kadını öyle gördüklerinde mi iyi olacak? Suriyeliye neden uygun bir durum o?

Muhal farz Suriyeli kadınlar konteynerlerin başında olsa, ki çoğu yerlerde de onlar var, Türk kadınlarına ne kalacak? Yasak hayvan etlerinin yanında çöplerini de mi ithal edeceksiniz dostunuz ülkelerin? Bu da beş!

Geldik mi en başa.

Biz de güncellesek utanmasını istediklerimizi mesela.

Dağ göllerini talan edenler utansın,

Bürokrasiyi yalan edenler utansın,

Cumhurbaşkanı’na ihanet ettik dedirenler utansın,

Mundar et yedirenler utansın,

Semirmişler kurt olmuşlar utansın,

Kurtlara kuzu olmuşlar utansın,

Enişteye omuz vuran utansın,

Beraber yürüyen utansın, duran utansın,

Trene atlayan utansın,

Eğen katlayan utansın,

Eski donlu yeni gelinler utansın,

Yeni rantlara gelecekler utansın,

Utanmazlarsa.

Yüksek Kaldırım’ın kaldırımları utansın!

KANAL KAN-AL MIDIR?

Yarı resmi kanallardan A Haber’de konuşmacılardan birinin söylediği bir iddia herkesin ilgisini çekmiş. Dağ başındaki göllerin altında hazine aramaya alıştırıldık ya..

“Vatikan kaynaklarından aldığım bilgilere göre, kanalın altında tapınakçılardan kalan 10 gemi dolusu altın var.”

Bu bir Doç. Dr. Kaan Kurtoğlu iddiasıymış. Cumhurbaşkanı’nda bu bilgilere sahip olduğu teziyle güçlendirilmiş.

Nereden başlasak bilmem, devede doğru yerin olmadığını anlatmaya.

Vatikan kaynakları sana özel bilgi mi veriyor? Yoksa böyle bir fısıltıyla harekete mi geçirmek istiyor?

Daha önce Vatikan kaynaklarından aldığın hangi bilgiler doğrulandı? Gibi sorulara bir cevabı olmalı sayın Doçentin.

Vatikan kaynakları dediğin güvenilir kaynaklar mıdır? Dün birileri sana “Biz Vatikan kaynaklarıyız ağbi” diye mi geldiler?

Vatikan kaynaklarını bizim toprağımızın altındaki altınlarla ilgilenme sebepleri nedir? Yoksa onlar “Bastığımız toprağın altında binlerce kefensiz yatanı” mı rahatsız etmek, uzaklaştırmak istiyorlar?

Fransa’dan kaçırmışmış tapınakçılar o hazineyi...

Fransa’nın hangi devrinde on gemi dolusu altını olmuş ki, o günlerde olduğuna inanılacak?

Çocuklarımızın aklını çelen kurtlu, çakallı bir AKP günleri dizisi öğretmeseydi Tapınakçıları, bugün kelimesi dahi edilmezdi ama...

Yoksa o Doçent efendi, Fransa’dan kaçırdıkları derken, Fransızları mı hak sahibi yapmak istiyor topraklarımızda? Halbuki biz o hesapları çok önce görmüştük.

İddiacı Doçent’in söylediğine göre, sayın Cumhurbaşkanı bu bilgilere sahipmiş. Neden kendisi açıklama yapmıyor da sana söyletiyor, dersek cevabı ne olur? Bu iddia aynı zamanda şu da demektir. Ben sayın Cumhurbaşkanı’nın sahip olduğu bilgilerin ne olduğunu biliyorum. Bu doçent bey, devlet sırrı kitabı mı?

Hangi birine davranasın bu yanlışlıkların, yalanların?

Süveyş kanal yaptı para yapıyor.

Panama kanal yaptı paraya para demiyor.

Bizim para kazanmamıza niçin karşı çıkıyorsunuz?

Bu günlerde sosyal medyada paylaşılan AKP’lilerin son tezi de böyle.

Süveyş, bir İstanbul mu? Panama bir İstanbul mu?

Mısır’ın durumu belli, Panama’nın gücü ortada. Çok para kazanmışlar da ne olmuşlar?

Normal şartlar altında normal insanlar gibi yaşadın da rızkını vermedi mi İstanbul sana?

İstanbul’un İstanbul olmasıyla yetinmeyenlere son ikazımızdır bu. İstanbul mübarek bir şehirdir. Kendisine ihanet edenleri çarpar. İstanbul’un kendini koruma özelliği vardır. Her yerini rant mekanı görenlere bir diyeceği hep olmuştur.

Dünyanın incisi sıfatını almış, boğazıyla hep canlı kalmış bir İstanbul’da kim, neyi, neresinde eksik görmüş de, ona balta vurmaya cesaret ediyor? İstanbul affetmez... Affetmeyeceğini hissettirmişti halbuki. Unuttular mı?

İstanbul, dünyada kendisine ilave kabul etmeyecek dört şehirden biridir. Tarihçileri bile yok bunların. Vatikan sözcülerini elbette tarihçi saymayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necati Tuncer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Hayati Otyakmaz - Allah (c.c.), sizden ve sizin gibi ileriyi görebilen şuurlu, akıllı, bilge yazarlarımızdan razı olsun. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Selâmlar, saygılar değerli yazarımız Necati Tuncer beyefendi.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 28 Aralık 16:00

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?