Reklamı Kapat

Adil Düzen’i Tercih Etmek

Bismillâhirrahmânirrahîm

Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Allah’ın eşrefi mahlûkat olarak yarattığı insanlar olarak kendimizi doğru bir şekilde okumaya ve anlamaya çalışmalıyız. Ruh ve bedenimizi, doğum ve ölümümüzü, hayatımızı, bilgilerimizi, eylemlerimizi, itikat ve ahlakımızı, mücadelemizi ve sonunda ne olarak öleceğimizi isabetli bir şekilde gözden geçirmeliyiz. Bilgimiz ve bildiğimizi zannettiklerimiz ne derece gerçektir, ne derece doğrudur? Materyalist içerikli eğitim ve öğretimden edindiğimiz yanlış, hatalı ve hatta tehlikeli bilgileri, hâlâ isabetli ve doğru bilgiler olarak kabul etmeye devam edecek miyiz? Müslümanlık dışında kendimizi tanımlamaya çalıştığımız sağcılık, solculuk, liberallik, muhafazakâr demokratlık, sosyal demokratlık, milliyetçilik gibi sıfatlar ile insanlığımız arasında kurduğumuz irtibatların bizi nereye taşıyacağını düşünmemiz gerekir. Bu düşünmeyi Kur’an ile yapmak bizi sonuç almaya götürür. “Allah için O’nun rızasına uygun adil düzen yolunda mal ve can ile hakkını vererek cihat ediniz. O sizi bunun için seçmiş ve atanız İbrahim’in milletinde olduğu gibi, dinde itikat ve düzende size hiçbir güçlük yüklememiştir. Allah, önce gönderdiği kitaplarda da bu Kur’an’da da sizi yalnızca Allah’a boyun eğen, tüm varlığıyla O’nun hükümlerine teslim olan kimseler anlamında Müslümanlar adıyla isimlendirdi ki; son Peygamber siz müminlere karşı güzel bir örnek ve şahit olsun, siz de insanlar üzerine şahitler örnek müminler olasınız. Öyleyse dinin direği namazı ikame edin, zekâtı verin ve bütün samimiyetinizle Allah’a  bağlanın. Çünkü O, sizin Mevla’nızdır, O ne güzel  Mevla’dır ve ne güzel  bir yardımcıdır” ayeti ile bildirilen istikamette “yeni bir saadet dünyasının, adil bir düzenin kurulması” için mücadele eden samimi Müslümanlardan olmayı ne zaman tercih edeceğiz? Şu anda toplum, faizci kapitalist düzeni Adil Düzen’e tercih etmiş, vaktini lüzumsuz lakırdılar ile geçirmekten memnun, gelecek tehlikelerden habersizdir. Ben Müslüman’ım diyen bir toplumun, Müslümanlığına zıt adil olmayan bir zihniyete rıza gösteriyor olması çelişkili bir durumdur. Batıca düşünüp, İslam’ca yaşanmıyor.

