Reklamı Kapat

Demokrasi ve vesayet

Vesayet kavramı asıl olarak özel hukukun bir terimidir. Ancak biz bu yazıda vesayetin siyasi alandaki karşılığı üzerinde duracağız. Siyasi anlamda vesayeti, siyasi erki yönetebilme noktasındaki kabiliyeti ve donanımını yeterli görmeyenlerin bunlar adına yönetme faaliyetinde bulunması olarak tanımlayabiliriz.

Vesayetin muhatabı bir kişi olabileceği gibi kurum, ideoloji ve inanç da olabilir. Vesayet tanımının iki temel unsuru vardır. Birincisi, her ne şekilde gelmiş olursa olsun, siyasi sistemin yürütücülüğü noktasında bulunanların yetkinliğinin olmadığı varsayımıdır. İkincisi ise, siyasi erkin yönetme konusundaki bu zaafının giderilmesi için başka kişi, kurum, ideoloji ve inançların devreye girmesidir.

Vesayetin temel sebeplerine bu tanımdan ulaşamayız. Çünkü bu tanım daha çok vesayet sahibinin siyasi erke bakışını ifade ediyor. Asıl sebepse vesayet sahibinin içinde bulunduğu psikolojiyle açıklanabilir. Bunu iki şekilde izah edebiliriz. Birincisi yetkinlik ikincisi menfaatin meşruiyetidir. Yetkinlik dediğimiz vesayet sahibinin kendisini mutlak doğru kabul etmesidir. Bundan dolayı kendisi dışındakileri yetkin görmediklerinden her karara müdahil olur. Menfaatin meşruiyeti dediğimiz ise vesayet sahibinin sağlayacağı menfaati haklı görmesiyle alakalıdır. Ve menfaatini koruma adına karar mekanizmalarını kontrol etmek ister.

Aslında temel mesele sistemi menfaatleri doğrultusunda tesis edenlerin sistem üzerinde mutlak tasarruf sahibi olma arzusunda yatmaktadır. Bunun için kontrolü elinde tutmak istemeleri onlar için gereklidir. Irkçı emperyalizmin kurduğu nizamın temeli çıkar esasına dayandığından, kendi menfaatlerini koruyucu şekilde karar noktalarında inisiyatif sahibi olmaları onlar için doğru olandır. Çünkü ırkçı emperyalizm, kurmak istediği ifsat dünyasına karşı durabilecek hiçbir siyasi erkin nihai karar merciindeki varlığına tahammül göstermez.

Halk iradesinin önemsendiği bu zamanda vesayeti konuşuyor olmak çok mantıklı gelmeyebilir. Çünkü günümüzün vazgeçilmez kavramlarından demokrasi ile vesayet sistemi birbiriyle çelişir. Demokrasinin temel felsefesi, halkın iradesinin siyasi karar mekanizmalarına yansımasına dayanır. Yani halkın egemenliği esastır. Vesayette ise egemenlik vesayet makamının temel doğrularına dayanır.

Günümüz demokrasi uygulamalarına baktığımız zaman vesayet, demokrasinin halk iradesi kavramının cazibesi içine gizlenmiş vaziyettedir. Merhum Erbakan Hocamızın Türk siyasi literatürüne taşıdığı “demokratur” kavramı tam bu noktayı izah ediyor. Demokratur, halkın yönetime alet edilmesi olarak basitçe ifade edilmiştir.

Halkın iradesi olarak siyasi karar mercilerine yansıyanlar, aslında vesayet makamlarının yapmak istediklerinin halkın zihnine zerk edilmiş fikirleridir. Çeşitli enstrümanlar ile yönlendirilen halk, vesayet makamlarının yapmak istediklerini kendi tercihleri olarak karar mercilerine sunar. Böylece vesayetin arzuladığı kararlar halkın tercihiyle gerçekleşmiş olur.

Vesayeti kırmak için toplumun tüm katmanlarında hür iradeye ihtiyaç vardır. Gösterilen illüzyona kanmadan gördüğü gerçekten rahatsız olanların yapacağı en önemli vazife insanların zihinlerinin berraklaştırılmasıdır. Algıların tahakkümünü kırmak ancak insanların birbirini dinlemesiyle mümkündür. Böylece insanlar birbirlerinin farkına vardıkça birbirleri hakkındaki söylentilere itibar etmeyecektir. Yoksa birbirini dinlemeyen insanlar propaganda araçlarının kendilerine dikte ettiklerini kabul etmek zorunda kalır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammet Esiroğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?