Reklamı Kapat

Değişim olur döneklik olmaz

Ben değiştim” deyivermekle insan değişemez.

Kimyasal madde gibi bir başka maddeye dönüşemez.

Çünkü insan ruh ve nefis taşır.

Onların değişimi zaman alır.

Kırk yaşındaki bir erkek veya kadın, ana rahminden başlayarak duyduğu, algıladığı ses ve titreşimlerden, gördüklerinden, duyduklarından, tattıklarından, tuttuklarından, kokladıklarından elde ettiklerini iç dünyalarında doğru veya eğri manalar yükleyerek hafıza raflarına kaldırırlar.

Kırk yıl sonra söylediği veya yaptığı her söz ve eyleminde kırk yılın izleri bulunur.

Kırk yıllık Kani, bir günde Yani olamaz.

Müşrik iken, Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olan o Ashab-ı Güzin aylarca ve yıllarca, Sevgili Peygamberimizin eğitiminden geçmişler.

Buna rağmen en iyi yetişmiş arkadaşlarından olan Ebu zerri-nil Ğıfari’nin Bilal-i Habeşi’ye kötü davranışını ve sebebini anlatır:

“Ma’rur bin Süveyd anlatıyor: Ebu Zerr’inil Ğıfari’yi gördüm, üzerinde çok güzel bir elbise vardı. Aynı elbiseden hizmetindeki adamın üzerinde de vardı. Neden böyle olduğunu sorduğumda Ebu Zerr: Ben birine (Bilal’i Habeşi’ye) hakaret etmiştim. O da beni Allah’ın elçisine şikâyet etti. Allah’ın elçisi bana, ‘Sen, onu annesi (inin siyah olmasıyla mı) ayıpladın? Şunu iyi bilin ki, hizmetinizde olanlar sizin kardeşlerinizdirler. Kimin hizmetinde bir kardeşi olursa ona yediğinizden yediriniz, giydiğinizden giydiriniz, gücünün yetmediği işi ona yüklemeyiniz, eğer yüklerseniz siz de ona yardım ediniz’ dedi”  (Buhari, Sahih, K. İman, bab 20, K. Itk, bab, el abidü ihvanüküm no 15).

Ebu Zerr (Allah ondan razı olsun) ilk Müslümanlardan olmasına rağmen, ırkçılık damarı Bilal’e (ondan da Allah razı olsun) renginden dolayı hakaret edivermiş, içi, dilinden kayıvermiş.

Değişimin olabilmesi için daha önce hafızaya kaydettiklerinin yanlışlığına karar vereceksin, ondan daha iyi ve doğru olanı bulacaksın, o iyi ve doğruyu elde edecek yolları bileceksin, o iyi ve doğruların kimler tarafından benimsendiğini ve onlarla birlikte yürüyebileceğini kabul edeceksin ve ondan sonra Şehadet getirerek değişeceksin.

Yine de söz ve davranışlarınla geçmişini ele vereceksin.

Söz ve davranışlarımız içimizin dışa yansımasıdır.

Parmak çizgilerimizle kim olduğumuzu tespit mümkin olduğu gibi bir cümlemizle de kimliğimiz tespit edilebilir.

İnsanları şaşırtmak için kullanmakta olduğunuz imzanın dışında bir imza atarak kandırma yapabilirsiniz ama imzasını değiştiren kişinin mikroskobik analizi yapılırken, kalemin yürüyüş hızı, yönü, akıcılığı ve basıncı imzayı atanın kimliğini ortaya koyar.

Edebiyat eleştirmenlerimiz de, yeni yayınlanan bir şiirin sahibini az çok tahmin edebilirler.

İçimizde bir tek Allah’a imanın güzel kokusu var iken bütün çamaşırlarımızı kilisenin vaftiz suyuyla yıkayarak varsak veya ateizmin bütün terimlerini ezberleyerek konuşsak içimizdeki güzel kokuya alerjisi olanları bizden uzaklaştırır.

Nasıl ki, elinde parfüm, ağzında sarımsak olan insandan biz uzak duruyorsak, “Allah üçtür” diyenlerle “Allah hiçtir” diyenler bizden uzak duracaktır.

Halkımızın yüzde doksan sekizi Müslüman’dır.

Birçoğu, Batı’nın bütün pisliklerini hayat haline dönüştürse bile, “İsa, Allah’ın oğludur” demez. Domuz etini yemez. Kur’an’ın emir ve yasaklarına uymaz ama ona saygıda kusur etmez.

“Dinimiz İslam’dır” derken gurur duyar.

Ama aslında Müslüman, Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, kadere ve ahirete iman eder,

 Şehadeti getirir, namazı kılar, zekâtı verir, hac eder, oruç tutar.

Hayatını düzenlerken iman ettiği Kur’n’ın ahkâm ve ahlakını yine iman ettiği Muhammed Aleyhisselamın söz ve davranışlarına göre düzenler.

Müslüman, edepli olur. Yedirir, tanıdığına tanımadığına selam verir.

Elinden ve dilinden Müslümanlar selamette olur.

Kendisi için istediğini kardeşi için de ister.

Allah’ı ve Resulünü her şeyden fazla sever.

Sevdiğini Allah için sever, kâfir olmayı ateşe düşmek gibi bilir ve kaçınır.

İmanına şirki karıştırmaz, isyanın cahiliye işi olduğunu bilir. 

Büyük günah işleyeni kâfir olarak değerlendirmez.

Münafık olmaktan kaçınır ve konuştuğu zaman yalan söylemez.

Vadini yerine getirir, emanete hıyanet etmez.

Döneklik ayrı bir şey.

Dönekler, dönerlerken değişmezler, döndükleri put değişir.

Allah, onlara da değişim nasip etsin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?