Reklamı Kapat

Ankanın uyanışı -1-

13 Kasım’da yayınlanan ABD dış politikasına yön veren CFR’in “Ne Dost Ne Düşman / ABD-Türkiye İlişkilerinin Geleceği” adlı raporda Türkiye, birçok alanda ABD’nin rakibi ve muhalifi olarak nitelendirilmektedir. Söz konusu raporda ABD, Suriye’de YPG terör örgütü ile çalışmaya devam etmeli tavsiyesinde bulunulmaktadır.

Bu raporla CFR, kendi kamuoyu ve müttefiklerinin ülkemize var olan bakış açılarını etkileyecek bilgiler sunmaktadır. Rapordaki “Türkiye ABD’nin muhalifi” başlığı altında yazılanlara göz attıktan sonra gelişmelere tarihsel bir bakış açısı ile günümüze bakmanın yararlı olacağını değerlendirmekteyim.

Günümüzde yaşananları anlayabilmek için; Birinci Dünya Savaşı’nın nedenlerini gözden geçirmek ve sebeplerinin günümüzde yaşananlara benzerliklerini yorumlayabilmek gereklidir. CFR gibi kuruluşlar Amerikan toplumunu bilgilendirirken, devlet politikalarını şekillendirme amacı da taşımaktadır.

Geçmişten günümüze kilit önemdeki olayların nedenlerine, gelişmelere ve sonuçlarına bakmak son derece önemlidir. Yaşananları tahlil ederek bunlardan ders çıkarmak Türk milletinin her ferdinin vazifesidir.

Yaşananlardan, tarihten ders alarak ülkemizi ve milletimizi korumak için toplumumuza bilgi akışı sağlamalı ve farkındalık oluşturacak çalışmalar yapmalıyız. Tarihten ders alma konusunda Mehmet Akif Ersoy şöyle demektedir:

“Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

“Tarih”i  “tekerrür”  diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

Bu yazıda Birinci Dünya Savaşı’nın nedenlerine olan günümüzdeki benzerliklerin, ülkemiz için hangi sonuçlara yol açabileceğini öngörmeye çalışacağım. Neden ülkemiz tehdit altında diye düşünüyoruz?

Birinci Dünya Savaşı’nın nedenleri ile günümüzde yaşananlar benzer midir?

Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan süreç ve yaşanan olaylar neticesinde Birinci Dünya Savaşı’na katılmıştır. Osmanlı Devleti savaşın neticesinde topraklarını kaybetmiş, yıkılmış ve tasfiye edilmiştir.

30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’nin daha mürekkebi kurumadan İngilizler tarafından 10 Kasım 1918 tarihinde Osmanlı’nın ilk işgal edilen şehri Musul olmuştur.

Fransız kuvvetleri, 4-5 Kasım 1918 tarihleri arasında İskenderun’dan başlayarak, Hatay, Dörtyol, Payas, Mersin ve Adana bölgelerini işgal etmeye başlamışlardır.

15 Mayıs 1919’da İzmir Yunanlılar tarafından işgal edilmiştir, yaşanan işgal ve müdahaleler ise Türk İstiklal Harbi’ni doğurmuştur.

Milletimiz büyük fedakârlıklarla, kan ve gözyaşlarıyla yeni Türk devletinin kurulmasını sağlamıştır. Dünyada ve bölgemizde olan gelişmeler tabloda yer almaktadır. Benzerliklerin yaratacağı riskler ülkemiz için BEKA sorunu yaratmaktadır.

Birinci Dünya Savaşı Nedenleri Günümüzdeki Benzerlikler

1 Emperyalizm, yayılmacı ülkelerin enerji ve hammadde yataklarına ulaşma ve bunlardan istifade etme istekleri, Fas ve Bosna Hersek, Kongo krizleri örnektir.    Irak, Suudi Arabistan, Kuveyt ve Katar gibi birçok devletin petrol kaynakları Amerikan şirketlerince işletilmektedir. Büyük devletler kaynaklara sahip olmak için çaba göstermektedir.

2 Karşılıklı yapılan savunma ve ittifak anlaşmaları neticesinde ülkelerin güçlü olduklarına olan inançlarıyla kazanma ihtirasıyla savaşa girmeleri kolaylaşmıştır.     Günümüzde NATO ve Rusya’nın karşılıklı bloklarda yer aldığı çok açıktır. Çin yeni askeri anlaşmalar ile yerini almaktadır.

3 Artan silahlanma ve yükselen teknoloji ile ülkelerin halklarını hızla silahlandırabilmeleri savaşın politik bir araç olarak kullanılmasını kolaylaştırdı.    Teknoloji ve iletişim her alanda gelişimin etkisi görülmektedir. Uzaktan ve robot teknoloji ile yürütülen savaşlar büyük ülkelere avantaj sağlamaktadır. Füze ve gelişen silahlar ülke halklarına büyük korku veya güven vermektedir.

4 Artan milliyetçilik ile yeni devlet taleplerinin ortaya çıkması, Rusya’nın Panslavizm politikalarının Avusturya-Macaristan devletini rahatsız etmesi. Yugoslavya’nın parçalanmasında Irak, Suriye’de oluşan gruplaşmaların çoğunda etnik milliyetçilik ve mezhepçi yapının yer aldığını görüyoruz.

5 Ekonomik savaşta yeni pazarlara sahip olmak.      Yeni pazarlara sahip olmak küreselleşmenin etkisi ile askeri güç kullanmadan yapılabilmektedir.

