Reklamı Kapat

Yanlışlardan muhalefet mi sorumlu?

Karar alma ve uygulama mevkiinde olan iktidar iken ülkemizde yeni bir moda ortaya çıktı. İktidarın aldığı kararlara yönelik eleştiri yapan muhalefet hemen hain ilan ediliyor. Buna karşılık AK Parti iktidarının aldığı pek çok karar uygulamada ülkemize zarar verdiği halde bu kararın sahipleri hep milli, eleştiren muhalefet ise gayr-i milli. Böyle olunca farklı görüşlerden yararlanma, atılacak bir adımın en iyi ve doğrusunu belirleme ya da atılmış yanlış adımdan dönülmesinde zorluk çekiliyor. Bazen de yanlıştan dönmek için belirlenen yeni tavır bir başka yanlışı gündeme getiriyor. Sonuç olarak, iyilerin ve doğruların sahibi iktidar, yanlışların sahibi muhalefet oluyor.

Hâlbuki zaman zaman iktidar sahipleri istemeden de olsa yanlış kararlar alabilirler. Hem de ülkenin çıkarları doğrultusunda aldıklarını düşündükleri kararlar yanlış çıkabilir. Ne var ki, iktidar sahipleri genellikle kendilerini yanılmaz görüyor olduklarından daha baştan yanlış kararların alınması, alındıktan sonra yanlışlığın farkına varıldığında bu yoldan dönülmesi mümkün olmuyor. Söz gelimi iç çatışmaların başladığı ilk günlerde ülkemizde iktidar sahipleri öylesine bir tablo çizdiler ki, sanırsınız bir ay için Suriye’de olayların sorumlusu Esad yönetimi birkaç ay içinde iş başından uzaklaşacak iç barış sağlanacak ve Suriye’de her türlü anarşi ve terör son bulacak, Suriye halkı huzura kavuşacak. Böyle takdim edildi. Ama aradan geçen yıllara rağmen Suriye7de ne Esad yönetimi iş başından uzaklaştı ne de ABD ve Rusya, Esad’ın uzaklaştırılması hususunda harekete geçti. Hatta Rusya doğrudan Suriye rejimine destek verirken ABD dolaylı olarak Esad rejiminin devamından yana uygulamalar sergiledi. Gördük ki, Suriye insan hakları ihlalleri ABD ve Rusya’yı hiç ilgilendirmiyor. Onlar için önemli olan Suriye’deki çıkarlarının artarak devamı. Bunun için de iki ülkede Suriye’de terör örgütleri ile doğrudan ilişkiye geçtiler. Bunu ABD açıktan yaparak, terör örgütüne Suriye’de kendi adına petrol bölgelerini koruma görevi verirken, Rusya bu işi Suriye rejimi ile yaptı. Sonuç olarak gelinen noktada, ABD ve Rusya Suriye konusunda Türkiye ile imzaladıkları mutabakata sadık kalmadıkları gibi, işler giderek daha da içinden çıkılmaz hale geldi. Ülkemize yönelik sığınmacı göçünün ortaya çıkardığı problemleri bile görmezden geldiler. Yapılan anlaşmalar, verilen sözlere rağmen Türkiye kendi haline terk edildi.

Olayların bu noktaya gelmesinde, kaybeden tarafın Türkiye, kazananların ABD ve Rusya olmasında ülkemiz yöneticilerinin uygulamaları ve attıkları yanlış adımların hiç payı yok mu? Bu durumun hatırlatılması ülkeye ihanet olarak nitelendirilebilir mi? Bu anlayış devam ettiği sürece bu ülkenin insanlarının düşüncelerini rahatlıkla söyleyebilmeleri mümkün olabilir mi? Bir yandan demokrasinin çok seslilik olduğu her fırsatta tekrarlanırken, adeta ülkenin tek sesliliğe mahkûm edilmiş olmasına bir son vermek gerekmiyor mu?

Yazıma dünkü bir gazetemizde, “ABD SDG’si gitti, Rus SDG’si geldi” başlığı atında yer alan habere dikkat çekerek daha işin başında ABD ve Rusya’ya güvenilmeyeceğini bu ülkeyi yönetenlerin görmesi gerekmez miydi diye sormak yanlış olur mu? Son olarak İdlib’e yönelik Rusya destekli rejim güçlerinin sebep olduğu dramı hatırlatmak istiyorum. Gelen haberlere göre Suriye ordusunun Rusya desteği ile sürdürdüğü saldırılar İdlib’de büyük bir insani drama yol açtı. Son 20 gün için en az 215 bin sivil yerinden edildi, göçe zorlandı. Tüm bu durumlardan iktidar değil de muhalefeti sorumlu tutmak mümkün olabilir mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?