 DEĞERLENDİRME

Biz neyiz, kimiz, ne yapıyoruz, nasıl yapıyoruz ve niçin yapıyoruz? Bu sorular; insan ve toplum olarak kendimizi, yaşadığımız hayatı, razı olduğumuz faizci düzeni değerlendirirken dikkate alacağımız önemli sorulardır. Bizler sözünde samimi ve sadık Müslümanlar isek, yerel ve dünya olaylarını değerlendirmede, meselelere yaklaşımda İslam’ca düşünmeli ve değerlendirmeliyiz. Adil Düzen’i tasdik etmeyen kalp, görmeyen göz, işitmeyen kulak, Adil Düzen’i telkin etmeyen dil, işaret etmeyen el,  yolunda yürüyüp tozlanmayan ayak vebaldedir. Kalp, göz, kulak, dil ve diğer ezaların hepsi sorumludur. Ümmet olma, teşkilatlanma ve görev yapma şuurumuz bakımından ne haldeyiz? Hayatımıza ikame etmekle mükellef olduğumuz Adil Düzen davasını ve yüklendiğimiz emaneti, kulluk sözleşmesini özümüzde hissedip, her biri için gereğini yerine getirebiliyor muyuz? Müslümanlar olarak artık, kabuktan öze, şekilden içe, algıdan hakikate, faizci düzenden adil düzene dönmeliyiz. Milletimiz ve insanlık için İslam’ca çözümler üretmeliyiz. Biz Müslümanların hayatında kimsenin işine yaramayan boş ve zararlı şeyler yer almamalıdır. Çözüm üreten taraf, çözüm üretmeyen tarafa hâkim olur ve onları yönetir. Üzüldüğümüz şey, Müslüman âlimlerin, yazarların, düşünür ve aydınların gündemini çoğu kez tuzak ve suni gündemler, günübirlik hadiseler ve dedikodu diyebileceğimiz basit şeyler işgal etmektedir. Böylece milletimizin ve insanlığın çözüm bekleyen meseleleri gündem dışı kalmakta, yaşanılan medeniyet ve düzen krizinin nasıl çözüleceğine dair ihtiyaç duyulan yönlendirmeden mahrum olmaktadır. Bilinmeyen şey, yaşanmaz. Toplumda İslam bilgisinin yerini materyalist bilgi almıştır. Bu kendiliğinden olmamıştır. Toplumun doğru tercih yapmasını sağlayacak şey, İslam bilgisidir. Bu bilgiyi de itikat ve düzen olarak Müslüman âlimler üretmelidir. Bu bilgi üretilir ve hikmetli bir şekilde topluma aktarılırsa, o zaman milletimiz, faizci kapitalist düzen yerine adil düzeni, AK Parti ve diğerleri yerine Saadet Partisi’ni tercih eder.

 MÜCADELE

İnsanlık tarihi boyunca hak ile batıl hep mücadele halinde olmuştur. Bu mücadelede insandan istenen hakkın tarafında yer alıp mücadele etmektedir. Bu mücadele insanın imtihanıdır. Müslüman’ın hayatı iman ve cihat olursa bu imtihanı kazanır ve Allah’ın rızasına nail olur. Cihadın hakkı mal, can ve zaman fedakârlığıdır. Müslüman’ın hayatı, İslam’ın adil düzenini hayata ikame etme hayatıdır. Bize dünyanın bütün imkânlarını sunsalar, en yüksek makam ve mevkileri verseler eğer bu imkânlar, bu makam ve mevkiler bizi imandan ve cihattan koparıyorsa, bunların hepsini elimizin tersiyle itmeliyiz. Bir gün Ebu Eyüp el-Ensari bir kısım arkadaşları ile oturmuşlar aralarında: “Allah, Resulünü muzaffer kıldı, muvaffak eyledi. Artık bizler biraz da özel işlerimizle meşgul olsak da, hep cihatla meşgul olduğumuzdan, Allah Resulü ile seferlerde bulunduğumuzdan dolayı kaybettiğimiz mallarımıza, mülklerimize yeniden sahip olsak” diye konuştular. Bunun üzerine, Allah: “Kendi ellerinizle, cihattan geri kalmak suretiyle nefislerinizi tehlikeye atmayın” buyurarak onları ve onların şahsında kıyamet sabahına kadar bütün Müslümanları ikaz etmiştir. Tevbe 24: “De ki; eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeş ve arkadaşlarınız, hanımlarınız, kabileniz, hısım akrabanız, kazanıp yığdığınız mallarınız, bozulmasından korktuğunuz ticaretiniz, hoşlandığınız evleriniz; şayet bütün bunlar size Allah’tan ve Resulünden ve O’nun yolunda cihat etmekten daha sevgili ve kıymetli ise bütün bunları kaybetmeyeyim korkusuyla cihadı ve adil düzen davasını terk ederseniz o halde Allah, zillet ve esaret emrini getirinceye kadar bekleyiniz. Çünkü Allah cihadı terk eden fasıklar topluluğunu asla hidayete ulaştırmayacaktır.” Müslümanlar ayrıca bu uyarıya da itibar etmelidir. Oturup düşünmeli, bir muhasebe yapmalıdır. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?