Reklamı Kapat

Eksik Bir Şeyler Var

O hızlı koşuşturmaca içerisinde hayat; bizi hep bir yorgunluk ve ardından gelen bir dalgınlık ile bir günden diğerine savurup duruyor. Bu nedenle dönüp hayatın muhasebesini yapacak dinginliği, ruhi ve akli dengeyi bir türlü bulamıyoruz. Sadece hissediyoruz. Hislerimiz bize bir şeylerin eksik ve yanlış gittiğini bildiriyor ama üzerine düşünme imkânından yoksun olduğumuz için bunu bir türlü konumlandıramıyoruz dolayısı ile ne olduğunu da kestiremiyoruz. Onun için herkesin içerisinde benzer bir duygu duruyor. “Bir şeyler eksik” hissi günlük rutinin bütün es’lerinde kendini hissettiriyor. Biz de hissediyoruz o kadar.

Derin anlamlar taşıyan sözleri aktarıyoruz birbirimize ama hiçbirimiz o sözlerin bir ucuna takılıp da neyin eksik olduğuna dair bir gayretin içerisine giremiyoruz. Haliyle “buna dünya derler” diyerek her şeyin üzerinde bir boş vermişliğe savruluyoruz. Nitekim etrafımızı saran tipleri şu şekilde tanımlayabiliriz: Kendi bedenini, kendi sesini, kendi görüntüsünü, kendi algısını her şeyin üstünde gören insanlardan oluşan bir toplumda yaşıyor ve bu toplumun değişmez bir parçası olmak için birbirimizle yarışıyoruz.

Öyle ki içimizde kendi görüntüsünü, kendi sesini ve de sözünü duymaktan, onun hak olduğuna inanmaktan oldukça tutkulu insanlar ile çepeçevre çevreliyor. Bu insanlar sadece kendilerinin sözlerinin işitilmesini, kendi gölgelerinin bile görünür olmasını istiyorlar. Hatta ona kutsiyetler de atfediyorlar. Zahmetsiz bir yol ile bütün bu geçici dünyaya bağlanıp kalıyoruz. Etrafınıza değil şöyle kendi içinize doğru bir bakın belki küçük ölçekli bir numune ile karşılaşabilirsiniz. Bu insanların genellikle kendine bakma kabiliyetinden yoksun olduklarını unutmamak gerek. Bütün bunlar bize sadece kendimize bakmamızı salık verir. Bu bakış bize kanatacak ne varsa onu gösterir. Bu yüzden göz ucuyla süzüp kaybolmaya çalışırız. Herkes gibi her şeye sahip olmak isteriz. Ancak nafile bir uğraştır bu!

Çünkü her şeyi yeniden yeniden üretip onun gerçekliğinin kaybolmasına, hakikatinin zedelenmesine neden oluruz. Bu bilinçli ya da bilinç dışı bir şekilde gerçekleşse de sonuç olarak aynı şekilde elimizde tam olarak neye tekabül ettiğini bir türlü kestiremediğimiz bir belirsizlik ile baş başa kalırız. Çoğalttığımız her şey yaşantımızın içerisinden birçok şeyin eksilmesine neden oluyor. Aynı şekilde sözü çoğalttığımızda da özü kayboluyor. Bugün görünme telaşı ile insan kendi dâhil neyi çoğaltıyorsa onun özünü kaybediyor. Bir bakıma yaşanan bütün yoksunluklara kaynaklık eden temel problem çoğalarak etkisizleşmesinde parlamanın ve parlatılmanın varolma gerekçesi haline getirilmesidir.

Oysa insanın bir miktar geriye çekilip her şeye uzaktan bakıp anlamaya çalışması bu sorunun anlaşılmasına ve insanın kendi ile bir arada kalıp kendini duymasına ihtiyaç duyar. Bugün insanları ve toplumları en büyük tehdide tabi tutan bu kendini bilememe ve anlamlandıramama problemidir. Sosyal, siyasal hayatın böyle tekdüze akışı, renksiz ve aşırı gürültülü oluşundan besleniyor. Bu beslenme her türlü topluluğa büyük bir atalet getiriyor. Belki çok yorulunuyor, belki çok iş yapılıyormuş gibi hissedilebiliyor ama bu uğultu ve görüntü insana dair çoğu kritik soruları örtüyor. Nihayetinde insana ağız dolusu “eksik bir şey mi var” diye sorduruyor. Eksik bir şey mi var? Hoşça bakın zatınıza…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Biten - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Huseyi̇n Şaşmaz*uzun - O hızlı koşuşturmaca içerisinde hayat; bizi hep bir yorgunluk ve ardından gelen bir dalgınlık ile bir günden diğerine savurup duruyor. Bu nedenle dönüp hayatın muhasebesini yapacak dinginliği, ruhi ve akli dengeyi bir türlü bulamıyoruz. Sadece hissediyoruz. Hislerimiz bize bir şeylerin eksik ve yanlış gittiğini bildiriyor ama üzerine düşünme imkânından yoksun olduğumuz için bunu bir türlü konumlandıramıyoruz dolayısı ile ne olduğunu da kestiremiyoruz. Onun için herkesin içerisinde benzer bir duygu duruyor. “Bir şeyler eksik” hissi günlük rutinin bütün es’lerinde kendini hissettiriyor. Biz de hissediyoruz o kadar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Ocak 10:01

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?