Reklamı Kapat

Muhtasar Şair Lügati

Arif Ay: Erzurum’da otuz üç kişiden biri. Gökyüzü saatlerini ayarlama enstitüsünden mezun.

Mehmet Aycı: Serkisof kadar kendisi de ahbabım olur. Kemiyete keyfiyet katan adam. Dünyaya okumak için gelmiş de bir daha kafasını tabiat kitabının sahifelerinden kaldıramamış şair.

Zeynep Arkan: Şiiri sükûta benzer ve her daim “ikrar”dan gelir. Uzun susuşlarından sonra kıvam kazanmış türküleri vardır. Bekletmeyi sever.

Ömer Erdem: Harbi ve hasbî sivil. Şiirinde İstanbul rüyası gören, uykusu hep bu rüyaya doğru uzanan şair. Tek kelimeye kocaman dünyaları sığdırmayı başarır. Pas, Kör, Kireç, Evvel, İstanbul’a, Azap, Yitirişler…

Mevlâna İdris: İsmi tahtında müstetir sessizliği ile huzur telkin eden şair. İnsana keşke yeniden çocukluğa dönsem de “Kuyruğu Dumanlı Kedi”yi okusam dedirten bir tarafı vardır. Çeto ile gökyüzü daha bir sağlam.

Ali Ayçil: Aklım “Arasta’nın Son Çırağı”nda kaldı. Şiir, öykü, deneme arası uzun bir yolculuğa çıkmış gibidir. Yolunda gitmeyen hiçbir şeye -akan bir trafik dahi olsa- tahammülü yoktur. Aklımıza son düşürdüğü soru: Bir Japon Nasıl Ölür?

Mürsel Sönmez: Şarkısı derin ve yanıktır. Baktığı yerde iz bırakır. Gelmediğinde yokluğu daha çok hissedilendir. Abartma sanatını hayatına yaklaştırmaz. Bütüne parçadan gidildiğini bilir. İlk şiir kitabı “Cüzler” ilk kez sağlıklı bir şairin müjdecisi olmuştur. Kitaplarının birer birer sayılması onu hiç hoşnut etmeyeceğinden “Tütün Küfesi” deyip geçeyim. Evet, “Tütün Küfesi”.

Nurettin Durman: Azmin ve samimiyetin şairi. Yazdıkları yaşadıklarına denk düşen adam. Günümüz şiirinin en genç şairi aynı zamanda. Hayat hikâyesi yoktur, şiirleri vardır. Ve Sonra Dünya Kaldı Başıma demişti. Demeye devam ediyor.

Ali Ural: Güzellik dokuyucusu. Modern simyacı. Klasikle modern olanı bağdaştırma hünerine sahip. Neredeyse klasik haline gelmiş eserlerin haklı sebebi. Bir şairin öyküsü, denemesi ve dahi her satırı nasıl da bir şiir ırmağında yıkandıktan sonra müşterek bir denize döküldüğünün somut hali. Körün Parmak Uçları’nı kullanarak onun bütün eserlerini okuyanlar yazmanın nasıl bir dokunuş olduğunu anlamakta zorlanmayacaklardır.

Ali Emre: Sancılı bir ırmak. Dört kıtaya yayılan duyarlık. Yeryüzüne dağılan şiirleri kendi ipine sabırla dizen usta. Hayat birden fazla zamana sığar elbet. Bu hakikati muhtemelen şiirden öğrenmiştir. Ne çok az konuştuk, az karşılaştık son zamanlarda.

Cengizhan Orakçı: İyi şair. Bunu kendisi de biliyor. Mahcup bir onura yaslı şiirleri var. Bazen mısralar arasında ağıt yakarken bazen de urup durup halay çekiyor. “Acıdan Siyah”la tanıdım onu. “Fotoğrafta Çirkin Çıkan” ile olay yaratacağı kesin. Bütün negatifleri yakarak. Al sana bir kitap ismi daha; ama kimseye vermem, bu benim: “Bütün Negatifleri Yaktım”.

Zeynep Tuğçe Karadağ: Kendisini şiirlerinden tanıdığım şair. “Acile Tek Giden” tek başına bir şiir zaten. Bunun nasıl bir şey olduğunu düzyazıyla anlatmak kolay değil. Yalnızlığı ve kimsesizliği bu denli güzel açıklayan üç kelime her kitaba nasip olmaz. Reel hayatta olduğu gibi şiirinde de yerini yadırgıyor. Belki de bir yüzleşmenin şiirini yazıyor o.

