Reklamı Kapat

“Mirasçıya vasiyet edilmez”

Resulü Müctebâ Efendimiz buyuruyor, “Camide, mescitte kahkahayla gülmek kabirde karanlık zulmet sebebidir.” Çünkü kahkahayla gülmek kalbi öldürür, Allah’ın zikrini insana unutturur, işte bu yüzden zulmet sebebidir. İnsanlar hayattayken uykudadırlar, kabirdeyken uyanacaklardır. Dünyadayken oyun, boş vakit geçirmeyle aldanırlar ama sonra uyanacaklar. Gülmek derken her gülmeden bahsetmiyorum, gaflet gülmesinden kastediyorum. Yüksek sesle, kahkahayla gülmek ve bilhassa camide gülmek zulmet sebebidir çünkü cami, zikir, tefekkür, tövbe, tekbir yeridir. Cami gülme yeri veya oyun yeri değildir, camide muhabbet edilmez. Camiye girdikten sonra Müslümanların günlük konulardan konuşup sohbet etmesi doğru değildir. Camiler Allah’ın evidir ve nasıl bir yere misafirliğe gittiğimiz zaman bize ikramda bulunuluyorsa Allah da camiye gelene ikramda bulunur. E böyle bir yerde dünya lafı ederseniz Peygamber Efendimiz diyor ki, “Kazandığınız sevaplar kül olur.” Camilerin önünde oturma yerleri var, bazı Müslümanlar da namazdan önce gelip muhabbet ediyor. Ben o muhabbet haramdır demiyorum. Fakat neden camiye erkenden geliyorsunuz, Allah’ın rızasını kazanmak için. O zaman erken gelip caminin önünde oturma. Gir camiye, ibadetle meşgul ol. Hiçbir şey yapmıyorsan bile camide otur. Peygamber Efendimiz diyor ki, “Camiye namazdan önce gelip oturan, geçirdiği süre boyunca namaz kılmış gibi olur. Melekler de buna şahitlik ederler.” Durum böyleyken gelip caminin önünde muhabbet ediyorlar. Şeytan da o muhabbetleri daha tatlı hale getiriyor çünkü Müslüman’ın sevap kazanmasını engelliyor. Hâlbuki doğru camiye girip namaza kadar camide dur, sonra çık otur. Ama namazdan sonra da ne hikmetse kimse caminin önünde oturmuyor.

 “BATIL BİR ŞEYDEN DOLAYI GÜLMEK DE ALLAH’IN İNTİKAMINA SEBEP OLUR”

Resulullah buyuruyor, “Bir gülme vardır ki Allah o gülmeyi sever, bir gülme vardır ki, Allah ondan da intikam alır. Kardeşinin yüzüne gülmek Allah’ın sevdiği gülmedir. Batıl bir şeyden dolayı gülmek de Allah’ın intikamına sebep olur. Bazı gülmeler vardır ki, insanı yetmiş yıl cehenneme dibine sokar.” Bu hadis-i şeriften anlıyoruz ki, harama gülünmez. Bir haram veya günah gördüğümüzde fiilen engel olacağız. Fiilen engel olamıyoruz, sözlen engel olacağız. Sözlen de engel olamadık, o zaman kalben buğz edeceğiz. Güldüğün zaman, işte o gülme kötü. Bir de adam küfür ediyor, sen de gülüyorsun o zaman cehennemin dibinde 70 yıl demek. Böyle gülmelerden kaçınmak lazım. Bilhassa kadınların yüksek sesle gülmemesi lazım. Edep ve hayâ en çok kadınlara lazım ama maalesef şimdi komşu apartmandan kadın gülmesini duyuyorsun. Bunlar Müslüman’ın yapacağı bir şey değildir, uyarmamız lazım.

