İyilik ve kötülük; Fatıma ve  Ümmü Cemil…

Bir çocuk ki anne-baba yok. Dede büyütmüş. Vefatına yakın oğullarını toplar dede.

En zengin oğlu Ebu Leheb’dir fakat sevgi yoksuludur.

Yoksul ama merhametli amca Ebu Talip yeğenini sahiplenir.

Fakat yetim çocuğa asıl bakacak olan yengesi Fatıma bint Esed’dir.

Peygamberimizin yoksul yengesi aslında bir iyilik abidesidir.

Sekiz çocuğuna yetiştiremediği yemeğini dert etmez, emanet çocuğu kendi evlatlarından önce doyurmaya çalışırdı.

Çocuklarının kişisel temizliğinden önce onun yüzünü yıkar, saçlarını tarar, gül ve ıtır sürerdi.

Gerçi farkındadır bu çocuk gelince fakirhanede her şey bereketlenmiştir.

Sekiz yaşında geldiği bu yuvadan, Hz. Hatice ile evlenince ayrılır.

Yardım olsun diye de Hz. Ali’yi yanına alır.

Amcası değil ama yengesi ve çocukları İslam’la şereflenirler.

Kızına yengesinin ismini, Fatıma verdiği gibi onun oğlu Hz. Ali ile evlendirir.

Medine’ye hicret eden bu kadını, sık sık ziyaret edip “annemden sonra annem” dediği yengesinin şefkatli hanesinde bir çocuk gibi huzurla uyur.

Fakat aldığı bir haberle sarsılır, etrafındakiler sebebini sorduğunda;

“Annem vefat etti” der.

Kefen olsun diye sırtından gömleğini çıkarıp verir, kabrine uzanıp gözyaşları ile sular, toprak sıkmasın diye.

Cenaze namazını kıldırıp onu mezarına bizzat kendisi indirir.

Bir çocuk gibi hıçkırdığını duydular;

“O benim annemdi. Kendi çocukları aç dururken önce benim karnımı doyururdu. Saçımı başımı tarar bir anne şefkati sıcaklığını benden esirgemezdi” buyurmuştur.

Ebu Talip Müslüman olmadı ama yeğenini davasında özgür bıraktı, engellemedi, himayesindeki çocuğa eşi ile birlikte bütün şefkatini verdi.

Ümmü Cemil…

O da Peygamberimizin yengesi.

Asildi Ümmü Cemil, Ümeyye soyundandı, Ebu Süfyan’ın kız kardeşi, arkasında güçlü bir aile vardı.

Güzel ama soğuk, zengin, mal mülk sahibi ama merhamet yoksulu, kindar, küfürbaz, kıyıcı kadın; Ümmü Cemil.

Kapı komşusudur Peygamberimiz.

Kocası Ebu Leheb’in yeğenidir, yengedir kendisi.

Eşi ile birlikte Kâinatın Efendisinin kapı önüne pislikler, dikenler, sivri taşlar taşıyıp ayaklarını yaralayacak kadar gaddar.

Kindar kadın için yoksul genç kim oluyordu ki atalarının putperest dinine meydan okuyordu.

Hesap soracaktı Ümmü Cemil, yanına bırakmayacaktı.

İftiraları, dedikodusu, nemimesi ile kapkara nam salmıştı.

Şerrinden herkes çekinirdi.

Tebbet Suresi bu kötü kadın ve kocası için inmişti.

Bunu kendisini hicveden bir şiir sanmış, eline bir taş alıp Kâinatın Efendisinin ağzına vurmak için Kâbe’ye koşmuştu.

Şedit kadını gören Hz. Ebubekir endişelenmiş fakat Peygamberimiz, “Merak etme, beni göremez” demişti.

Kindar kadın; “O şairse ben de şairim; işte ben de onu hicvediyorum” diyerek, “Kötü adama isyan ediyoruz / Onun peygamberlik işinden yüz çeviriyoruz / Dinini de sevmiyoruz” mısralarını okur.

Resûlullah’ın kızları Rukıyye ve Ümmü Gülsûm, Ümmü Cemil’in iki oğlu Utbe ve Uteybe ile nikâhlanmıştı, henüz düğün olmadan Ümmü Cemîl ile kocası, oğullarını onlardan ayırdı.

Fatıma binti Esed ve Ümmü Cemil.

İyilik ve kötülüğün aynı ailede görülebileceğini, kıyamete değin insanlara anlatacaklar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mine Alpay Gün - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Covid-19 aşısı bulunursa yaptırır mısınız?