Reklamı Kapat

Geçiciliğin çekiciliği

Sınırlıyla sınırsız, sonluyla sonsuz, geçiciyle kalıcı ve benzer durumlar arasındaki karşıtlık kaçınılmaz olarak gerilime yol açagelmiştir. Bilim adamı, sanatçı ve düşünürler bu durumların yol açtığı gerilimi araştırmalarına, üretimlerine ve sistemlerine çıkış kaynağı yaptıkları gibi, pek ortaya koymasalar bile kendi hayatlarında da yaşamışlardır. Ortalama insanların öncelikle hayatlarında etki ve tezahürleri çeşitli biçimlerde ortaya çıksa da, bu durumlar onların hayatları içinde dağınık olarak ancak özel dikkatlerle yakalanabilir. Bilim adamının, sanatçının ve düşünürün, hayatlarında etki ve tezahürleri araştırma, üretim ve sistemlerinde öncelikli olarak ortaya çıkar. Bundan dolayı bunlar söz konusu olduğunda, mesela gerçeklikle ilişkisi sorgulanır ve çoğunlukla gerçeklikten “kopuk” olduğu şeklinde bir takım değerlendirmeler, irdelemeler, hatta eleştiriler ileri sürülür. Aslında burada söz konusu edilen gerçekliğin, bir ön kabule, bir varsayıma, bir kurgulamaya dayandığı çoğunlukla hesaba bile katılmaz. Fakat belli zaman, mekân ve şartlar bağlamında kabul edilen gerçekliğin, daha sonra başka durumlar bakımından kısmen veya tamamen değişikliğe uğradığı anlaşılır. Tabii, dikkatli ve belli donanıma sahip olanlar tarafından bunun tespiti, değerlendirilmesi yapılıncaya kadar.

Siyaset alanında bu türden durumlara örnek bulmak hem fazlasıyla mümkündür, hem yararlı uyarılar vereceği için anlamlı olabilir. Adı Eflatun olarak da yazılan Platon, sadece günümüzde değil, geçmiş yüzyıllardan beri çokça başvurulmuş bir örnektir. Sınırlıyla sınırsız, sonluyla sonsuz, geçiciyle kalıcı olanın karşıtlığından kaynaklanan gerilim onun felsefi sisteminin hemen her alanında etki, tezahür ve sonuçlarını belirgin bir şekilde ortaya koyar.

Platon’un bu durumu temellendirmek için başvurduğu kavram idea (eidos) kavramıdır. Bilgi kuramından (epistemologie) ahlak felsefesine (ethik), metafiziğinden siyaset felsefesine ya da kuramına yol gösteren bu kavramdır. Özetle, insanın ve toplumun erdemli bir kişilik kazanıp erdemli bir hayat yaşayabilmesi için, sonlu olandan sonsuz olana, geçici olandan kalıcı olana, değişken olandan değişmeyene yönelip bağlanması şarttır, hatta zorunludur. Zaten insanın özü demek olan ruh sonsuz ve kalıcı olanla ilişkilidir, açıkçası da öyledir. O halde sonludan, geçiciden, sınırlı olandan kurtulması ilk gerçekliktir. İdeal devlet ve toplum tasarımını da bu temelde kurgular. Ona göre gerçeklik ideal olana aittir. Duyularımızın, nefsimizin gerçeklik olarak algıladığı ve önerdiği şeyler sınırlı, sonlu, geçici ve değişkendir. Kalıcı olan erdemler ideal devletin ve toplumun biricik dayanağı olmalıdır ki, insan da, kendi varlık hikmetine uygun davranabilsin. Bundan dolayı Platon adı “idealizm” ile özdeş bir anlam kazanacaktır. Çoğunlukla bu anlam, gerçeklikten kopuk olan şeklinde bir algılamanın kaynağı şeklinde görülecektir. “Platonik aşk” deyiminde olduğu gibi.

Bizzat Platon’un yaşadığı süre içinde tecrübe ettiği iki olay sorunun tartışılmasına farklı açılımlar getirecektir. Eski Yunanlıların Güney İtalya’da kurdukları kolonilerden birisi de Siraküza kent-devletiydi (polis). Siraküza tyranı (kent-devlet başkanı) I. Dionysos, yönetimde siyasi ve idari reformlar yapmayı tasarlar. Kayın biraderi Dion, Platon’un ideal devlet ve toplum tasarımı hakkında görüşlerini bildiği için, onu danışman olarak Siraküza Sarayı’na çağrılmasını sağlar. Çağrı üzerine Platon, Atina’dan Siraküza’ya gider. Düşüncelerinin ve idealinin uygulamaya aktarılabileceği umudunu taşır. Ne var ki, bir süre sonra Dionysos ile görüş ayrılığına düşerler. Öteden beri Yunan kent-devletleri arasında eksik olmayan bir savaşı bahane ederek, danışman olarak çağırdığı Platon’u esir durumuna düşürerek pazarda sattırır. Kurtuluş fidyesini Platon’u tanıyan biri öder, Atina’ya dönebilmesi için bir miktar parayı borç olarak verir. Platon borcunu ödemek isterse de kabul ettiremez. Atina’ya döner ve bin yılı aşkın faaliyette bulunacak olan Akademi’yi kurar. Dionysos’un siyasi bir tertiple öldürülmesi üzerine iktidara II. Dionysos geçer ve Platon, başka nedenler de olduğu için ikinci defa Siraküza Sarayı’na gidecek, ama işlere, olup bitene fazla karışmayacaktır.

Yaşadığı bu iki tecrübe, ideal devlet ve toplum tasarımını kökten değiştirmeden, uygulanma bakımından belli bir düzeltme gereğini de duyuracaktır. İdeal devletin ve toplumun tam ve eksiksiz gerçekleşmesi için ısrarla üzerinde durduğu devlet başkanının “filozof-kral” olma niteliğinde değişikliğe gidecektir. Çünkü insanın doğası “filozof-kral”ın idealini ve yönetim uygulamalarını gerçekleştirme yetenek ve gücünde değildir. Öyleyse, ”filozof-kral” ideali korunmakla birlikte, kralların hiç değilse biraz bilgiye ve mümkünse bilgeliğe aşina olmalarıyla yetinilmelidir.

Şimdi, Dionysosların gerçekliği mi, Platon’un ideali mi gerçekti, diye bir soru sorulsa cevabı ne olmalıdır? Geçici ve kalıcı olanı kim temsil ediyor?

Halife Hz. Osman (r.a.) zamanında, Müslümanların bir kısmında ortaya çıkan lüks, ihtişam ve tüketim eğiliminden rahatsızlığını ifade eden Ebu Zer’in (r.a.) Rebeze dağına çekilip züht ve takva üzere yaşama tercihini burada hatırlamak yerinde olur.

Keza, Timur’un Şam bölgesini işgal ettiği günlerde İbn Haldun ile bir görüşmesi olur. Karargahın önünde otururken, görüşmek maksadıyla İbn Haldun bir eşeğin sırtında, mütevazi bir halde çıkıp gelir. Bu hali Timur’a dokunur. Bilginlere, sanatkârlara karşı saygılı ve cömert olan Timur onu Semerkant’a davet eder. Endülüs’te, Kuzey Afrika’da, Mısır’da, iktidar sahiplerinin tasallutundan, şerrinden adeta kaç-göç hayatı yaşamaktan gına gelmiş Haldun, bu davete icabet etmez. Çünkü yaşayarak öğrenmiştir ki, iktidar sahipleri daima en yakınlarındakileri kendi uçurumlarına, cehennemlerine çekmekte mahirdirler. Geçici olana tutkuyla bağlanmakta da!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?