Reklamı Kapat

Yokluk, İntihar ve Kötülük

Yaşamı ciddiye almak değil, yaşadığı standart ciddiye alınmayan insanlar dünyayı terk eder. Her dünyaya gelenin hakkı olan ve en doğal şekilde yararlanabilmeyi gerektiren can taşıma liyakati, hayat denizinde kıyıya vurmuş insanları fazla kasıyordur. Yaşamak çok zor görünür bu durumda. Bir başkasında yanıt bulunamayan tüm diğer ihtiyaçlar gibi hayatı sonlandırmak için de minnet duymaz, kendi elleriyle yaşamlarını sonlandırıverirler. Ölürler.

İsmet Özel’in “denedim” dediği; “Nelerse ki yaşamak sözünü asi kılan / Nelerse ki lekesiz, umutlu ve budala…” bu zamanın insanını kesmeyen şeylerdir. Belki yaşamın bu yönünü ayırt edemezler. Belki ayırt edecek zamanları, imkânları bile olmaz. Bitimsiz bir kaos içinde, didine uğraşa, tırnaklarıyla kazıya kazıya yaşamaya çalışırlar. Tırnaklarıyla tutundukları her ne varsa işte onlar da tek tek kopuverir, tırnaklarının dibinde kalır. En fazla tırnak ucu kadar istifade ederler. Timsahımsı varlıkların diş diplerinde birikenleri temizleyen kuşlar gibi artıklarla beslenir, canlarını dişe ve dişlilere emanet ederler. Kimi zaman canını dişine takmak bile yetmez. Ölürler.

İntihara dair kötülüğü intihar edende aramak, kendisine yönelik güveni çoktan kaybetmiş insanlık için başlıca tesellidir. Dünyaya dair hiçbir umut bağışlamayan bizzat yaşayanlardır. Yaşayan insan kendini suçlu görmez, kötü olduğunu, kötülük barındırdığını kabul etmez, suç isnadına katlanamaz. İntihar eylemi başlı başına kötüdür, ancak intihara sürükleyen faktörler, sebepler, şartlar ve o şartları hazırlayanlar bizatihi suçludur, kötüdür. Çünkü onlar aidiyet hissettirip ortada bırakır. Sahibi olduğuna inandırıldığı topraklar için can vermeye bile hazır insanda sosyal ve ekonomik olarak en kötü duruma düşürülmüş insandır. Aynı duygudan dolayı, onurla yaşamaya imkân kalmadığını anladığında ve hem de inancını ortaya koyup affını Allah’tan isteyerek bu dünyadan ayrılır. Ayrılırken onuru yine ayaktadır; borçları için not bırakır.

Yaşamın kıyısına itilmişler için bu dünya dar bir mezbeleliktir. Arzın genişliği, nimetlerin sınırsızlığı güç, servet, iktidar sahiplerinin inisiyatifindedir. Gariban neye nasıl ulaşacağını bile kestiremez. Bir zengine sorduğunuzda ‘ne var ki yüz liraya çalışacağına elli liraya çalışsın, hayatını kazansın’ türünden saçma sapan yanıtlar alır, afallarsınız. Yokluğun nasıl bir şey olduğunu bilmeyenler, bir başka insanın yokluğu üstüne sorumluluk hissetmezler. Zaten insana yönelik bakışları Thomas Hobbes’u aratmaz. Varlık, başkalarının yokluğunun hinterlandı, variyet hissizliğin habitatıdır.

Normal şartlarda intihar, ruh haline dayandırılan bir eylemken, bugünün intiharı bir hayli sebepli görünür. Neredeyse her intihar eden geride bilgi, bulgu ve belge bırakır. Belgeler görebilene çok şey anlatır da olayın müsebbipleri değil bırakılanı; intihar edeni, yakınını, yakınanı görmezden gelir. Bir insan intihar etmiş ve cebinden bir buçuk lira çıkmışsa sebep hesabını bilmemek olmasa gerektir. Bir insan intihar etmiş ve bilmem kaç lira ödeyemediği elektrik faturası kalmışsa sebep ruhsal açıdan bunalgınlık olmasa gerektir. Bir insan intihar etmiş ve geriye borçlarının listesini bırakmışsa intihar ettiği ana kadar ruh sağlığı gayet yerinde demektir. Ruhsal bozukluk, intihara kalkışanın geride bıraktığı belgeleri görmeyenlere aittir. 

Bir insan kâğıda borçlarını sıralayıp intihar ediyorsa memleketin kötü giden ekonomik şartlarını suçlamak olmaz, intihar dış mihrakların işidir. Yöneticilerin beceriksizliklerinin konuyla alakası yoktur. Onlar memleketi savaşa bile sürüklese vatandaşın görevi seve seve koşmak, canını feda etmektir. Mala dair bir kaygı zaten söz konusu değildir. Nihayet rızk onların elindedir ve dilediklerini dilediklerine, diledikleri kadar yedirirler. Yiyemediklerini denize dökmekten çekinmezler. Zira tam da bu ara denizle kafayı bozmuşlardır.

Bu müreffeh yaşama daha fazla dayanamayacağım gerekçesiyle canına kıyan birine henüz rastlanmamıştır. Her dilediğimizi yapabiliyoruz, bugün de intihar edelim, bir de onu yaşayalım diye intihar eden de görülmemiştir. Dahası yaptığı hatalardan dolayı kendini suçlayıp intihar eden idareci, devlet başkanı, yetkili de tanınmamıştır. Keşke tanınmış olsaydı ama cümle olumsuzun müsebbibiyken üstlerine alınıp sorumluluk hissedecek, olmadı karamsarlığa düşecek bir ahlak hangisinde bulunur ki? Hangisi sebep oldukları ölümler için bir dakikalık vicdan muhasebesine katlanabilir?


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İshak Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?