Reklamı Kapat

Bu gidiş nereye?

Son aylarda TÜİK’in açıkladığı ekonomik verilere ve iktidar medyasının pompaladığı haberlere bakarsak, ekonomik anlamda büyük bir patlama içindeyiz! Her gün ayrı bir başarı hikayesi yazıyoruz, her zamanki gibi Avrupa’yı, ABD’yi kendimize hayran bırakıyoruz ve artık “dengelenme” sürecini yaşıyoruz.

İyi ama ne oldu da şimdi “dengeleniyoruz”? Kötü bir şeyler yaşandı demek ki, şimdi “dengelenme” adı altında normalleşmeye çalışıyoruz. İyi ama “kötü şeyler”in yaşandığı o günlerde ısrarla ortadaki sıkıntıyı reddetmek de neyin nesiydi demezler mi o zaman? Varolan ekonomik sıkıntıya “kriz” bile demeyip/diyemeyip, sonrasında yaşanan göreli rahatlamayı “dengelenme” diye müjdelemek komik değil mi?

Ekonomide yanlış politikaların neden olduğu ciddi sıkıntıları ve sonrasında süregelen kriz halini, ısrarla redderek, görmezden gelerek ve “küresel finansal saldırı” diye ne idüğü belirsiz bir forma sokarak vatandaşa bambaşka bir şekilde sunmak, ortadaki meseleleri çözüyor mu? Kur merkezli yaşanan çalkantıyı, Trump’ın attığı bir twite indirgemek, farkında olmadan ekonominin ne kadar da kırılgan ve çıtkırıldım olduğunu gösterir halbuki. Ve uygulanan politikaların bu kırılganlığım artırdığını bir de…

Bugün, göreli olarak rahatlamış görünen ekonomik ortama ve verilere bakarak anında “pembe tablolar” çizmeye girişmek, toplumun ekonomik krizle olan ilişkisini değiştirecek mi? Gözle görülür şekilde fakirleşen, geliri azalan, hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısıyla boğuşan milyonların derdine merhem olabilecek mi? İktidar, kendi ürettiği zenginlere ve sebepsiz zenginleşmenin en nadide örneği olan “yeni nesil sermayeye” bakınca fakr-u zaruret yerine şatafat, gösteriş ve israfı görünce herkesi aynı durumda sanıyor galiba. Gözünü biraz da fakir fukaraya, orta sınıfa, sıradan vatandaşa çevirmeli. Sıradan insanın sıkıntısı, her geçen gün yeni dramlar üretiyor kendi idareleri altında çünkü.

Bir insanın bir başkasının veya kendisinin canına kıyması çok büyük bir günahtır ve çok acı bir durumdur. Yakın zamanlarda birçok intihar olayını duyduk, ki duymaz olaydık. Kendisi intihar ederken beraberinde çoluğunu çocuğunu katledenlere de rastladık. Toplu halde intihar edenlere de… Elbette ki, hiçbir hal insanın kendisine kıymasına ve hele ki çoluğunu çocuğunu katletmesine gerekçe olamaz. Ancak, yine de bu işin psikolojisi üzerine ve aslında da toplumun geldiği nokta üzerine kafa patlatmak gerekiyor. Bu gidişin nereye olduğuna dair endişelenmek gerek.

Bir ailenin siyanür marifetiyle ölmesi hadisesinde, babasının nasıl olup da kendisiyle birlikte çocuklarını da katledebildiği gibi bir büyük vahamet tablosu var mönümüzde mesela. Bu adamın yaşadığı sorun üzerine kafa yormazsak benzer vakaların artmasını, sadece siyanür satışını yasaklayarak mı önleyeceğiz?

Daha geçenlerde kızına “özür dilerim” diye not bırakıp kendisini kablo ile asan vatandaşı görüp kablo satışlarını mı yasaklayalım yani? Bu intihar ve katl olayları,  toplumun bir yerlere doğru sürüklendiğini göstermektedir ki, bunun içinde ekonomik sıkıntılar başlıca rolü oynamaktadır. Buna bir de insanların içine düştüğü boşluk ve belki de işe yaramazlık hissiyatı da eklenince sonuç felaketin ta kendisi olmaktadır.

Israrla görmezden gelinen ekonomik sıkıntılar, geçim zorlukları, borç batağına saplanmış olmak, evinin barkının, çoluğunun çocuğunun en basit bir ihtiyacını bile karşılayamayacak duruma düşmek gibi nedenler, insanları en büyük gafletlerden birine sürükleyebiliyor demek ki, Allah muhafaza!

Toplumun yaşadığı bu realiteyi görmezden gelip, üstüne üstlük bir de tuhaf tuhaf “başarı hikayeleri”ni gerçekmiş gibi insanlara anlatmak, yönetmek eyleminin dışında bir durumdur.  Bir idare, insanların sıkıntılarına kulak kabarttıkça, toplumdaki musibetleri temizledikçe, hayrı çoğaltıp şerleri defettikçe Allah rızasına uygun bir iş yapmış olur. Yoksa, ancak kendisin kandırır ve insanların trajedilerini de izlemekle yetinir.

Umulur ki, birileri “bu gidiş nereye?” diye kaygı duyar, algılar yerine gerçekleri esas alır, ona göre harekete geçer.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burak Kıllıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Can - Sayın yazar, Ya Allah Bismillah. Eyy, vay, hay, huy. Yok öyle bir şey. Bunlar hep CE HA PE zihniyetinin işi.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Aralık 17:26

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?