Reklamı Kapat

Saadet’in “Bütçe” Manifestosu

Bismillâhirrahmânirrahîm;

TÜRKİYE’NİN 2020 Bütçesi 20 Aralık 2019’da TBMM’den geçti. Hayırlı olsun! Bütçe bir hükümeti değerlendirme ölçüsüdür. Bütçenin tamamı üzerinde yapılan görüşmelerde siyasî partilerin grup temsilcileri, milletvekilleri söz aldılar. Ancak, Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdülkadir Karaduman’ın 10 dakikalık konuşması tam bir manifesto özelliğinde idi.

Yaşı müsait olanlar Erbakan Hoca’nın bütçe görüşmelerindeki konuşmalarının pür dikkat dinlendiğini, konuşmayı kaçırmamak için lobideki milletvekillerinin yerlerine geçtiğini bilirler. Sayın Karaduman’ın konuşması o günleri hatırlattı. Önce, metin iyi hazırlanmıştı. Konuşma plânlaması güzeldi. En hassas konulara vurgu yaptı. Genç milletvekili Saadet Partisi’nin Türkiye ve dünya gündemine olan hâkimiyetini de ortaya koydu.

Sayın Karaduman, 83 milyonun geleceğini ilgilendiren 2020 bütçesinin, “Sermaye sahiplerinin mahallesine taşınanlar tarafından hazırlandığını” anlattı. “Tüketim” bütçesiyle nelerin yapılabileceğini sıraladı: “Bu bütçeyi hazırlayan kapasiteyle golf sahaları yapabilirsiniz!

Stadyumlar, millet bahçeleri, bacasız fabrika dediğiniz cezaevleri açabilirsiniz! Yüzme havuzları, ‘inşallah müşteri sayısı artacak’ dediğiniz hasta garantili şehir hastaneleri, geçiş garantili köprüler, oto yollar, yolcu garantili havalimanları yapabilirsiniz!

Ancak, 1 tane dahi fabrika açamazsınız!

Şeker fabrikalarını satar; Rusya’dan şeker ithal edersiniz!”

Hatip burada hükümetin şehir hastanelerine gelen hastaları “müşteri” olarak görme garabetine; elimizdeki hazineyi göremeyip şeker, kâğıt fabrikaları gibi stratejik kurumları sattıktan sonra, Rusya’dan dövizle şeker, başka ülkelerden kâğıt ithal etmeye koşması şaşkınlığına vurgu yaptı. 

BÜTÇEDE ÜRETİM YOK

Karaduman, hükümetin “özelleştirme” diyerek en stratejik kurumları yabancı sermayeye teslim ettiğini; asıl vatanı ülkemiz olan pek çok üründe bile dışa muhtaç hale geldiğimizi hatırlattı:

“Vatandaşa ‘mermi’ hesabı yapıp Sakarya’daki tank-palet fabrikasını yabancı sermayeye peşkeş çekersiniz!

Bu ülkeyi Kanada’nın mercimeğine, Gürcistan’ın samanına, İsrail’in tohumuna muhtaç hale getirirsiniz!”

İşte hükümetin hesapsız özelleştirme politikasının acı faturası: 1986’dan 2004’e kadar yapılan özelleştirme miktarı 8 milyar dolar iken; bugün bu miktar 60 milyarın üzerine çıkmıştır.

“Bu hükümet iktidara geldiğinde nüfusun yüzde 1’i, toplam servetin yüzde 38’ine sahipken; bugün bu rakam yüzde 60 noktasına ulaşmıştır.” Zengin ve fakir arasında büyük bir “uçurum” oluştuğu apaçık ortada… Hatip, bu sonucu, “Sömürge tipi kalkınma” olarak değerlendirdi. Çözüm olarak ise, “üretim ekonomisine geçme”yi önerdi.

Karaduman şöyle devam etti: “Sömürge tipi kalkınmayı benimseyenlerin ödevi faiz lobisine hizmet etmekten başka bir şey olmayacaktır. Faiz, kaynakların zenginde temerküz etmesini sağlayarak gelir dağılımındaki adaletsizliği derinleştirir. Zengini daha da zengin, fakiri ise daha fakir yapan bir sömürü aracıdır.”

Sonra da, milletin parasının faiz lobisine gittiğini açıkladı: 2006’da faize giden para 45 milyar iken; bugün 138 milyara yükselmiştir. Bu miktar da, tüm yatırımlara veya 4 önemli bakanlığa ayrılan paranın 2 katıdır. “Faiz dünya gerçeği değil; köleliğin ta kendisidir.”

BÜTÇEYE KIRMIZI KART

SAYIN Karaduman bütçenin üretenlerin, yoksul ve garibanların problemlerine çözüm getirmeyeceğini anlattı: “Bu bütçede kepenk kapatma zorunda kalan esnafımız, mahsul üretemeyen çiftçi, cebinde parası olmayan öğrencimiz yoktur. Açlığa mahkûm edilen milyonlarca asgari ücretlinin ve Güvenpark’ta kendisini ateşe veren işsiz vatandaşlarımızın derdine derman olacak bir bütçe değildir. Yoksulluk sebebiyle intihar edenleri önleyecek bir anlayış yoktur. Yoksulluk toplumun geneline sirayet etmişken; sizler itibardan tasarruf etmemekte ısrarcısınız!”

Hatip son noktayı koydu: “Bu sebeple bütçeye ‘kırmızı kart’ gösteriyoruz. Çünkü halkın bütçesi değil; israfın, faizin ve rantın bütçesidir. Bu şekliyle bütçeyi onaylama günahına ortak olamayız.”

Bütçenin tümü üzerindeki görüşmeler sırasında tarafsızlığını koruyan TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a teşekkür ediyorum. Bazı milletvekilleri, 27 yaşındaki bir milletvekiline sözlü sataşmalarda bulundu. Sayın Karaduman hiçbirini muhatap almadı. Sükûnetini korudu. Kavgacı milletvekillerine örnek oldu. Milletine karşı sorumluluğunu unutmadı.

Her gün saatlerce konuşan bazı siyasî partilerin milletvekilleri, belki ayda bir 10 dakikalık sıra gelen Saadet Partisi milletvekilinin konuşmasını niçin çok görmüşlerdi? Fikre tahammülsüz, kısır görüşlü milletvekillerinin varlığı ülkemiz adına ne büyük talihsizlik!

Fikri olmayanların Saadet Partisi sözcüleri ile ülke meselelerini müzakere etmekten kaçınmalarının sebebi iyice anlaşıldı. Milletin televizyonunu milletten kıskanıyorlar. Bırakın da, sözü olan bütün siyasî partiler görüşlerini açıklasınlar ki; halk da sağlıklı kararlar verebilsin!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?