Reklamı Kapat

Mazlumlar ayağa kalkmadan zalimler diz çökmez

Dünyanın her köşesinde ve hayatın her alanında sömürgeci zalimlerin borusu ötüyor, onların dediği oluyor. Çünkü dünya düzenini oluşturanlar onlar. Çıkarlarını esas alan bir düzen kurmuşlar ve bu düzenin işleyişi konusunda da ne acıdır ki, bir takım küçük çıkarlar karşılığı mazlumlardan destek almışlar, alıyorlar. Zalimler düzeni böyle kurmuşlar da bundan mazlumların haberi yok mu? Var elbette. Çünkü sömürülen, kanları akıtılanlar hep Müslüman mazlumlar. Buna rağmen dünyaya hak, hukuk, özgürlük şarkılar söylemeyi zalimlerin sürdürüyor oluşu, sanıyorum mazlumların bir türlü ayağa kalkamayışlarından kaynaklanıyor. Kısacası mazlumlar haklarının verilmesini zalimlerden bekler bir tavır sergiliyorlar. Bu ise işin özüne aykırıdır.

Hastalığın tedavisi önce hastalığa sebep olan mikrobun tespiti ve buna göre de gerekli tedavinin başlatılması ile mümkündür. Aksi halde hastalığın iyileşmesini hastalığın sebebi olan mikroptan beklemekten pek farkı kalmaz.

Mikrobun görevi hasta etmektir. Bunun içindir ki, çeşitli sebeplerle rahatsızlandığımızda bir takım tedavilere başlarız. Vücudumuzu istila eden mikropları yok etmek için bir şeyler yaparız. Kısacası, hastalığın tedavisinde önce teşhis önemlidir. Ama gerekli tedbirler alınmaz, mücadele verilmezse teşhisin konulması hastalığın yok edilmesi için yeterli değildir. Bugün için yeryüzünde zulmün hüküm sürüyor almasını görmek zor değildir. Yaşanan olaylara bakmak bile doğru teşhisi koymaya yeterlidir. Ancak, bunun için öncelikli olarak mazlumların ayağa kalkmalarına, ihtiyaç vardır. Yoksa zalimlerden zulümlerine son vermelerini beklemek gerçekçi olmaz.

Yeryüzünde hâkim olan zulüm düzeninin tespiti konusunda bir problem yoktur. Problem zalimlerin oluşturduğu bu düzenin doğruya yöneltilmesinde ortaya çıkıyor. Bugün öylesine dünya üzerinde bir yanlaş anlayış hâkimdir ki, bu zulmün önlenmesi zalimlerden, yani zulmü iş edinenlerden bekleyen bir anlayış hâkimdir.

Çünkü zalimlerin mazlumlara karşı kullandıkları silahların finansörlerinin bile mazlumlar olduğunun bilinmeyen bir yanı yoktur. Bir bakıma mazlumlar cellâdına âşık bir idam mahkûmu görüntüsü veriyorlar. Bundan kurtulmanın yolu, öncelikli olarak hâkim düzende yanlışların tespitidir. Bu tespit yapılmıştır. Farklı şekillerde de olsa sadece BM’nin yapısına yönelik eleştiriler bile bu gerçeği gözler önüne seriyor. Ancak, bu tespitin yapılmasının ardından bu zulüm düzenini oluşturanların bu yapıyı kendilerinin değiştirmelerini beklemek gibi bir yanlış söz konusu. Gelinen noktada kesinlikle görülen husus zalimlerden adalet beklemek yanlışının terk edilmesi, zalimlerden yaptıklarının hesabının sorulması noktasına gelinmesi gerekiyor. Kısaca, mazlumlar ayağa kalkmadan, zalimlerden hesap sormadan yeryüzünde zulüm son bulmayacaktır. Söz gelimi, dünyanın beşten büyük olduğunu söylemek doğru bir değerlendirmedir, ama dünyanın beşten büyük olduğunun da zalimlere gösterilmesi gerekiyor. Yoksa yaptıklarının yanlış olduğunu söyleyerek yaptıklarından vazgeçirmek mümkün olmaz.

Bunun için sadece İslam dünyasının saldırı, sömürü ve katliamları doğru değerlendirmesi yeterlidir. Bu tespit bile gösterecektir ki, küfür tek millettir ve onların farklı yerlerde değişik tavırlar sergiliyor görüntüsü vermeleri aldatmacadan ibarettir. Özellikle de küfür cephesinin İslam dünyasının sömürülmesi konusunda ortak hareket ettiklerini görmek durumundayız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?