 “ÜÇ GÜN ÜÇ GECEDEN FAZLA VASİYETSİZ YATMAK MÜMİNE HELAL DEĞİL”

Kimse ne zaman öleceğini bilmiyor. O yüzden hemen oturup vasiyet yazmamız lazım. ‘Üç gün üç geceden fazla vasiyetsiz yatmak mümine helal değil’, bunu Peygamber Efendimiz söylemiş. Ölüme hazır olacaksın. ‘Şuna bu kadar borcum var, bundan şu kadar alacağım var, ben öldükten sonra böyle yapın, şöyle yapın’ diye hepsini vasiyetine not edeceksin. Ancak vasiyet ederken dikkat etmemiz lazım. Peygamberimiz hadis-i şerifte, “Mirasçıya vasiyet edilmez” diye buyuruyor. Yani anaya, babaya, oğula vasiyet edilmez. Mirasçılar dışındakilere üç günü geçirmemek şartıyla vasiyet edeceksin. Bir Müslüman öldükten sonra kalan malının üçte birinde hakkı var. O hakkın üzerinden vasiyet edip kendin için kullanabilirsin. Adam çıkıp benim mirasımın yarısıyla hayır yapın diye dolanıyor ortada. Öyle olmaz. Kur’an-ı Kerim’de mirasçıların hakkı olduğu bize bildiriliyor.

“KABİR SIKMASI, KABİR AZABI DİYE BİR ŞEY VARDIR”

Kabir sıkması, kabir azabı diye bir şey vardır. Biz buna inanırız. Peygamber Efendimiz de bize bunu söylüyor. Resulullah bir gün bir kabre varmış, bağırma sesleri gelmiş. Kim olduğunu sormuş ve kabirde yatan kişinin annesinin yanına gitmiş, “Oğluna hakkını helal et” demiş. Annesi, “Ben onun için o kadar uğraştım ama o hep kalbimi kırdı. Ben ona hakkımı helal etmem” demiş. O zaman Peygamberimiz de anneyi kabrin başına götürüp gözlerini açmış, kadın hemen orada hakkını helal etmiş kabirdekine. Anne yüreği işte, dayanamamış. Peygamber Efendimiz de bize kabir azabının hak olduğunu söylemiştir. Cehennemde de, cennette de şimdi kimse yok. Kıyamet koptuktan sonra mahkeme-i kübra kurulacak ve cehennemlik cehenneme, cennetlik cennete gidecek. Ama kabir cennetten bir bahçe de olabilir, cehennemden bir çukur da olabilir. Ehl-i sünnette bu inanış vardır. Kabir azabı, müminin günahlarına kefaret olur. Tabii biz kabir azabından Allah’a sığınacağız, dua edeceğiz.  Temizliğe dikkat etmemek de kabir azabı sebebidir. Mesela, ayakta bevletmek en büyük kabir azabı sebebidir. Tuvaletteyken buna dikkat edeceksin. Kur’an-ı Kerim’de de kabir azabına yer verilmiştir. “Firavunu biz sabah, akşam ateşe arz ederiz” buyruluyor Kur’an-ı Kerim’de. Cennette, cehennemde kimse yok nasıl oluyor? İşte kabir azabının olduğu bu ayet sayesinde kesinleşmiş oluyor.

“MİSAFİRLİK HAKKI 3 GÜNDÜR”

Misafirliğin hakkı 3 gündür. 3 günlük süre boyunca misafire ikramda bulunmak ev sahibinin Müslümanlık görevidir. “3 günden sonra gitmeyen misafire yapılan ikram da senin sadakandır” diye buyuruyor Resulullah Efendimiz. Kim olursa olsun, misafir geldiği zaman ona ikram etmek görevimizdir. Tabii bu ikram meselesi israf da olmayacak, cimrilik de olmayacak. Kendi durumuna göre ikram edeceksin. Bu vaciptir. Bazı âlimler farz olduğunu söylerler. Yani sonuç olarak misafire 3 gün 3 gece ikramda bulunmak bize göre vaciptir, Müslümanlık görevidir. Sonrası da sadaka yerine geçer. Peygamber Efendimiz buyuruyor, “Misafir rızkıyla gelir. Bereket getirir. Misafir ev sahibinin günahlarını alır gider.” Başka bir hadis-i şerifte, “Misafir 10 rızıkla gelir. 1 tanesini yer, 9 tanesini bırakır gider” diye buyuruyor Resulü Müctebâ Efendimiz.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Cevat Akşit - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?