ABD kendi ekonomisini korumak için yeni ÖTV ve vergi uygulamaları ve sınırlamaları devreye koymuştur. Bu ekonomik savaş olarak adlandırılmaktadır.

6 Almanya’da muhafazakârlar sosyalistlerin istikrarlı siyasi kazanımlarından etkilenerek, milliyetçiliği artırmak istemişler ve insanların iç politikaya odaklanmalarını engellemek için dış politikayı kullanmışlardır.  Ruslar ise Panslavizm’i kullanarak demokratik reformlar konusundaki yetersizliklerini saklamak istemişlerdir.

İç politikada oluşan zorlukları aşmak için geliştirilen benzer politikalar savaşa ortam hazırlamıştır.          Günümüzde ülkeler algı yönetimini çok iyi uygulamaktadır. İç politika veya belli bölgelerde olanları değişik sunmak için algı yönetimini veya bilgi harbini kullanmaktadırlar.

Irak’ta yaklaşık 1.000.000 insan yalnızca rakam olarak görülmekte ve bu insanların ölümü bir rakamdan ibaretmiş gibi gösterilebilmektedir.

Başkan aldığı ekonomik önlemler ve dış politikadaki başarıları ile Amerikan ekonomisinde başarılar elde etmektedir.

7 Almanlar, Süveyş Kanalı’nın kontrol altına alınması suretiyle İngilizlerin Hindistan ile olan bağını kesip ticaretini olumsuz etkilemek ve Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesini istemiştir.       İpek Yolu demiryolu projesi, Süveyş Kanalı’nın ve deniz ticaretinin Avrupa için önemini azaltacaktır, Türkiye, Çin ve güzergâh ülkelerine rekabet avantajı yaratırken ABD ekonomisini olumsuz etkileyecektir.

8 Dünya ticaretinde önemli rol oynayan deniz yollarının kontrolü için mücadele.  Ülkemizden geçirilen doğalgaz ve petrol boru hatları maliyet ve enerji arzında süreklilik anlamında ülkemize önemli bir rol yüklemektedir. Ülkemiz enerji arzında stratejik rol üstlenmektedir. Rusya sıcak denizlerde üs sahibi olma ve var olanları koruma çabası içindedir.

9 Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını paylaşmak için yapılan gizli anlaşmalar nedeni ile ittifaklar oluşmuştur.            Ülkemiz toprakları için YPG terör örgütü veya başka devletler ile ne pazarlıklar yapıldığını bilmiyoruz. Sadece kendimize şunu soruyoruz, bir vaat yoksa o insanlar neden savaşıyor?

10 Almanya’nın Osmanlı Devleti ile yaptığı anlaşma ile Bağdat demiryolu projesini finanse etmesi ve projenin uygulanmaya başlanması İngiltere ve Rusya’nın menfaatlerini doğrudan tehdit etmesi.    Boğazın altından Avrupa’ya bağlanan ve Çin’e kadar uzanan demiryolu yalnızca ticareti değil aynı zamanda turizmi olumlu anlamda etkileyecektir.

11 İngiltere 19’uncu yüzyılın başından itibaren petrol mülkiyetine sahip olma isteği ile stratejilerini oluşturmuştur.            Enerji kaynaklarına sahip olmak bugün Avrupa, ABD, Rusya ve Çin için çok önemlidir. Bunun için çatışmalar devam etmektedir.

12 Almanya Osmanlı’nın savaşa girmesi ile İran, Irak ve Bakü petrollerine ulaşmasının zorlaşmasını arzu etmiştir.            Türkiye’nin enerji hatlarında stratejik öneme haiz olması ve arzda rol almaya başlaması, İran petrollerinin ABD’nin kontrolü dışında olması ABD çıkarlarını tehdit etmektedir.

13 Fransa’nın Alsas – Lorain bölgesini tekrar geri alma isteği.        Kırım-Ukrayna, Gürcistan, Suriye’de paylaşım problemleri devam etmektedir. Yunanistan’ın adalar ve Ege konusundaki izlediği kışkırtıcı politikalar son dönemde artmıştır.

Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz yatakları yeni çıkar çatışması alanları olarak görülmektedir.

14 Osmanlı Devleti Birinci Dünya Savaşı’ndan önce İngiltere’ye parasını peşin ödeyerek iki gemi siparişi vermişti; fakat savaş başlayınca İngiltere Osmanlı Devleti’ne ne parasını ne de gemilerini vermiştir.           Parası ödenen F-35 uçaklarının tesliminin askıya alınması geçmişle benzerlik göstermektedir.

S-400’lerin alınmasını engelleme çalışmalarına bakıldığında ve F-35’leri teslim etmemek ülkeyi savunmasız bırakarak aynı amaca hizmet etmektedir.

ABD silah satmayarak, almak istediklerimizi engelleyerek ülkemizi savunmasız ve zayıf bırakmayı hedeflemektedir.

15 Kral Venizelos’un tahtan indirilmesi ile Türk-Yunan devleti ittifak yapamamış ve savaşa karşılıklı cephelerde girilmiştir.       Kıbrıs, Doğu Akdeniz kıta sahanlığı, Ege adaları, FIR hattı, kıta sahanlığı sorunları Yunanistan ile devam etmektedir.

16 Avusturya-Macaristan prensinin Saraybosna’da bir Sırp milliyetçi tarafından öldürülmesi (28 Haziran 1914).           

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fikret Güzeller - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?