Ayşe Sevim: Sesi uzaktan geliyor, fakat geldiği an nasıl da insana ve cana yakın bir şiir. Şiirinin çocuk damarını boşluğa saldığı uçurtmayı gökyüzü kapmasın diye ipini bir ağaca bağlar gibi emniyette tutuyor. Arenada değil çocuklara ayrılmış bir bahçede geziyor onun şiiri. Taburcu, İşlenmemiş Suç ve Uçma Taklidi kitaplarında mekânı çocuk olan bir zamanın dizeleri var.

Hayriye Ünal: Bilincin alt ve de üst katmanlarını şiirine katabilmeyi başarmıştır. Ucuz lezzetler arayanların onun şiirinden eli boş dönecekleri bir gerçek. Şiiri bitirdiğinizde gönlünüzü hoş edecek bir bahşiş beklentisine de kapılmayın sakın. Çalışkanlık ne yaptığını bilirlikle cesaret kazanmıştır onun şiirinde.

Celal Fedai: Ses ve söz uyumu kadar geçmiş zamanlar ile umuda dönüşen gelecek zamanları şiirinde kaynaştırabilmiştir. Destansı anlatım, mitolojik göndermeler, masalsı eda ve bütün bunları aktüel zamanla yüzleştirebilme başarısı Celal Fedai ismini anlam dünyamızdaki yerine yerleştiriyor. Şeytanın Günlüksüz Irgadı kitabını yıllar önce okumasaydım belki de Celal Fedai isminin izini kaybedecektim. “Eli Kulağında” ile doğru bir okuyucu izleğine sahip olduğumu söylemek hakkımdır artık.

İsmail Karakurt: Ben onun şiirini okurken memleketimin dağlarını dolaşıp, ırmaklarında yüzen, bağrını rüzgârlarına açmış havasını dolu dolu içine çeken bir adamı satırlar arasında dolaşıyor sanırım hep. Yerli yerinde bir şiir onunkisi. Yabancı yerindelikten değil “Yerli yerindelik”ten bahsediyorum. İsmail Karakurt’un şiiri yeri geldiğinde dua niyetine okunabileceği gibi tınısı yakalandığında türkü olarak da okunabilecek şiirlerdir. Sadece “Çiçekli Yazma” kitabı bile okunduğunda beni doğrulayacaktır.

Mustafa Akar: Zaman geçtikçe daha bir sevdiğim şair. Şiirini şiirim bilirim. Aynı acıları ve sancıları yüklenmişiz gibi. “Küçük Bir Gökada” hakkında evvel zamanda yazdıklarım buna şahittir. Yeniyi tüketmeyen eskiyi bekletmeyen bir şair Mustafa Akar.

Yağız Gönüler: Yağız Gönüler “benim şairim” diyebileceğim şairlerden. Şiirinde müthiş bir devinim ve anlatılabilirliğin neşesi var. Düzyazıları kararlı ve ne dediğini bilen cinsten. Bu iki dünyanın tam ortasında Yağız Gönüler yer alıyor. Şiirsel ciddiyeti hayat pratiğine ağır kelimeler taşır. Dünya ile verip alamadığı vardır onun da benim gibi. Lakin almak ve vermek fiillerinin ne onda ne bende piyasaya dönük bir tarafı yoktur. Kırılınca Klarnet kitabını çok sevmiştim “Minnet Eylemem” kitabı ile bu sevgim daha bir katlandı. Şiir adına umudum oldu.

Hüseyin Karaca: İçli ve sessiz. Yazmadıklarının yazdıklarından çok çok fazla olduğu ihtimalini akla getiren bir duruşa sahip. Derinliği derinden derine bakabilenlerin fark edebileceği bir şey. Şiirinde de nesirlerinde de ironi ya da mizaha yakın anlatım biçimleri arayanlar bulamayabilirler. Disiplinli bir kalemdir. Bunu şiirleri kadar en son çıkan “Mühimmat” isimli deneme kitabında da görmek mümkün. Gerçek aydın tavrı, soylu tutum, haysiyetli duruş gibi nitelikleri Hüseyin Karaca ismi ile yan yana getirmemiz mübalağa sayılmaz.

(Sürecek.)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hüseyin Akın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?