Reklamı Kapat

Yol Kesen Değil Yol Açan Olalım

Hasta ziyaretine gittiğimizde onun gönlünü hoş edecek sözlerin başında, “Geçmiş olsun, Allah şifa versin” diyerek başlar ona umut aşılamaya çalışırız.

Çok arzu ettiği şeye kavuşamadığı için karamsar olan kişiye, “Bunda da vardır bir hayır” der arkasından bildiğimiz bazı örnekler veririz ve “O işinin olmaması onun için daha iyi oldu ve önü açıldı” deriz.

Yani, kişinin olumsuzluklarını tekrarlamak yerine olumlu cümlelerle iyimserliğe ve olumluya yönlendiririz.

Toplumu ilgilendiren olaylarda da yanlış yola gidenlere, yolun doğrusunu göstermediğimiz zaman, ona yolun yanlış olduğunu söylemenin hiçbir faydası yok.

Yalnız tartışmatörlere biraz fayda sağlıyordur.

Onlar varlıklarını yalnız orada ispat edebiliyorlar.

Güçlünün yanında yer alıp, güçsüzün en zayıf yerinden vurmak görevleri iken o güçsüz güçlenirse onun karşısındakine çullanmakla ömür geçiriyorlar.

Onlara tartışmatör yerine sözüyle adam karalamaları yapan “badanacı” demek daha isabetli.

Hani duvarlara çirkin yazılar yazarak sokakları kirletenler var ya işte onlardan daha aşağı tiplere fayda verir çirkef didiklemek.

Görevimiz, bataklığı kurutmak, kirleri rahmet olup temizlemek, temizlerken tepesine vurarak değil, rahmet gibi yumuşak yumuşak dokunup temizlemek ve temizlendiğini hafifleyince anlamasıdır.

Sevgili Peygamberimiz, Mekke’de insanları İslam’a davete başladığında Mekke müşriklerinin yanlışlarını anlatarak başlamamış.

Hiçbir zaman Ebu Cehil’e geçmişinden örnekler vererek onu aşağılama tarafına gitmemiş.

Yüzü kapkara olan birine, “Yüzün kara” demek yerine tatlı gölde yüzelim diyerek farkında olmadan temizlenmesini sağlamak.

Her çağda toplumun rahmet ümmeti, Müslümanlar olmuştur.

Bu çağda en fazla ihtiyaç, Müslümanların örnekliğinedir.

Yanlış yaptığımızda onu savunmak için karşı tarafın yanlışlarını sayıp dökmenin hiçbir faydası olmadığı gibi o yanlışı fazla tekrar yanlışa dadanmasını sağlanır ve “Adım çıkmış dokuza inmez sekize” felsefesine dayanarak kötülükte kâr bile etmesi sağlanır.

Akşamki tartışmayı gündüz soranlara, “Ben o konulara girerek her hafta yeni bir pislik didiklemek istemiyorum. Ben, sana bu gün ölümsüz ve de faydalı bir ayet okuyayım ve onu bir hadisle açıklayayım” diyorum ve devam ediyorum.

Sevgili Peygamberimize sormuşlar: “Kıyamet günü ne zamandır” demişler.

Günümüzde de aynı soru devam ettiği gibi bazı tartışmatörler, tarih bile verdiler televizyonlardan.

İslam’ın ancak ismini seven ama Kur’an-ı Kerim’i manasıyla beraber bir defa okumayan bazı kişiler de kitap ve broşür yayınlayarak tarih verdiler.

Sevgili Peygamberimize de sorulduğunda Rabbimiz:

“Sana, ‘kıyametin demir atması (kopması) ne zamandır?’ diye soruyorlar.

Onu anlatmanın sen neresindesin

Onun sonunun (ilmi) Rabbine (ait)tir.

Sen ancak ondan (kıyamet gününden) korkanları uyarıcısın” (Naziat süresi ayet 79/41-45) ayetiyle kıyametin ne zaman kopacağını ancak Allah bilir diyor.

“Cibril hadisi” diye bilinen meşhur hadisi şerifte, Sevgili Peygamberimiz, kıyametin ne zaman kopacağını kendisinin bilmediği gibi Cebrail aleyhisselamın da bilmediğini haber veriyor ve bazı alametlerini söylüyor.

Buna rağmen yine soran bir arkadaşına:

“Sen o kıyamet için nasıl bir hazırlık yaptın?” diye cevap vermiş. (Buhari, Sahih, K. Fezail’ül-Ashab, bab 7).

Bizim, her birimizin kıyameti çok yakın. Nerede ne zaman geleceğini bilemiyoruz.

Biz, kendi kıyametimiz için hazırlığımızı yapmaya çalışalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?