Reklamı Kapat

Korku ve ümit

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamd, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

İnsan ile Allah, insan ve toplum arasındaki ilişki ve düzen, Allah’ın insanlara bildirdiği hak ve adalet ölçülerine göre olmazsa, insan ve toplum saadet bulamaz. Tek kişilik hükümet, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yürüttüğü faizci kapitalist düzenin bir gereği olarak 2020 yılı bütçesine 138,9 milyar faiz gideri konulmuştur. Yılbaşı çekilişi için hazırlanan “piyango biletleri” satışa sunulmuş ve millete umut satılarak kumar oynatılıyor. Adı Müslüman kimi zevat, “Ne var bunda” diyebilir. Önümüzde bizi bağlayan Allah’ın emir ve yasakları olmasa, “Ne var bunda” sözüne hak verilebilir. Kötülükler ile mücadele etmek, imanın gereği, İslam’ın emridir. Harama ve kötülüklere bulaşmaktan korkmak ve sakınmak Müslüman olmanın özüdür. İnsan, Allah ile arasında kuracağı ilişkide korku ve ümit arasında olmalıdır. Müslüman kimse, Allah’ın rahmetinden ümidini kesmez, gazabından da emin olmaz. Ümit, inanmayı ve İslam’a teslim olmayı, korku ise inkârdan, şirkten, nifaktan, harama düşmekten sakınmayı gerektirir. Ümit ve korku, imanın rehberliğinde gelişir ve şekillenirse kişi, korkunun karamsarlığına ve ümidin gevşekliğine kapılmadan dengeli bir hayat sürer. İtikat ve düzen olarak İslam, korku ve ümit eğitimine çok önem verir. Kişinin neden korkacağını, ne ölçüde korkacağını, neden ümitleneceğini ve ne ölçüde ümitleneceğini açıklar. Rabbimiz buyuruyor; Bakara 155: “Ant olsun ki, sizi bazen doğal ve sosyal afetler ve düşman saldırılarından dolayı oluşan çetin korkularla, bazen açlık ve yoksullukla, bazen de servetinizi, sağlığınızı ve ürünlerinizi elinizden alarak imtihan ederiz. Sabredenleri müjdele.” Dünya imtihanımızın içinde korkularımız da vardır. Korkmak boyun eğmektir. İnsan Allah’tan başka hiçbir şeyin önünde boyun eğmez. Bakara 150: “…Sakın onlardan güç odaklarından korkmayın, sadece benden korkup inkâr, zulüm ve faiz gibi kötülüklerden sakının ki; üzerinizdeki nimetim olan izzet ve haysiyeti, huzur ve hürriyeti ve her türlü nimet ve faziletleri tamamlamış olayım. Umulur ki böylece hidayete erersiniz.” Bir başka ayette Allah, kullarına şu uyarıda bulunur; Maide 44: “…Öyleyse ey bilgili ve yetkili kimseler; inkârcı, müşrik ve münafık olan zalim insanlardan korkmayın, benden korkun ve ayetlerimi az bir değere karşılık satmayın. Kim yönetirken, hâkimlik ve hakemlik yaparken Allah’ın indirdiği hak ve adalet ölçüleri ile hükmetmezse, işte onlar inkârcı, zalim ve fasık olanların ta kendileridir.” Korku ve ümidin mecrası Allah’tır. Allah’tan başkasından korkulmaz ve Allah’tan başkasından da bir şey ümit edilmez. İnsanlığın, lüzumsuz lakırdılara değil, Kur’an ve sünnet ile bildirilen İslam gerçeğine ihtiyacı vardır.

TÖVBE

İnsanlar Allah’ın bildirdiği hak ve adalet ölçülerine karşı gelmekten sakınmalıdırlar. Bu yüzden Allah’a ve Resulüne inanıp itaat eden bir kimse faiz ve haramlardan beslenen kapitalist bir düzene rıza göstermez. Çünkü o, ne babanın evladına, ne evladın babasına torpil yapamayacağı hesap gününden korkar. Böyle bir kimse dünya hayatının cazibesine kapılıp aldanmaz. Bu kimseyi şeytan, ilerde tövbe edersin deyip, Allah›ın affına güvendirerek kandıramaz. İnanan bir insan, korku ve ümidi yanlış istikamette kullanmanın büyük bir hata olacağını bilir. İnsan kasıtlı ve kasıtsız bir hata işlerse, yanlış yolda olduğunu fark ederse, tövbe eder ve Allah’ın affına mazhar olur. Tahrim 8: “Ey iman edenler; ‘Nasuh bir tövbe’ ile yani kesin bir niyetle, günahlara geri dönmemek azmiyle, samimi ve halis bir pişmanlık düşüncesiyle Allah’a tövbe edin ve kötülüklerden vazgeçin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi altından ırmaklar akan cennetlere sokuverir. O gün Allah, Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri asla küçük düşürmeyecektir. Çünkü onların nurları, önlerinden ve yanlarından koşar da onlar: ‘Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz sen, her şeye güç yetirensin’ derler.” Allah, tövbeyi bir imkân olarak kulunun önüne koyarak onu, korku ve ümitsizliğin girdabında bunalımlara düşmesini önlüyor. Rabbimizin Adil Düzen’e rızası vardır, faizci kapitalist düzene rızası yoktur. Faizci kapitalist düzeni yürüten siyasete rıza göstermek kötülüktür ve tövbe etmeyi gerektirir. Bu ülkede adil düzen isteyen siyaseti, Saadet Partisi temsil ediyor. Toplum faizci kapitalist düzeni yürüten siyasetten desteğini çekip, adil düzen isteyen siyasete destek olup Saadet Partisi’ni iktidara taşımadan zilletten kurtulamaz.

ÜMİTSİZLİK

Faizci kapitalist düzeni yürüten siyaseti destekleyen muhafazakâr çevreler; “Bunun kötülük olduğunu biliyoruz ama kötülüğü yürüten bu siyasetin yerine ikame edeceğimiz başka bir seçenek göremiyoruz” diyorlar. Bu kanaat, toplumu ilaçtan uzaklaştıracak, mikroba razı edecek sinsi bir tuzaktır. Allah, her kötülüğün karşısına bir iyilik koymuştur. Kötülüğün karşısına kayacağımız bir iyilik göremiyoruz demek, körlüğün ve ümitsizliğin kölesi olmaktır. Hâlbuki Müslüman’ın görevi faizci kapitalizm gibi kötülükler ile mücadele etmek, yerini adil düzen gibi iyilikleri ikame etmektir. Müslümanlar; ellerindeki hak kitap Kur’an ve onun fıkhı olan sünneti dayanak edinerek çözüm üreteceklerine, ürettikleri bahanelere kılıf uydurmanın arkasına takılırlar ise, inkârcı, ırkçı ve müşrik Batı’nın ürettiği faizci kapitalizmin kölesi olmaktan kurtulamazlar. Ümitsizlik; itikat ve düzen olarak İslam’ı tek çözüm olarak görmeme körlüğüdür. İslam, Allah’ın insanlara olan rahmeti ve merhametidir. Allah’ın rahmetinden ve merhametinden ümidini kesenler, karanlığa mahkûm olurlar. Bu bakımdan Milli Görüş iyi okunmalıdır. Milli Görüş; hiç olmayacakmış gibi görünen işlerde bile, oluşan yeni koşullar sebebiyle o işlerin oluverdiğine iman ederek yapılması gerekeni yapmaya devam etme şuurudur. Çare vardır ve bu çare Saadet Partisi’dir ve çözüm Adil Düzen’dir. Selam hidayete tabi olanlara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İsmail Hakkı Akkiraz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?